Molla Cami Kitapliginda aradiginiz hersey elinizin altinda
* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * *
Giriş Sayfası Yap   Açılış Sayfası Yap (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle



Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.

Makaleler

“Iskat” ve “devir”

Halis ECE

“Iskat” ve “devir”

"Iskat” lûgatte, düşürmek demektir. “Devir” de, döndürmek, çevirmek manalarınadır.

AĞLAYAN SECCADE NE EYLESİN

uyku bir çeşit ölüm anıdır faniye,yine böyle bir uykuhali anlatacağımız.

islami makaleler sohbetler

euzübillahimineşşeydanirracim bismillahirrahmanirrahim .elhamdülillahi rabbilalemin vessalatü vesselamü alaseyyidina muhammedivvealaalihi vesahbihi ecmain muhterem kardeşlerim.

Onlar zaten bizimdi...

Çocuk eğitimi konularından birinde yaptığım bir yorumum vardı;
“Batılılaşmak mı? İslam’ı hayata geçirmek mi?”
Bu cümle bende beyin fırtınasına sebep oldu ve neredeyse tüm gün düşündüm durdum…

Bizde olanlar!... Bizden alınanlar!... Bize satılanlar!...
Neydi bunlar?

Önceleri zaten bizlerde var olan şeyler yobazlık olarak nitelendirildi ve bu örflerimiz, adetlerimiz hatta yaşam tarzımızdan uzaklaştırıldık.

KOCA ÇINAR OSMANLI

Avusturya’nın Kanuni korkusu

Geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan bir haber hepimizi yeniden irkiltmeye yetti. Avusturya parlamentosundan sağcı bir milletvekili Adreas Mölzer, AB Komisyonu'nun yanıtlaması istemiyle AP Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesinde, Müslüman liderlerin sıklıkla “Avrupa'nın fethi İslam'ın temel hedefidir” söylemini dile getirdiklerini bildirmiş. Alman Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) Avrupa Parlamentosu'na seçilen Volkan Öger'in seçim kampanyası sırasında tamamen ekonomik, kültürel anlamda söylediği belirtilen ve mizahi yönü de olan “Kanuni Sultan Süleyman’ın 1529'da başlattığı Viyana kuşatmasını, vatandaşlarımızla, güçlü erkeklerimiz ve sağlıklı kadınlarımızla biz tamamlayacağız" cümlesini de alıntılayan Mölzer, “Bu tehlikeli duruma tepki olarak tartışılan İslam dünyasından göçün durdurulmasının aciliyeti ne düzeydedir?" diye de sormayı ihmal etmemiş.

KOCA ÇINAR OSMANLI

Avusturya’nın Kanuni korkusu

Geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan bir haber hepimizi yeniden irkiltmeye yetti. Avusturya parlamentosundan sağcı bir milletvekili Adreas Mölzer, AB Komisyonu'nun yanıtlaması istemiyle AP Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesinde, Müslüman liderlerin sıklıkla “Avrupa'nın fethi İslam'ın temel hedefidir” söylemini dile getirdiklerini bildirmiş. Alman Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) Avrupa Parlamentosu'na seçilen Volkan Öger'in seçim kampanyası sırasında tamamen ekonomik, kültürel anlamda söylediği belirtilen ve mizahi yönü de olan “Kanuni Sultan Süleyman’ın 1529'da başlattığı Viyana kuşatmasını, vatandaşlarımızla, güçlü erkeklerimiz ve sağlıklı kadınlarımızla biz tamamlayacağız" cümlesini de alıntılayan Mölzer, “Bu tehlikeli duruma tepki olarak tartışılan İslam dünyasından göçün durdurulmasının aciliyeti ne düzeydedir?" diye de sormayı ihmal etmemiş.

KOCA ÇINAR OSMANLI

Avusturya’nın Kanuni korkusu

Geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan bir haber hepimizi yeniden irkiltmeye yetti. Avusturya parlamentosundan sağcı bir milletvekili Adreas Mölzer, AB Komisyonu'nun yanıtlaması istemiyle AP Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesinde, Müslüman liderlerin sıklıkla “Avrupa'nın fethi İslam'ın temel hedefidir” söylemini dile getirdiklerini bildirmiş. Alman Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) Avrupa Parlamentosu'na seçilen Volkan Öger'in seçim kampanyası sırasında tamamen ekonomik, kültürel anlamda söylediği belirtilen ve mizahi yönü de olan “Kanuni Sultan Süleyman’ın 1529'da başlattığı Viyana kuşatmasını, vatandaşlarımızla, güçlü erkeklerimiz ve sağlıklı kadınlarımızla biz tamamlayacağız" cümlesini de alıntılayan Mölzer, “Bu tehlikeli duruma tepki olarak tartışılan İslam dünyasından göçün durdurulmasının aciliyeti ne düzeydedir?" diye de sormayı ihmal etmemiş.

Fethi Remzlendiren İstanbul’un Kalbi Ayasofya!

Fethi Remzlendiren İstanbul’un Kalbi Ayasofya!

Ayasofya; bir mânanın, zıt mânaya taarruz ve onu zebûn
edişinin, bütün dünyada eşi olmayan âbidesi...
(Necip Fazıl Kısakürek)

Bir seyahatin öyküsü değildir bu…

Bir seyahatin öyküsü değildir bu…

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; / Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; / Ay ve güneş ezelden iki İstanbul’ludur.
İstanbul benim canım; / Vatanım da vatanım... (Necip Fâzıl KISAKÜREK)

H a c, haccın ifası, adabı, hikmet ve faziletleri

Halis ECE

H a c

HACCIN İFASI, ADABI, HİKMET VE FAZİLETLERİ

Hac, lûgat itibarıyla ziyaret etmek, yönelmek; tazim edilecek/hürmet ve saygı gösterilecek makamları-yerleri ziyaret niyetinde bulunmak manalarını ifade eder.

İslami ıstılahta ise, belirli bir vakitte Arafat’ta bir miktar durmak, sonra da Ka’be-i Muaazzama’yı usûlünce tavaf etmek suretiyle ziyaret etmektir.

Sultan Vahdettin'e dair

Değerli arkadaşlar,Mustafa Armağan'ın Zaman gazetesinin 27 Kasım 2007 tarihli sayısında yayınlanan, Sultan Vahdettin konulu makalesini sizlerle paylaşmak isterim. Gerçekten şaşırtıcı,ibretamiz belge niteliğinde hatıralar...

------------------------------------------------------------------------------------------------------

-Resmi tarihin Sultan Vahdettin saplantısı-

Herkes kendi bildiğini okur..

[b][=green]Herkes kendi bildiğini okur..

Bilinmez nedendir, aslında hepimiz biliyoruz da, eleştiriye, kusurlarımızın söylenmesine yada bizimle aynı fikiri paylaşmayanların seslerini yükseltmesine tahammül etmede, biraz zorlanırız. Sanki gerektir ki herkesin söylediği söz bir ola. Oysa baktığımız yön aynı olsa bile gördüklerimiz birbirinden dağlar kadar farklıdır. Hepimiz kendi bilgimiz, görgümüz el verdiğince, ne anlam verdiysek olan bitene, onu bilir onu söyleriz. Esasında, dünyada bulunan başlar adedince, hatta o başların taşıdıkları gözler, akıllar adedince yeni bakış açıları, yeni yorumlar, yeni tarifler, fikirler, düşünceler sarmıştır çevremizi. Biz yanlızca kendi bahçe duvarımızı gördüğümüzden, dışarıda olan bitenden haberdar değilizdir. Oysa, ne olur ki herkes düşüncesini söylese, ama dostça, ard niyet gözetmeksizin. Dostluklarımız daha kalıcı ve samimi olmaz mı? Hep neden gülen yüzlerin ardına saklanmak zorundayız, dünya ve içindekiler, hep gülecek kadar kusursuz ve sorunsuz mu? Neden insanları, asıl düşüncelerini, hislerini içlerinde saklamaya zorlayıp, samimiyeti aradığımız insani ilişkilerimizde zoraki ve hakiki olmayan dostluklara meydanı bırakıyoruz? Biz bu derdin tasasını taşır, bir türlü deva bulamazken, yüzyıllar öncesinden şairler sultanı Fuzuli, bugünleri görüp tembih üstüne tembih ekliyor:" Hidayet menziline yetdiler sa'y ile akranun Dalalet içre sen kaldun, sana ol ar yetmez mi? Fuzuli dime, yetmek menzil-i maksuda müşkildür Dutan daman-ı şer-i Ahmed-i Muhtar yetmez mi? "Akranın çalışıp çabalayıp hidayet menziline eriştiler, doğruyu bulamayan bir sen kaldın, bu utanç sana yetmez mi? Fuzuli, gayeye erişmek zordur deme, muradına ermek için, Ahmed-i Muhtar'ın yani Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği kutsal usullerin eteğini tutanın maksadına ulaşmaması mümkün olabilir mi?

İnsan ve kâinat arasındaki enteresan münasebet

Halis ECE

İnsan ve kâinat arasındaki enteresan münasebet

Atalarımızın şöyle hoş ve güzel bir sözü vardır:

Gökten geleni yer kabul eder.”

Hâdiselerin vukuu-olayların oluşumu-meydana gelişi yerin altından da olsa üstünden de gelse; rahmetin de afetin de menşei-kaynağı, kökü-çıkış yeri semadır, göklerdir. Kur’an-ı Kerim’de, “(Allah), gökten yere, yukarıdan aşağıya emri tedbir eder (düzenler)” (1) buyrularak buna işaret edilmiştir.

İsim kültürü, lakap ve ünvanlar

Halis ECE

İsim kültürü, lakap ve ünvanlar

Modern toplumlar”da insan, kendi ismiyle yalnız başına bırakılmıştır. Kendi ismi artık onu tanıtmaya yetmez.

Fert; cemiyet içinde sıra no., sicil no., kayıt no., diploma no., kod no. gibi referans bilgileriyle yeri belirlenen bir eleman olmuştur.

Ne Kadar Kardeşiz....

İnsanlar ulvi ve kutsi bağlarından kopmuşlar, nefsani hissiyatlarını sınırsızca tatmin edebilmek için, ’tan uzaklaşmışlardır. Cenabı Hak ile iletişimini koparan ve böylece gerçek bir özgürlüğe kavuşacağını sanan insan, tamamen başıboş kalmış ve nerede neye çarpıp patlayacağı belli olmayan serseri bir mayın gibi akıntıların anaforuna kapılmıştır.

Bizim inancımız ve içtimai geleneğimiz, kardeşliğe çağırıyor... Herkese, her kesime, her varlığa bir ve beraber olmayı, uyum içinde yaşamayı gösteriyor.

Eğri Minare ve İçimizdeki Çocuklar

Eğri Minare ve İçimizdeki Çocuklar

Yılanın başı zamanında ezilmeli de, ne kadar ezilirse ezilsin ufak söylentiler tarih sayfalarına sarkmış bir kere.

Pederle sohbet ediyoruz da soruyor, “Mimar Sinan’ın yaptırdığı bir camii varmış, minaresi de eğriymiş. Bize küçükken anlatırlardı. Hangi camii o?”

- …..

Camideki Nargile ve İçimizdeki Gammazlar

Camideki Nargile ve İçimizdeki Gammazlar

Eserleriyle Osmanlı Türk-İslâm tarihine damgasını vuran, Türk mimarlık tarihinin yüzakı Mimar Sinan, en büyük ve en muhteşem eseri Süleymaniye Camii’nin inşasını tamamladıktan sonra, bazı bakımlardan bu ulu mabedi testlere tâbi tutuyordu. Bunlardan biri de cami içinde sesin dengeli bir şekilde dağılıp dağılmadığının, mihrapta Kur'an okuyan imamın sesinin en arkalardan ve diplerden duyulup duyulmadığının denenmesi idi. Bunun için Mimar Sinan nargile kullanıyordu.

Kadınlaşan-Yozlaşan Erkekler !

Bir hanım yazar "Başörtülü Yarı Çıplaklar" başlıklı gayet yerinde bir
yazı kaleme aldı ve olumlu olumsuz bir çok eleştiri yağmuruna
tutuldu.Bazı tesettürlü bayanların giyiminin yozlaşmış halini işlemesi
aklıma "Bayanların giyim kuşamı bu şekilde yozlaştı da ya erkekler ne
alemde?" sorusunu getirdi.

Zaman içerisinde erkeklerin de giyim kuşamı maalesef
yozlaştı.Özellikle gençlerin giyim kuşamı acayipleşti.Sokağa çıkınca

Molla Kâsım'ı Gördün mü?


Mehmet DOĞRAMACI, 26 Eylül 2007

Molla Kâsım’ı Gördün mü?

Bizim Hazreti Yunus’umuzun hayat hikâyesindeki Molla Kâsım sahnesini çoğunuz bilirsiniz. Unutanlar için kısa bir tekrarla konuya girelim.

Hazreti Yunus’un vefatından sonra şiirlerinin bulunduğu divan Molla Kâsım adlı bir kaba softanın eline geçer. Sakarya kıyısına oturarak şiirleri tek tek okuyan Molla Kâsım kendince dine aykırı (!) gördüklerini bir kenara ayırır. 3.000 adet şiirden ayırdığı 1.000 tanesini yakar. Bir başka gün kalan 2000′ ini inceler ve bunlardan da binden fazlasını nehre atar. İşte tam bu esnada eline gelen şiirde şu dize çıkar karşısına;

Edebiyatta Fıkra ve Hoca Nasreddin merhum

Halis ECE

Edebiyatta Fıkra ve Hoca Nasreddin merhum

Edebiyatta “güzel fıkra” denince, hele de bu terkibin önünde “en” olunca, ilk aklımıza gelen Nasreddin Hocamız olduğu için, öncelikle onu anlatmak istedik. Zira toplum olarak zât-ı âlilerini çok da iyi bildiğimiz ve tanıdığımız söylenemez.

Ayrıca dünyada onun gibi, şöhretinin büyüklüğüne nisbetle hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip olunamayan ikinci bir kişi var mıdır, bilemiyoruz. Diğer bir ifade ile, acaba başka hangi millet, ünü-şânı ülke sınırlarını aşmış bir büyüğünü bu kadar nisyâna revâ görmüştür?!

İçeriği paylaş

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Anket

Son yorumlar



ihya.org toplist hosting TOPlist

uyeadi@mollacami.com 2GB Alan bedava:)