* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * * | |||
| Açılış Sayfası Yap | (ctrl+D) Favorilere Ekle | ||
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular
"Allah'a hamdederek başlanmayan her önemli iş bereketsiz olur."
Ebû Dâvûd, Edeb 18.
"Allah Teâlâ, kulunun bir şey yedikten sonra hamdetmesinden, bir şey içtikten sonra hamdetmesinden hoşnut olur. " Müslim, Zikir 89.
"Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur". Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: "Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.Buhârî, Bed'ü'l-halk 11
Selamün Aleyküm Kardeşlerim
"Var olmayan birşey düşünülemez."
Mesela insan ruhun olup olmadığını bilmiyor.Ancak insan var olmayan şeyi düşünemez.Demek ki ruh vardır.Şöyle söyleyebilirsiniz bazı varlıklar; araba ,ev gibi geçmişte yoktu.Burayı dikkatli dinleyin,cisimler karıştırılarak yeni bir madde oluşur.Yine var olan birşeyden başka bir varlık yapılmış olur.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’in irtihallerine yakın günlerde idi. Hz. Âişe (r.anhâ)’nin yanlarında altı veya yedi dînar bulunuyordu. Resûlüllah Efendimiz, onları fakirlere dağıtmasını, Âişe vâlidemize emretmişti. O ise, Resûlüllah (s.a.v.)’ın hastalığı ile meşgul olduğu için, onları dağıtamamıştı. Fahr-i Kâinat Efendimiz Âişe vâlidemize,
“— Altı-yedi dînârı ne yaptın, dağıttın mı?” diye sordu.
Günlerden bir gün zengin bir baba ailesi ve oğlunu köye götürdü.
Bu yolculuğun tek amacı vardı;
insanlarin ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek.
Çok fakir bir ailenin çiftliğinde bir gece ve gün geçirdiler.
Yolculuktan döndüklerinde baba oğluna sordu;
“İnsanlarin ne kadar fakir olabildiklerini gördün mü?”
“Evet!”
“Ne öğrendin peki?”
Y A R A B B İ...
Sana Meryem'in temizliği ile gelmek istiyorum,
Günahlarla kirlenmeme izin verme.
Sana Musa'nın duasıyla geliyorum,
Şeytana uymam için peşimden koşanlardan kurtar beni.
İsmail'in tevekkülü ile boynumu büküyorum,
Beni ve soyumu sana kul olarak yaşat.
Sana ibrahim'in şefkatiyle geliyorum,
Sana gelmeme engel olan şeyleri bana gösterki onları kurban edeyim.
(Ya Rabbi, Sana ve Resulüne itaat etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!)
(Ya Rabbi, faydasız ilimden, makbul olmayan ibadetten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım.)
(Ya Rabbi, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!)
(Ya Rabbi, her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahiret azabından bizi koru!)
[b] DÜNYA Bİ MİSAFİRHANE KİM ZANNEDERSE BU MAL BU MÜLK ONA BUNA KALACAK SULTAN SÜLEYMANA KALMAYAN MÜCRİMEMİ KALACAK.ASIL DÜNYA ARKANDA BIRAKIĞIN SAF Bİ GELECEK İNANÇLARI OTRTURMUŞ Bİ NESİL.....
S.aleyküm;
Bir çoğumuzun malumu olduğu üzere hilalin gözetlenmesi (Rüyeti hilal) hususunda İslam coğrafyasında bir ikilik yaşanmaktadır son yıllarda. Ama malesef bu mevzuda araştırdığım kadarı ile internet mekanında ciddi bir çalışma malesef yoktur. Bunun eksikliği olduğu için son aylarda bir kaç arkadaş beraber bazı çalışmalar yürütüyoruz. İlk olarak dikkatimizi çeken husus Yahudilerinde kameri takvim kullanmaları ve kendilerince bazı dini kanunlar çerçevesinde takvim üzerinde oynama yapmış olamalarıdır. Ayrıca rüyeti hilalin nasıl yapıldığı hakkında bir çoğu kimsenin ne coğrafi (ve astronomik) ne de fıkıhi bilgisi malesef yok denecek kadar azdır. (şurdan telefon geldi hilali görmüşler bu kadar) Bu mevzu üzerine elimizden geldiği kadarı ile ciddi araştırmalar yapmaktayız ve inşl. yakın zamanda buradan elde ettiğimiz bilgileri sizlerle paylaşacağız. Tabiki sizlerin ve değerli alimlerimizin bilgilerinide görmek isteriz.
Halis ECE
H a c
HACCIN İFASI, ADABI, HİKMET VE FAZİLETLERİ
Hac, lûgat itibarıyla ziyaret etmek, yönelmek; tazim edilecek/hürmet ve saygı gösterilecek makamları-yerleri ziyaret niyetinde bulunmak manalarını ifade eder.
İslami ıstılahta ise, belirli bir vakitte Arafat’ta bir miktar durmak, sonra da Ka’be-i Muaazzama’yı usûlünce tavaf etmek suretiyle ziyaret etmektir.
[i][b]Öyle birini dost edinme fırsatınız var ki :
Her zaman sizin ona ihtiyacınız oluyor , onun ise aslında size hiç ihtiyacı olmadığı halde sizi dost telakki ediyor ,
size tenezzül buyurup iltifat ediyor ,
Siz ona 1 adım yöneldiğinizde o size 10 adımla yöneliyor ,
Darda kaldığınızda imdadınıza yetişiyor , zorlukları açıp kolaylaştırıyor ,
Çokça ikram ediyor , cömertliğini hiç bırakmıyor ,
[b]السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
بسم الله الرحمن الرحيم
وماالمعدوم مرئيا و شيأ؛ لفقه لاح في يمن الهلال
Mefhum-u Beyt:Ma'dum-a Hal-i Ademinde Ru'yet-i İlahi Taalluk Eğlemez Ve Ona Şey Lafz-ı Dahi İtlak Olunmaz, Bu Da'vaya Hilal'den Zahir Olan Olan İlim Delildir.
Ma'dum Olan Yani (Mevcut Olmayan)'a Ru'yet İlahi Taalluk Etmez,( Yok Olan-ı Hz Allah Göruyor Denmez, Ve Bu Henuz Yok Olana (Şey) Diye Söylenmez), Zira Şey, Mevcut Olan İçin Kullanılır.
DİYALOGCULARIN GİZLEDİKLERİ 4 HUSUS
Peki, 4 husus niye gizleniyor! Bunlar da mı "Diyalog ve Hoşgörü"yü
emrediyor!.. Gerçekleri gizlemeye lütfen devam etmeyin sevgili
-bazı- ilahiyat profesörleri. Çünkü, gerçekler bir gün zamanla
mutlaka anlaşılacaktır. Sevgili okuyucular, isim vermiyor, şimdilik
"Karaman'ın koyunu, sonra çıkar oyunu" diyorum.
"İddianıza güveniyorsanız gelin lânetleşelim"
Şahsî Bir Hastalık: Riyâ - Gösteriş
Başta hadis-i şerifler olmak üzere, ehemmiyetine binâen üzerinde sıklıkla durulan ve muhtelif birçok dini eserlerde “Gizli şirk” vasfına layık görülen riyâ; toplumsal hastalıktan öte şahsî bir hastalık olarak kişilerin ibâdet-ü taâtını yiyip bitiren veya etkisiz bırakan, daha ilerisi; “şirk” illetiyle sonlandırabilecek kadar tehlikeli olan kalbî bir hastalık…
Halis ECE
İnsan ve kâinat arasındaki enteresan münasebet
Atalarımızın şöyle hoş ve güzel bir sözü vardır:
“Gökten geleni yer kabul eder.”
Hâdiselerin vukuu-olayların oluşumu-meydana gelişi yerin altından da olsa üstünden de gelse; rahmetin de afetin de menşei-kaynağı, kökü-çıkış yeri semadır, göklerdir. Kur’an-ı Kerim’de, “(Allah), gökten yere, yukarıdan aşağıya emri tedbir eder (düzenler)” (1) buyrularak buna işaret edilmiştir.
Selamün Aleyküm Kardeşlerim
"Var olmayan şey düşünülemez."
Mesela insan ruhun olup olmadığını bilmiyor.Ancak insan var olmayan şeyi düşünemez.Demek ki ruh vardır.Şöyle söyleyebilirsiniz bazı varlıklar; araba ,ev gibi geçmişte yoktu.Burayı dikkatli dinleyin,cisimler karıştırılarak yeni bir madde oluşur.Yine var olan birşeyden başka bir varlık yapılmış olur.
"Farkında" olmalı insan…
Kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı.
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını
ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Sahi Siz Kimsiniz?
Siz hiç;
Kara düşünceleri delip geçenleri, her yeni doğan vakte alnı açık çıkanları ve güneşi içinde doğuranları gördünüz mü?
İçindeki coşkuyla, heyecanla ayaklananların, yüreği kendinden taşanların ve zulme karşı direnenlerin nurlu izlerine rastladınız mı?
Tarihin günlüğüne umutları, güzellikleri, özlemleri ve bir de kara günleri göz pınarlarıyla yazanların güncelerini okudunuz mu?
ALLAHÜ TEÂLÂ VARDIR VE BİRDİR, ONDAN BAŞKA BÜTÜN VARLIKLAR YOK İDİ, YİNE YOK OLACAKLARDIR
Etrâfımızdaki varlıkları his organlarımız ile tanımakdayız. Duygu organlarımıza te’sîr eden şeylere (Varlık) [mevcûd] denir. Varlıkların beş duygu organımıza yapdıkları etkilere, te’sîrlere (Özellik) veyâ (Sıfat) denir. Varlıklar, birbirlerinden, özellikleri ile ayırd edilmekdedir. Zıyâ, ses, su, hava, cam, birer varlık ya’nî (Mevcûd)dur. Vezni, ya’nî ağırlığı ve hacmi olan, ya’nî boşlukda yer kaplıyan varlıklara (Cevher) veyâ (Madde) denir. Maddeler birbirlerinden, sıfatları, hâssaları ile ayırd edilirler. Hava, su, taş, cam, ayrı birer maddedir. Zıyâ, ses ise, madde değildir. Çünki, ışık ve ses, yer kaplamaz ve ağırlıkları yokdur. Her varlık, (Enerji) ya’nî (Kudret) taşımakdadır. Ya’nî, iş yapabilir. Her madde, sulb, ya’nî katı ve mâyi’ ya’nî sıvı ve gaz olmak üzere üç hâlde bulunabilir. Katı maddelerin şekli vardır.Sıvı ve gaz hâlindeki maddelerin, kendilerine mahsûs belli şeklleri yokdur. Bunlar, bulundukları kabın şeklini alırlar.Maddenin şekl almış hâline (Cism) denir. Maddeler hep cism hâlinde bulunur. Meselâ, anahtar, iğne, maşa, kürek, çivi, başka başka cismlerdir. Ya’nî şeklleri başka başkadır. Fekat, hepsi demir maddesinden yapılmışdır. Cismler ikiye ayrılır: Basît cism, Bileşik cism.
Cenaze ile İlgili Hatalar
Dünyasını değiştiren müslümanlara karşı, hayatta bulunaların yapması gereken bir takım görevler vardır. Bunların bir kısmı hakkiyle bilinmediği için, tatbikat esnasında halk arasında bazı hatalar yapılmaktadır. Bu hatalar İslami hududu aşmakta ve bidatlara ulaşabilmektedir. Bu hataları şöyle sıralabiliriz:
İSLÂM, Şerîat, Tarîkat, Hakîkat, Ma‘rifet
1. İSLÂM NEDİR, MÜSLÜMAN KİME DENİR?
İslâm; boyun eğme, teslim olma, sulh yapma demektir. Dinî ilimler ıstılâhında ise bu mânâların yanında, kalb ile inanma, inandığını yaşama, Allâh’ın kazâ ve kaderine râzi olup gönülden teslim olma mânâlarını da ifade eder.
Bu itibarla İslâm, en son ve en mükemmel dinin adı olduğu gibi, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’den, son peygamber Hz. Muhammed Mustafâ’ya (aleyhimüsselâm) gelinceye kadar her peygamberin tebliğe memur olduğu Hak dinin de adıdır. Ona İslâm adını ise, “Allah indinde hak din İslâm’dır” (1) buyurarak bizzat Cenâb-ı Hak vermiştir. Ve yine buyurmuştur ki, “Bugün size dininizi ikmâl ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a râzi oldum.” (2) “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki o din, ondan asla kabul edilmeyecektir.” (3)
Aşk-ı Nebi * Nevbahar * Gelin Ey Kardeşler * Osmanlı Torunuyuz * Sultanlar Sultanı * Gönül Kuşu * Özlüyorum * İki Gözüm * İlk Işık * Dervişhan 1 * Çağrı - Soundtrack * Acem Bülbülleri * H.K. Karma İlahiler * Adı Güzel * Talaal Bedru * Yanik Gönüller * Fani Dünya * Bahar Çiçekleri * Bad-i Saba * Selam Götürün * Ben Bir Zata Aşık Oldum * İlahiler ve Kasideler * Gülbeste * Yeşil Kubbe * Imparadies
Adem Şen * Ama Kardeşler * Çocuk İlahileri * Beytullah Kuzu * Boskurtun Bülbülleri * Dervişhan * Film Müzikleri * Grup Samen * Hasan Kılıçatan * Küçük Ahmet * Kemal Fahmi * M.Emin Ay - M.Demirci * M.Kocacan & R. Kapusuz * M.Sandal & R.Kaya * Mehmet Emin Ay * Mehmet Kef * Mehmet Yetkin * Recep Kapusuz * Yakup KILIÇ