Molla Cami Kitapliginda aradiginiz hersey elinizin altinda
* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * *
Giriş Sayfası Yap   Açılış Sayfası Yap (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle



Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.

dinler mi?

dinler mi?

Müslüman halkı
Hıristiyanlaştırmak için faaliyet gösteren misyonerler, Ortadoğu’da büyük bir
dirençle karşılaştılar. Bunu kırmak için, bu bölgede yaşayan Müslümanların, dini
şuurunun yok edilmesi gerekiyordu. Dinlerarası diyalog ile, Hıristiyanlığın da
hak bir din olduğu, korkulacak bir şey olmadığı konusu işlenerek, Müslümanların
Hıristiyanlara karşı olan husumetini kırmayı gaye edindiler.


Bunu
sağlamak için de, "Benim
dinim son dindir, diğerleri yanlıştır” 
inancından vazgeçirmeği prensip edindiler. Dinlerarası diyaloğun mimarlarından
M.Watt, "Modern Dünyada İslam Vahyi" adlı çalışmasında bunu açıkça
yazmaktadır.


Watt'a
göre diyaloğun şartı "Benim
dinim son dindir"
inancından vazgeçmektir: “Dinlerin karşılaştırılması, yani üstünlük ve aşağılık
açısından herhangi bir değerlendirmeye gitmemektir. Objektif anlamda geçerli
olmadığı için gerçek diyalog anlayışı, bu çeşit karşılaştırmalardan vazgeçmeyi
icab ettirir. Taraflardan biri "Benim
dinim son dindir"
derse bu olmaz; çünkü buradaki "son" kelimesi diğer dinlerden üstün olma veya
diğer dinleri geçersiz kılma anlamlarına gelir. Bunun için, benim dinim
diğerlerinkinden daha üstündür inancının terk edilmesi gerekir."

Halbuki Kur’an-ı kerim,
İslamiyetin “son din” olduğunu, diğerlerinin geçersiz olduğundan kabul
edilemez olduğunu açıkca bildirmiştir. Dolayısıyla bir Müslüman bunun aksini
düşünemez. Böyle düşündüğü, inandığı hatta şüphe ettiği takdirde dinden çıkmış
olur. İslamiyetin son din olduğu ayet-i kerimelerde meal şöyle bildirilmiştir:

“Bugün, dininizi kemale
erdirdim, ikmal ettim. Size olan nimetlerimi tamamladım ve sizin için din olarak
İslâmı seçtim.”
(Maide
3)

“Allah indinde hak din
ancak İslâmdır.”

(A. İmran 19)

“Kim İslâmdan başka din
ararsa, bilsin ki, bulduğu din asla kabul edilmeyecektir.”

(A. İmran 85)

M.Watt’ın bu fikrinin, dini
bilgilerde nakli yani vahyi esas olan
“Ehli
sünnet” inancına
sahip Müslümanlara kabul ettirmenin mümkün olmayacağını bildikleri için de,
Müslümanları Endülüs'te İbn Tufeyl

ve İbn Rüşd'ün
temsil ettiği "Felsefî İslama"
yönlendirmeye karar verdiler.


Watt’a
göre, bu filozoflar, İslam'ın dışında kalan dinleri, açıktan açığa tartışma
konusu etmediler, onları da hak din kabul ettiler.

R. Arnaldez,
Ehli sünnet bir Müslümana diyaloğu kabul ettirmenin pratikte imkansız olduğunu,
bu inancın tahrip edilmesi gerektiğini söyledikten sonra, İslami esasları, nakil
ile değil, akıl ile anlamayı bir metod haline dönüştürmüş Vehhabi,

Selefi anlayışının temsilcisi olan  “Abduh ekolü”nün hakim kılınması
halinde, dinlerarası diyaloğun oldukça kolaylaşacağını ifade etmektedir.( R.
Arnaldez: Contidions dun avee İslam)

Dinlerarası Diyalog fikrinin
babası olan Louıs Massignon, “Onların (Müslümanların) her şeylerini
tahrif ettik. İnançları, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye tam inanmıyorlar.
Derin bir boşluğa düştüler. İntihar ve anarşi için olgun hale geldiler”
demektedir. 

Allah din demekten korusun By: asker - Adıdagüzel (7 replies) Pzt, 2006-10-30 23:32

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Anket

Son yorumlar



ihya.org toplist hosting TOPlist

uyeadi@mollacami.com 2GB Alan bedava:)