Molla Cami Kitapliginda aradiginiz hersey elinizin altinda
* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * *
Giriş Sayfası Yap   Açılış Sayfası Yap (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle



Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.

HAC İBADETİ İslam dininin

HAC İBADETİ İslam dininin

HAC İBADETİ
İslam dininin rükunlerinden biri de hac ibadetidir. Akıllı ve mükellef olup, sağlığı yerinde olan hacca gidip gelecek kadar malı bulunan her müslümana ömründe bir defa hac etmesi farzdır.
Hac; ihrama girerek belirli günlerde Kabe’yi ziyaret etmek, Arafat’ta Vakfe yapmak ve bunlara tabi bulunan görevleri yerine getirmektir.
Hac; inançta ve amelde yenilenme, ruh ve bedende zindelik kazanma, hayatta yeni bir sayfa açmadır.
Hac; temiz ve saf bir niyetle başlayan, birbirini takip eden amellerle devam eden ve kurban kesmekle sonuçlanan bir ibadettir.
Hac; kulluğun en üst seviyede tezahürü, yıllardır özlem duyulan mukaddes mekanlara kavuşma, maddi ve manevi kirlerden arınmadır. Bu hususta sevgili peygamberimiz; “Suyun kiri yıkadığı gibi, hac da günahları yıkar”[1], “İçine günah karışmamış ve kabul olunmuş bir haccın karşılığı ancak cennettir.”[2] Buyurmuştur.

Hac; bedendeki bütün giysilerden soyunup yerine iki parça beyaz havlu alıp adeta; içimde ve dışımda var olan her şeyi geride bıraktım ve sana geldim diyerek yeryüzünün en mübarek ve en kutsal mekanını ziyaret edebilmek, benliği aşıp kulluğa, çokluğu yırtıp birliğe ulaşmanın en önemli ayağıdır.

Hacı ise; Yüce Allah’ın “İnsanları Hacca çağır; Yürüyerek veya binekler üstünde uzak yollardan sana gelsinler. Taki kendi menfaatlerine şahit olsunlar; Allah’ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belirli günlerde kurban ederken onun adını ansınlar..” [3] çağrısını duymuş, gönlü Allah aşkı ve sevgisi ile tutuşmuş İslam aşığıdır.
Bir hadisi şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Hacceden kimseler, Allah’ın kulları arasından seçtiği heyetleridir. Allah onları davet etti, onlar da emr-i ilahi’ye icabet ettiler.” [4]
Cenab-ı Hakkın davetine icabet ederek yola çıkan hacı adayı, mukaddes beldede, oranın kudsiyeti ile bağdaşmyan görültü, kavga ve yakışıksız hareketlerden son derece sakınmalıdır. Nitekim bir ayet-i kerimde şöyle buyrulmaktadır: “Hac bilinen aylardadır, kim o aylarda hacca niyet edip ihrama girerse, hac esnasında kadına yaklaşmasın, sövüşüp döğüşmesin”[5]

Nabi ne güzel söylemiş!
Sakın terk-i edebten kûy-ı Mahbubu Hudadır bu, Nazargâh-ı ilahidir, makam-ı Mustafadır bu,
Muraât-i edeb şartiyle gir Nâbi bu dergâha,
Metâf-ı kudsiyandır, busegâh-ı enbiyadır bu!

Bir müslüman için sevgili peygamberimizin (s.a.s.) dünyaya geldiği ülkeyi, İslam güneşin doğduğu şehri, Kur’an-ı Kerimin inmeye başladığı Mekkeyi ve diğer kutsal mekanları ziyaret etmek, bu kutsal mekanlarda meydana gelen ilahi olayları düşünmek ne kadar hoştur.

Cilvegâh-ı ilâh, Mekke!...
Âleme kıblegâh Mekke!...

Resulullah Efendimizin mübarek topuklarını öpen toprakları,Efendimizin nuru aksedince dile gelip ona selam veren yerleri görmek; Peygamberzade Peygamber Cenab-ı İsmail’in susuzluğunu gideren ve ilahi bir muzice olarak fışkıran Zemzem’i içmek, mü’min selinin arasına karışıp Kabe’yi tavaf etmek bir müslüman için ne yüce bir ibadettir.

Ey Kâbe matâf-ı enbiyasın,
Ey Kâbe medâr-ı evliyasın.

Hac ibadetini yerine getirirken ziyaret edilen her mekanın ve yapılan her amelin, sembolik bir anlamı ve önemi vardır.

İhram; kişinin bedenindeki bütün giysilerden soyunup iki parça beyaz havlu alıp sonradan edindiği mal, mülk, rütbe, makam ve benzerlerini geride bırakarak tek farkın şahsi faziletten ibaret olduğu gerçek eşitliği yaşamaktır.
Her bir dönüşü, insanın özünde var olan ve onu tutsak haline getiren, Rabbi ile beraber olmasına engel olan dünyevi duygu ve düşünceleri aşma, bir olana varma anlamına gelen tavaf; ruha ve bedene olumlu değerler yükleme, O’nunla beraber olma mutluluğunu yaşama ve Kabe’nin ruhu ile irtibat kurabilmedir.

Peygamberimizin “Bilmedin mi ki, İslam kendinden önceki günahları yok eder, hicret kendinden önceki günahları yok eder, hac kendinden önceki günahları yok eder” müjdesine mazhar olabilmek için, istenilen ve omuzlarda taşınan amelleri Cenab-ı Hakk’a arz, en içten duygularla tövbe etmek üzere çıkılan ve haccın sırlarını içinde taşıyan mahaldir Arafat.

Arafat; mahşeri kalabalığın içinde nefsi ile başbaşa kalarak; göz yaşı dökmenin, tövbeleri kabul edilen Hz. Adem ve Hz. Havva’nın yaşadıkları sevinci yaşamanın, kendileri için zor bir sınavı başarı ile geçen, imanın ve teslimiyetin en güzel örneğini veren Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in hatırasını yaşatmanın mahallidir. Veda Haccı’nda binlerce insanın önünde, kıyamete kadar ümmetinin yaşam anlayışının sınırlarını çizen ve her cümlesinin sonunda “Allah’ım Şahit Ol” diye haykıran Peygamberimizin hissettiklerini duyabilmemin; bütün insanlık için dua edebilmenin, mebrur bir hac şerefine nail olmanın ve ümitleri yeşertmenin yeridir.

Müzdelife’de bulunma; insan için ebedi düşman olan şeytanı ve ondan gelen kötülükleri belirleme, ona karşı savunma mekanizmalarını kurma ve onun hakimiyet gücünü kırmak için bir hazırlanmadır. Müzdelife’de toplanılan her bir taş, şeytandan gelen ve insan hayatını karartan, zehir eden ve insanı; gaflete, cehalete ve günaha sürükleyen duygu, düşünce ve halleri tekrar şeytana iade etmek üzere silahlanmadır.
Şeytan taşlama mahalli; düşünce, amel ve niyetlerdeki bütün negatif değerleri temizleme; mal, makam, mevki ve şöhret tutkularından kurtulma yeridir.

Kurban; Allah (c.c)’ın verdiği nimetlere şükretmenin, gerektiğinde bütün nimetleri Allah yolunda feda etmenin ve Allah’ın emirlerine teslim olmanın bir göstergesidir.

[1] Et-Terğib vet-Terhib c. 2 s. 166

[2] Et-Terğib vet-Terhib c 2 s. 163

[3] Sure-i Hac 27-28

[4] Et-terğib vet-Terhib c. 2 s. 167

[5] Bakara: 197

[6] Al-i İmran 97

HAC İBADETİ By: Ecyad (12 replies) Cum, 2006-11-24 20:49

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Anket

Son yorumlar



ihya.org toplist hosting TOPlist

uyeadi@mollacami.com 2GB Alan bedava:)