Molla Cami Kitapliginda aradiginiz hersey elinizin altinda
* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * *
Giriş Sayfası Yap   Açılış Sayfası Yap (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle



Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.

Sevgili KARDELEN

Sevgili KARDELEN

Sevgili KARDELEN;

UBEYDULLAH kardeşimizin mesajındaki -biraz da ümitsizce- temennilerine atfen ortaya koyduğunuz serzenişler, cidden çok hoş, tesbitlerse tam isabet.

Arş'tan Ferş'e (yerden göğe) kadar haklısınız... Ama, üzerimize düşenleri yapma gayretinden öte de elimizden bir şey gelmeyeceği muhakkak. Ne diyelim; Rabbim iz'an ve insaf damarlarını harekete geçirsin, dua ve niyazıyla cihadın üçüncü mertebesine bari sarılalım.

Yazıların takipçisi olmanıza ise gerçekten memnun oldum. Biliyorsunuz, günümüz insanı ciddi çalışmalardan pek de fazla hazzetmiyor. Dolayısiyle ilmi makale ve kitaplar okumak onu sıkıyor. Daha çok gündelik olaylarla, basit şeylerle meşgul. Hatta intenetteki-forumlardaki durumu gözönüne alırsak, "Okumadan âlim, gezmeden seyyah!" olmayı tercih ettiğini görüyoruz. Oysa böyle bir hal, muhal!

Her neyse, geçelim bunları...

Bu arada değerli ilim-fikir, felsefe ve hukuk adamlarımızdan Mehmed Niyazi Bey'in, Almanya’da talebelik yıllarındaki bir hâtırası geldi aklıma... Eminönü Kültür Merkezi'nde bizzat kendisinden de dinledim, bir köşe yazısında da okumuştum. Şunları anlatıyor Niyazi Bey:

“Brilohn’da Goethe Enstitüsü’ne devam ettiğim sıralarda, öğretmenimiz tahtaya, ‘Yarın sabah saat onda, Cumhurbaşkanı Lübke kilise meydanına gelecek' diye yazdı.

“Bir cumhurbaşkanı görmek ümidiyle oraya gittiğimde, ekseriyetini zencilerin teşkil ettiği on beş civarında yabancı vardı, sarışın bir Alman da aralarında dikiliyordu.

“Tam saat onda sıradan her Alman vatandaşının binebileceği siyah bir Mercedes göründü. Önünde-arkasında arabalar, motorlu polisler yoktu. Geldi ve meydanda durdu. Bekleyen Alman saygıyla yaklaştı, arabadan inen orta boylu, kır saçlı adamın elini sıktı. ‘Demek Lübke bu imiş’ diye zihnimden geçirirken, kiliseye doğru yürüdüler; ibâdet saatleriydi; kiliseden müzik ve koro sesleri geliyordu.

“Pazar günleri enstitüde yemek çıkmadığından, öğle yemeğini ilçenin lokantalarından birinde yiyorduk. Gene aynı lokantaya gitmiştik; yemekleri sipariş etmiş, bekliyorduk. Kapı açıldı, içeriye Lübke ve onu karşılayan adam girdi. Gelip, yanımızdaki masaya oturdular. Onlara belli etmeden yemeklerimizin servisini yapan garsona sordum: ‘Yanımdaki Başkan Lübke, karşısındaki kim?’ diye... Garson da aynı itinayı göstererek, ‘O da belediye reisimiz’ cevabını verdi.

“O tarihlerde insan başına düşen gelirimiz bin dolar bile değildi. Bizlerin, hatta bizlerden daha fakir ülkelerin çocuklarının yemek yiyebildiği lokantada, belediye reisinin cumhurbaşkanını ağırlaması zihnime çakıldı...”
***

Niyazi Bey bu hâtırasını anlattıktan sonra, Şark’ın şatafatlı-debdebeli karşılama ve ağırlama merâsimlerini hatırlatıyor ve hemen hepimizin tahmin edebileceği önemli bazı temennilerde bulunuyor....

... Haliyle bize de, her alanda olduğu gibi bu hususta da Doğu ile Batı arasında mukayeseler yapıp, aynı zihniyetin ülkemizde de hâkim olmasını dilemek ve beklemekten başka yapacak bir şey kalmıyor.

Rabbim encamımızı hayreylesin.

Selam vu dualarımla...

Yaptığınız yasaları uygulamaya umarım izin verirsiniz! By: halisece (10 replies) Çar, 2007-10-31 14:16

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Anket

Son yorumlar



ihya.org toplist hosting TOPlist

uyeadi@mollacami.com 2GB Alan bedava:)