Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.
MESiH
Kabil tarafından Salı, 2005-12-20 18:54 tarihinde gönderildi.
Arkadaslar. Bana mesih gelecek mi gelmiyecek mi sorusuna iyi bir cevap verebilen vbar mi?
- Yorum göndermek için giriş yapın
- 1089 okuma
Kim neler yaziyor?
Adıdagüzel · asya??? · Ecyad · firttix · Gök Sultan · Güvercin24 · Ebu Ömer · Tebesüm · _313_ · Bezirgan · rose5584 · romuslu_6 · NAZLİ34 · başak · yolcu · zumer · mervecik · Hazen · farukaktaş · seyyah99 · osmancetin53 · berrin_33 · learner · miyasel · ESLAH · hazan_im · gözyaşı · tefrih · ayasofya camii · vahiy · jade · Mezopotamyali · hdanisman · Pür Nûr · sevgim · HACI ALI · Halis Ece · Hasan Dursun · Hicret · Mihman · piri reis · Râbia · müteallim · Tüm Yazilar · Kütüphane Yazıları
Anket
Son yorumlar
- Re: Üniversite Konsepti ve Kimlik Dejenerasyonu
6 saat 3 dakika önce - ilahi indirmek
1 gün 4 saat önce - çok sanslısınız..
2 gün 9 saat önce - harika bir sistem..
2 gün 10 saat önce - Re: İnsanın dört mevsimi ya da farklı halleri...
2 gün 14 saat önce - yanlış bir anket
2 gün 14 saat önce - yanlış bir anket
2 gün 14 saat önce - Re: İnsanın dört mevsimi ya da farklı halleri...
3 gün 54 dakika önce - TEŞEKKÜR
3 gün 8 saat önce - PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) NE YAPARDI
3 gün 23 saat önce

abesle istigal etmeyiniz
Sevgili kardeslerim (bu lafimi cogunuz anliyorsunuz).
kenan altindas gibi insanlara cvp verecegim diye bosuna ugrasmayin. Inanin onlardaki inat gayri muslimlerdekinden daha fazladir. Buyugumuz ne buyurmus: Vakti, nakti, ömrü israf etmeyiniz. Bu adama cvp vermekle hem onu muhattap almis olursunuz hem de vakti israf etmis olursunuz. Birakin inlari da biz bize lazim olan bilgileri paylasalim ve hizmetlerden bahsedelim.
vsslm
konu: mesih
Sevgili kardeslerim (bu lafimi cogunuz anliyorsunuz).
kenan altindas gibi insanlara cvp verecegim diye bosuna ugrasmayin. Inanin onlardaki inat gayri muslimlerdekinden daha fazladir. Buyugumuz ne buyurmus: Vakti, nakti, ömrü israf etmeyiniz. Bu adama cvp vermekle hem onu muhattap almis olursunuz hem de vakti israf etmis olursunuz. Birakin inlari da biz bize lazim olan bilgileri paylasalim ve hizmetlerden bahsedelim.
vsslm
**********************************
Değerli kardeşim bir insana bir kelime bile dahi öğretebiliyorsak ne mutlu bizlre. Ayrımcılık yapmak ne haddimize. Haklısınız elbette kardelerimizin yazdıkları şeyler doğru olan şeyler değil. Ancak onlar diye bahsettiğinz insanlarda bu sitenin birer üyesi. Bende baştan kırıcı bir üslup kullandığımı düşünüyoum. Hakkınızı helal ediniz. Kalp kırmak bir Müslümanın yapacağı en son şey olmalı. Hatta olmamalı.
İNSANI TÜKETEN YOLLAR DEĞİL; ERİŞEMEĞİ MUTLULUKLARDIR:( sevgi ve muhabbetle güvercin
evet hadis-i şerifler dinin
evet hadis-i şerifler dinin en gerekli parçalarından biridir,imanın şartlarında hadislere inanın demiyor ama peygamberlere iman gerekiyor,peygamber ise malununuzdur ki;ahkamı ilahiye yi insanlara tebliğ için Allah ın vaziifelendirdiğ zata denir,öyleyken onların sözlerinin dinin parçası olmadığını düşünmek,inattan başka birşey olmasa gerek!kaldıki rabbimiz;peygamberimizin vahyi yuuha ile konuştuğunu,hevadan konuşmadığını çok açık beyan ediyor ayet-i kerimede,gerisi boş laf ve boş düşüncedir.selamlar.
Tek kaynagim Kuran i
Tek kaynagim Kuran i Kerimdir diyenlere bir buyugumuz cok guzel cevap vermis.Ona gecmeden once bilinen bir isbat vardir,kardesimizin kendisini kurtarmasi icin. Su an namaz kiliyorsunuzdur herhalde. Cunku Kurani Kerimde namazi ikame edin buyuruluyor, yani dosdogru kilin,ayakta tutun ...Peki kardesim nasi kilinacak namaz. Bu hususta Rasulullah(sav) "Beni nasil namaz kiliyor goruyorsaniz oyle kilin " buyurmus ve bu sekil ashabin icmasi ile ve ondan sonra gelenlerin icmasi ile sabit olmusutur. Ah be kardesim eger birak Hadisi Serifleri,Icma ve Kiyas bile olmasaydi, hayat ne kadar zorlasirdir biliyormusun, Sende israilogullarinin yaptigi gibi, rengi de nasil olacak, tipi nasil olacak, kac kilo olsun diye diye isi zorlastiranlardan olursun, Kuran i Kerimde hersey vardir ama anlayana, Belki Kuran i Kerim Rasulullah SAV icin tek kaynaktir,Hadisi Kudsi lerle beraber. O yuce Eshab i Kiram icin ise Kurani Kerim,Hadisi Serif,ve Icma ve Kiyas vardir. Muaz bin Cebel RA in hadisesi. Onlar icin bile bu gerekirse bizim gibi acizler icin, bir arkadasimiz yazmis nefsine hakim olamayanlar, herkes kendini biler internetlerde her turlu melaneti isleyen aczu fakr icinde bulunan biz acizi zeliller buna sende dahilsin kardesim hic kusura bakma, bizim icin elzem ul elzem olur. Simdi o Buyugumuzun cevabina geliyorum...
Gafil sordu, Goster bakalim Kurani Kerimde varmi falan mes`ele ;
Cevap
Sen kendini goster bakalim Kuran i Kerimde varmisin.
Ah be kendini bir halt sanan insan..
Yek katre hunest hazer endise
Tarifidir beserin girince kesmekese
Vesselam
Meseleye dair geniş
Meseleye dair geniş açıklamaları ihtiva eden bir eser:
http://www.tahsiye.com/Rahle/isaa/isaa.htm
____________________________________________________________
Yaz güze ve kışa yer vermesi ve gündüz akşama ve geceye değişmesi kat'iyetinde,gençlik dahi ihtiyarlığa ve ölüme değişecektir.
güvercin24e
imam buhari tırmızi ebu davut vs...şahısların yazdıkları yazıların peygamberimize ait olduğunun hiçbir delili yok. eğer öyle bir kanıt veya delil olsaydı emin olun sizden önce ben o hadislere sahip çıkardım.
casiye 6'yı okumanızı öneririm.
casiye suresi senin aradigin
casiye suresi senin aradigin mevzunun zaten delili:) bu konuyu eger isterseniz üye oldugunuz verdigim linkteki forumda baslik acip ordan ele alinabililir.
size www.zehirliok.com adresini tavsiye ediyorum. orada yasanan facialari göreceksiniz. ve tabi sitenin aldigi ismin kaynagi olan hadisi kutsiyi de okuyup tekrar gözlerinizi kapayip düsünün...
selam sevgi ve dua ile
zavalliyiz ne olacak kenan
zavalliyiz ne olacak kenan kardesim. zavalli birer kuluz. O kadar zavalliyiz ki, yoldan gecen güzel bir kadinin güzelligini bakmaktan kendimizi alamiyoruz.. halbuki kuran zinaya yaklasmayin diyor ama biz gözlerimizi koruyamiyoruz öyle degil mi?
o kadar zavalliyiz ki tv ye actigimizda yabanci bir erkek ile yabanci kadinin öpüsmelerini yaptiklari zinadan dogan picleri ile olan hikayelerini merakla saatlerce izliyoruz..
bu sitemizi 3 gündür ziyaret ediyorsunuz, bir de kardes sitemiz www.zehirliok.com adresinede geliniz. orada da sizi görmek isteriz. zavalli insanlarin neler yaptigini hep beraber hem aglarken hemde okuruz..
zavalligimizdan olsa gerek, cözülmesi gereken o kadar sorun varken don kisotluk yapma derdideyiz hala. ne dersin yaniliyormuyum yoksa?
Fexza Kardesim, ben
Fexza Kardesim, ben anlatamiyorum saniyorum.. inaniyorsunuz saygim büyüktür. ben burda sadece güvenilemez olabilecegini(ki benim icin güvenilemez) vurgulamak istedim.
kabul ederseniz size bi önerim var. bi konuyu arastirirken objektif kaynaklari kullanin, yada iki zIt kaynagi kullanin, hangisi sizi tatmin ediyorsa ona inanin. iste o zaman kendi dogrunuzu bulursunuz. ama sadece malum fikri tasiyan insanlarin yazilarini, o kesimin iddialariyla dolu kitaplarini okuyup okuyup hatim ederseniz, diger fikre tahammülünüz bile kalmaz.. ben burda yazilarimda ne dedim? bana inanmam icin gecerli nedenler söyleyin inaniyim dedim. cünkü ben böyle bi insanim, benim fikirlerim her zaman dogru olmayabilir, ve dogrusunu birisinden ögreniceksem, yanLI$Larimi cöpe atmaya hazirim..
neyse sanirim dedigin gibi bu konuyu artik uzatmaya gerek yok..
tek ricam, hadislerin güvenilirligi hakkinda yazanlari, "zavallilar" "allah $erlerinden korusun" gibi tanimlamazsaniz sevinirim. Elhamdülillah bizde müslümaniz..
Allah Yardimciniz olsun.
100.Allah pisligi aklini kullanmayanlarin üzerine yagdirir
Yunus Suresi
peki hadis-i şeirflerde
peki hadis-i şeirflerde bunun içine dahil değilmidir.kitap sünnet icma ve kıyastırkı sünnetde peygamberimizin sözu işi ve başkaları tarafından yapıldığında hoş gördüğü işleridir hepimizin bildiği üzre bunların yanı hadislerin sıhhatine inanmak gereklidir.bunlar edille-i katıada denirki yanı kat-i delillerdir. hadislerin sıhhatıne inanmamak sizin kendi inancınızdır. biz ise bunların tüm muhaddislerin yazmış olduklarına hiç ayırt etmeden inanıriz ve bu inancıda savunuruz kardeşim bu konuyu fazla uzatmayada gerek yok tüm hadislere amenna ve saddakna
Bende sana soruyorum bu
Bende sana soruyorum bu edille i $eriyye 4 tür, kitapa bakilir, sonra sünnete, sonra icma, ordada yok Kiyas... bunlari kim cikarmistir ?.. kimin kuralidir?
100.Allah pisligi aklini kullanmayanlarin üzerine yagdirir
Yunus Suresi
4 tür ? eee ? neye varmak
4 tür ? eee ? neye varmak istiyorsun bu soruyla ?
100.Allah pisligi aklini kullanmayanlarin üzerine yagdirir
Yunus Suresi
edille-işeriyye kaçtır oz
edille-işeriyye kaçtır ozaman sayın kenan bey söylermisiniz
Güvercin Bu Siteye 3 gün
Güvercin Bu Siteye 3 gün önce rastladim ve hosgörülü, fikirlerini sabitlememis, sorgulamayi seven, baskalarinin fikrine saygi duyan, baskalarinin niye degisik düsündügünü merak edip arastiran insanlarin yazdigi bir site olmasini ümit etmistim..
saniyorum yanilmisim. 3 gündür korkarak bekledigim cevap sonunda geldi.
nedir o cevap, " Ya bizim gibi düsünün yada burdan gidin".. Ben 3 Gündür burda hadislerin güvenilirligi hakkinda yaziyorum, sorular soruyorum, kanitlar istiyorum, ve bana verilen cevaplarda kanitlarda yine hadislerden. Ya mantikli olalim güvenMEdigimi söyledigim $eylerle bana birseyleri ispatlamaya calisiyorsunuz, sonra görmüyormusun kaynagi oku ögren diyorsunuz..
aranizda kac kisi var Islami, Kurani, hadisleri sorgulayan?
Ben sorguladim hatasiZ kurani buLdum.. Ben inanmak istedigim icin degil, inanacak $eyler gördügüm icin inandim.. hadislerin beni yanlisa düsürebilceginden korktum ve hakliydimda..
Hadisleri dinin en gerekli parcalarindan biri gibi görenlere soruyorum, -imanin sartlarinda, islamin sartlarinda Hadislere inanmak gibi bi $art yok- Ahirette bana neden hadislere inanmadin diye sorulcakmi sizce ?
lütfen yazilarimin i$inize geldigi kIsmIna cevap vermeyin, mümkünse her her soruma cevap verin..
100.Allah pisligi aklini kullanmayanlarin üzerine yagdirir
Yunus Suresi
Be kardeşim bizde Kuran
Be kardeşim bizde Kuran okur ona göre yaşarız. Elahmdülillah müslümanız. Madem Kuran okuyorsun da o Kuranı insanlara ulaştıran Peygamber Efendmizin hadislerini niye inkar ediyorsun. Burda büyük bir tezatlık var. Lütfen siz ilk önce ne dediğinizi ve ne bildiğinizi düşünün. Sonra buraya yazın.
ne olursan ol gel????
biz yalnızca Kuran okur ona göre dinimizi yaşarız.
dinimizi yalnız Allaha has kılarak ibadet ederiz.
gördüğümüz apaçık bir yanlışlığa dur demek zorundayız.
tabiki yalnızca Kuran ile uyarıda bulunabiliriz.
sa
Kardeşim siz hangi ktapları okuyosunuz Allah aşkına ya. Ya da hiç kitap mı okumadınız? Nedir amacınız anlamış değilim ama bu site Ehli Sünnet bir sitedir. Eğer fikirlerimize karşı iseniz girmezsiniz olur biter. Ha bir arayış içerisindeyseniz üslubunuzu lütfen değiştirniz size yardımcı olalım. Ama sizin oluşturmuş olduğunuz sabit fikirler aşılacak gibi değil. KUSURA BAKMAYIN .
Yolcu kardesim, varsIn ben
Yolcu kardesim, varsIn ben Gafil olayim, Ama acik olan Sudurki, o ayetlerde Yahudilerin hz isayi öldüremediklerini(öldürdüklerini Sandiklarini) söylüyor. Maide Suresíndede Dünya hayatinin sonlandirildigini (ALLAH TARAFINDAN) söylüyor.. anlasilmicak neresi var anlamiyorum.. eger gaflet bunu görmekse, ben gafilim kardesim..
hala söylüyorum kuran tek kaynagim..
Dedigim gibi senin söyledigin ayetlerde, YAHUDILERIN ÖLDÜRMEDIGINDEN, ÖLDÜRDÜKLERININ ONLARA HZ ISA GIBI GÖRÜNDÜGÜNDEN BAHSEDIYOR, MAIDE SURESINDEDE ALLAH TARAFINDAN HZ INSANIN DÜNYA HAYATINA SON VERILDIGI SÖYLENIYOR.. anlasilmayacak ne var BILMEK ISTIYORUM !!!!
BEN Gafili bilgilendirip Gafletten kurtarirsan, ne mutlu sana...
100.Allah pisligi aklini kullanmayanlarin üzerine yagdirir
Yunus Suresi
zaten ayetle de belli
evet onlar öldürmedi bu apaçık
ama Allah onu vefat ettirdi.maide 117 ve ali imran 55'te apaçık bu da var.elmalılı da vefat ettirdi demiş.
demek kelimeler ve anlamları
Kuranda kadınların belli durumlarda kadınların dövülebileceğine ilişkin ayet vardır.
orda kullanılan “ Daraba” fiili bir sürü anlamı içinde barındırıyor.
13, Rad suresi 17. ayetindeki “ Daraba” kelimesini açıklamak yerine dövmek olarak anlasaydık saçma bir sonuçla karşılaşırdık: “ İşte Allah hakkı ve batılı böyle döver.” olurdu.
bakın ben böyle demiyorum sizin yorumuzla yola çıkarsak böyle bir sonuç çıkar ortaya.
demekki tevveffa kelimesi farklı manalar çağrıştırıyorsa daraba fiili de farklı manalara geliyor.
Çok açık Lütfen ısrar etmiyelim
Nisa Suresi : 155-158 Ayet
" İşte sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve “kalplerimiz perdelidir” demeleri
-ki kalpleri perdeli yaratılmış olmayıp, Allah inkârcılıkları sebebiyle kalplerini mühürledi de artık onlar pek az inanırlar-
yine inkârları ve Meryem aleyhinde müthiş bir iftira atmaları ve “Biz Allah’ın resulü(!) Meryem oğlu Mesih Îsâ’yı katlettik” demeleri yüzünden, onların başlarına belalar vererek cezalandırdık, kalplerini mühürledik,
Oysa onlar Îsâ’yı öldüremediler, asamadılar da! Öldürülen başkası idi, lâkin kendilerine ona benzer gösterildi.
Îsâ hakkında ihtilafa düşenler de bu hususta şüphe içindedirler. Bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanna tâbi olmaktan başka bir şeye dayanmazlar.
Onu kesinlikle öldüremediler. Doğrusu Allah onu kendi katına yükseltti. Allah aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)."
------------------------------------------------------------------------------------------------------
(Hz. Îsâ (a.s.)’ın mûcize olarak çarmıha gerilmekten kurtarılması, onu öldürtmeye çalışan Yahudilerin günahını azaltmaz. Zira onlar işkence ve hakaret ettikleri, astırdıkları şahsın Îsâ olduğunu sanıyorlardı.)
(Hz. Îsâ hakkında ihtilafa düşenler, Hıristiyanlardır. Zira iyice bilindiği üzere bu konuda farklı inançlar vardır. Bir inanca göre çarmıha gerilen, Hz. Îsâ değil, ona çok benzeyen bir adamdı. Başka bir görüşe göre Hz. Îsâ idi, fakat çarmıhta ölmedi, oradan indirildiğinde yaşıyordu. Bazıları ise çarmıhta öldüğüne, ama daha sonra dirilip havarileri ile görüştüğüne inanırlar. Bazıları onun mukaddes ruh olarak göğe yükseldiğine, bazıları ise maddî vücudu içinde göğe yükseldiğine inanırlar.)
Yahudilerin sözünde geçen “Allah’ın resulü” vasfı, onların alay etmek için yaptıkları bir nakilden ibarettir. “Sizin iddianıza göre Allah’ın resulü olan Îsâ” demek istemişlerdir.
Açıklamalı meal SUAT YILDIRIM'dan alınmıştır.
Hey gafil!!!! (Allah’ın
Hey gafil!!!!
(Allah’ın resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için yahudileri lanetledik. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da, öldürülen kimse kendilerine İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler tam bir kararsızlık içinde; bu konuda zandan başka hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilakis Allah İsa'yı kendi nezdine kaldırmıştır.) [Nisa 157-158]
Madem tek kaynağım Kur'an diyorsun!!!!!
Nisa 157-158. ayetlerde açık ifade var.
Senin delil olarak getirdiğin ayette ise;''teveffa''
kelimesi geçiyor.Evet ölüm manası vardır.Lakin buradaki manası ölüm değildir.Aksi halde ayetler birbiriyle çelişirdi!!!!!!!
Seni tevbeye davet ederim......
mugealanya güzel ve acik
mugealanya güzel ve acik bir sekilde söylemis..
117- 'Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sen'din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın.”
dünya hayatinin sonlandigi acik bu ayette, devamini tartismaya bile gerek yok. hacilarin, hocalarin, $eyhlerin, harunlarin yahyalarin, hadislerin ne dedigi beni baglamaz.. tek kaynagim kurandir..
hz mehdi gelecek diye bekleyenlerede tek sorum var..
eger öyle büyük bi kurtarici gelecek olsaydi, neden kur an da bi ayetle haber verilmedi. bu kadar önemli bi konu madem gercekte neden kur an da 1 ayette bile gecmiyor??..
Nerde geciyor? hadislerde, rivayetlerde, $ehir efsanelerinde bilmem nelerde..
$unuda dü$ünün hadislere ihtiyac olsaydi, hz muhammed neden kendisi öyle bi kitap yazdirmadi sahabelerinede ortalik böyle "dogru olup olmadigi" bilinmeyen hadislerle doldu.. eger ihtiyac olsaydi hz muhammed kendisi yazdirirdi.. müslümanlarin tek ihtiyaci kur andir.. !! insan yapitlari degil! INSAN HATA YAPAR!! HER INSAN HATALIDIR ! bu SEBEBTENKi INSAN YAPITINA, INSANLARIN NAKLETTIGI $EYLERE GÜVENILMEZ!! ve insanlar böyle bir kurtarici (MEHDi) veya gökten Hz. Isa nin inmesini beklerler!..
$unuda dü$ünün, neden ebu hureyrenin naklettigi 5000 i a$kIn Hadis varda peygamberin en sadik dostlari olan Hz.Ebu bekirden, Hz.Aliden, Hz Ömer den yok denecek kadar az.!! hz ömerin hadis konusundaki tavrinida arastirmanizi tavsiye ederim..!
GÜZEL KARDESLERIM TEK KAYNAGIMIZ KUR AN I KERIMDIR !!! Allahin ap acik sözleri var iken, benim neyime $eyhler, tarikatlar, verilen fetvalar, uydurulan hadisler.. lütfen iyi dü$ünün..
100.Allah pisligi aklini kullanmayanlarin üzerine yagdirir
Yunus Suresi
Bir Hatırlatma
mugealanya kardeşim,
Söz konusu ayette ''teveffa'' kelimesi hakkında tefsirlerde yalnızca ölüm manası olmadığı ifade ediliyor.İlk yazımda belirttiğim adresten ''Nüzul-i İsa(as)'' Adlı kitabı alıp incelerseniz; teveffa kelimesinin ölüm manasında olmadığını anlarsınız.
مَا قُلْتُ لَهُمْ إِلاَّ مَا أَمَرْتَنِي بِهِ أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ
وَكُنتُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا مَّا دُمْتُ فِيهِمْ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي كُنتَ
أَنتَ الرَّقِيبَ عَلَيْهِمْ وَأَنتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ
Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.(Diyanet Meali,Maide,117)
Hz.Isa A.s.
Allah bizleri onlarin yani Hz.Isa a.s. ve Hz. Mehdi a.s. zamaninda yasiyorsak onlari en önce ta
Hz.Isa A.s.
Allah bizleri onlarin yani Hz.Isa a.s. ve Hz. Mehdi a.s. zamaninda yasiyorsak onlari en önce ta
Hz. İsa, Hz.Mehdi ve Deccal
Hz. İsa gökten inecektir
Tefsirlere geçmeden önce, Nisa suresindeki iki âyetin mealine bakalım:
<
br>(Allah’ın resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için yahudileri lanetledik. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da, öldürülen kimse kendilerine İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler tam bir kararsızlık içinde; bu konuda zandan başka hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilakis Allah İsa'yı kendi nezdine kaldırmıştır.) [Nisa 157-158]
Allahü teâlâ, bu âyetlerde Hz. İsa’nın öldürülmediğini kesin olarak bildiriyor. İleride gelecektir, kendi nezdinden maksat, göğe kaldırılmasıdır. Yoksa Allah mekandan münezzehtir, gökte değildir. Gökleri de O yaratmıştır. Yaratılan şey, yaratana mekan olamaz.
En iyi tefsir elbette Resulullah efendimizinkidir. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.) [Müslim, E. Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ.Ahmed, Taberani, İ.Hibban, İ.Cerir]
(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hıristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]
(İsa, yere inince evlenecek, bir oğlu olacak, kırk yıl kadar yaşayıp ölecek ve benim yanıma defnedilecektir.) [Tirmizi, Mevahib]
(Benim dinim üzerine İsa gelir, Deccalı öldürür, sonra kıyamet kopar.) [İ.Ahmed]
(İsa gelince Deccalı öldürür.) [Müslim, İ.Ahmed, Taberani, Ruyani, Ziya el makdisi]
(İsa, Deccalı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim]
(Bir ümmet ki başında ben, sonunda İsa gelir. Allah onları hor etmez.) [Hakim, Ebu Nuaym]
(Ne mutlu İsa indikten sonraki hayata...) [E.Nuaym]
(Ahir zamanda İsa indikten sonraki hayat ne güzeldir. Yağmur yağdırması için gökyüzüne, bitki bitirmesi için yeryüzüne izin verilir. Tohumu düz bir taşa ekersen yeşerir. Bir kişi aslanın yanından geçer aslan ona zarar vermez. Yılana basar da, onu sokmaz. İnsanlar arasında menfaat mücadelesi, karşılıklı haset ve kin olmaz.) [Ebu Said-en-Nakkaş]
(İsa, âdil bir hakem olarak indiği zaman kin, nefret ve haset kalkacaktır.) [Müslim]
(İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacaktır.) [İbni Hacer-i Mekki]
(İsa inince İslamiyet ile hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Sonra yeryüzünde sükun emniyet meydana gelecektir. O kadar ki aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacaktır. İsa ölünce cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]
(İsa benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizi]
***************************************************
********************
************
****
**
---------Öldürülen ona benzetildi-----------------------
Önce kolay bulunması bakımından Tibyan tefsirine bakalım:
Nisa suresinin 157 ve 158. âyeti tefsir edilirken, Hz. İsa’nın öldürülmediği, asılmadığı, öldürülenin ona benzetildiği ve Hz. İsa’nın ref edildiği, yani göğe kaldırıldığı bildirilmektedir. (Tibyan c.1,s.365)
Al-i imran suresinin 55. âyetinin tefsirinde ise şöyle buyuruluyor:
(Hz. İsa diri olarak göğe kaldırıldı. Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği hadiste, Hz. İsa, kıyamete yakın yere inecek, Peygamber efendimizin şeriati ile hükmedecek, Deccalı, domuzu öldürecek ve haçı kıracaktır. Yeryüzünde 7 sene, başka bir rivayette 40 sene kalacak ve vefat ederek cenaze namazı kılınacaktır. 40 sene dünyada kaldığı ömrü olabilir. Göğe kaldırılmadan önce 33, gökten indikten sonra da 7 sene kalacaktır. Toplamı 40 tır. (Tibyan c.1, s.233)
Zuhruf suresi 61. âyetinin tefsirinde ise şöyle buyuruluyor:
İsa aleyhisselamın inmesi kıyamet alametidir. (Tibyan c.4, s.137)
Türkçe meallerin en kıymetlisi kabul edilen Hasan Basri Çantay’ın mealinde, Nisa suresinin 157 ve 158. âyetinde diyor ki:
Hz. İsa öldürülmedi, asılmadı, öldürülen ona benzetildi ve Hz. İsa göğe kaldırıldı. Bu Celaleyn tefsirinden alınmıştır. (Kur’an-ı hakim ve meal-i kerim c.1, s150)
Al-i imran suresinin 55. âyetinin tefsirinde ise diyor ki:
(O zaman Allah, şöyle demişti: Seni öldürecek olan onlar değil, benim, seni kendime yükseltip kaldıracağım.) Dip notunda ise, (Hz. İsa, Nisa suresinin 157 ve 158. âyetine göre, düşmanları tarafından öldürülmemiş, Allah onu ruhu ve cesedi ile birlikte, yükseltip kaldırmıştır.) Buhari ve Müslim’deki, Kıyamete yakın ineceğini bildiren hadis-i şerif nakledilmiş ve “Bu hususta sahih başka haberler de var” denmektedir. (Kur’an-ı hakim ve meal-i kerim c.1, s.92)
Zuhruf suresi 61. âyetinin tefsirinde ise, Hz. İsa’nın inmesinin kıyamet alametlerinden olduğu bildirilmektedir. Dipnotta ise, bu bilgileri Beydavi, Celaleyn ve Medarik’ten aldığı bildirilmektedir. İbni Abbas hazretlerinin, (Hz. İsa’nın nüzulü (yere inmesi), kıyamet alametlerindendir) ifadesine de yer verilmiştir. Buhari ve Müslim’deki Hz. İsa’nın ineceğini bildiren hadis-i şerif de ilave edilmiştir. (Kur’an-ı hakim ve meal-i kerim c.3, s.900)
İmam-ı Kurtubi, El-camiu liahkamil Kur’an isimli eserinde diyor ki: Zuhruf süresi 61. âyetinde O muhakkak kıyamet bilgisidir, alametidir ondan şüphe etmeyin buyuruluyor. İbni Abbas, Mücahid, Dahhak, Elsediy ve Katade yine buyurdu ki: Deccalın da kıyamet alametlerinden olduğu gibi âyet-i kerime Hz. İsa’nın çıkışının da kıyamet alametlerinden olduğunu bildirir. Çünkü Allahü teâlâ onu kıyametin kopmasından önce gökten indirecektir. İbni Abbas, Ebu Hüreyre, Katade, Malik bin Dinar ve Dahhak alamet olarak bildirdiler. İbni Mesud dedi ki: Resulullah miraca çıkarken Hz. İsa’yı gördü. Hz. İsa (Kıyamet alameti Deccalın çıkmasıdır, ben inip onu öldüreceğim) dedi. Deccal çıktığı an Allahü teâlâ İsa’yı gönderir onu koklayan kâfirin nefesi kesilip ölür ve Deccalı öldürür. (Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed, Taberani, Suyuti, İ. Münavi, Nevevi, Kenzil ummal, Mecmul zevaid)
Mesih ne demektir?
Mesih, meshedilmiş demektir. Mesh, el ile sıvazlama demektir.
İsa aleyhisselama niçin Mesih dendiği hususunda tefsir âlimlerinden çeşitli rivayetler [nakiller] gelmiş olup, bazıları şunlardır:
a) Şeytan musallat olmaması için Cebrail aleyhisselam kanadı ile meshetmiştir.
b) Her türlü pisliklerden uzak, günahlardan temizlenmiş olduğu için bu isim verilmiştir.
c) Hangi hastaya dokunsa, Allahü teâlânın izni ile hasta iyi olurdu. Bunun için Mesih denilmiştir.
d) İsa aleyhisselamın yeryüzünde çok seyahat etmesi sebebiyle bu isim verilmiştir.
e) Mesih, İbrani dilinde mübarek manasındadır. Hz. İsa'nın şeref ve faziletinin üstünlüğünü bildirmek için bu manaya işaretle Mesih denilmiştir. (Fahreddin-i Râzi)
f) Kıyamete yakın yeryüzünde çıkacağı bildirilen, son derece kıvırcık saçlı, gözü dışarı fırlamış kâfir bir genç olan Deccal'a verilen isim.
(Dikkat ediniz! Deccal Mesih'in sağ gözü şaşıdır. Onun gözü sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış, iri bir üzüm tanesi gibidir.) (Hadis-i şerif-Buhari)
Barnabas İncilinde ben Mesih değilim diyorsa ben Deccal değilim demek istiyordur. Kâfir Deccal'a da Mesih denir ki, onun hâşâ faziletlerle (güzelliklerle, iyiliklerle) hiçbir ilgisi yoktur. Ona Mesih denmesinin sebebi, gözünün birinin silik olup, tek gözlü olduğu veya kendisinden hayır silindiği, yahut ortaya çıktığında, yeryüzünü kısa zamanda dolaşacağı içindir.
Mesih Meselesi
Hz. İsa’nın (A.S.) ahirzamanda cism-i beşerisiyle nüzulü ve Şeriat-ı Garra-i Muhammediye (A.S.M.) ile amel etmesi ve Deccal ile harb edip bizzat onu öldürmesi hem Kur’an’la, hem nev itibariyle manen mütevatir hadislerle ve hem de ehl-i sünnetin muhakkik ulemasının icma’ı ile sabit olduğu gibi, İncil ve İncil’e dayanan kitablarda dahi nüzulu sabittir. Bu sebeble Hz. İsa’nın (A.S.) maddeten nüzulunü inkar etmek küfür sayılmıştır. Bahsi geçen ayeti kerimeler şunlardır:
وَإِنَّهُ لَعِلْمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلاَ تَمْتَرُنَّ بِهَا
Ayetin bir te’vile göre meali: İsa’nın (A.S.) nüzulüyle kıyametin karib olduğu, yaklaştığı bilinir. Sakın bunda (Hz.İsa’nın nüzulünde) şek ve şübhe etmeyin.
(Beyzavi-İbni Abbas-Zuhruf-61)
وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
Ayetin bir te’vile göre meali: Ehl-i kitabdan (yani Tevrat, İncil ve Kur’an ehlinden) hiç biri yoktur ki illa Hz. İsa (A.S.) ölmeden evvel kendisine iman edecektir ve kıyamet gününde Hz. İsa (A.S.) onlara şahidlik edecektir.
(Beyzavi-İbni Abbas-Nisa-159)
Bu ayet-i kerimeler gösteriyor ki, Hz. İsa (A.S.) kıyametten önce nüzul edecektir. Bunda şek ve şübhe yoktur. Hem Hz. İsa (A.S.) ahirzamanda nüzul ettiğinde bütün ehl-i kitab ona iman edecektir.
Hz. İsa’nın (A.S.) nüzulü hakkındaki hadisler ise mütevatir hükmünde ve gayet kesretlidir. Ezcümle:
Ebu Hureyre’den (R.A.) Peygamber (A.S.M.) şöyle buyurdu:
والذىنفسى بيده ليوشكن ان ينزل فيكم ابن مريم حكما عدلا، فيكسر الصليب و يقتل الخنزير و يضع الجزية و يفيض المال حتى لا يقبله احد حتى تكون السجدة خيرا من الدنيا و ما فيها ثم يقول ابو هريرة واقرؤوا ان شئتم: وَإِن مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
“Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin ederim ki; Meryem’in oğlu İsa (A.S.)’ın adil bir hakim olarak aranıza inmesi yaklaşmıştır. İnecek ve haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldırıp İslam’dan başka bir şeyi kabul etmeyecektir. Mal kimsenin kabul etmeyeceği kadar bollaşacak, bir tek secde dünya ve dünyadaki bütün şeylerden daha hayırlı olacaktır. Bunu rivayet ettikten sonra Ebu Hureyre (R.A.) isterseniz;
وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيدًا
ayetini okuyun dedi”.
(Buhari-Müslim-Tirmizi)
İZAH:
Hadisteki “haçı kıracak” dan murad; haçın takdisini kaldıracak demektir.
“Domuzu öldürecek” demekten murad; yani Hıristiyanlar, domuzu zebh ediyorlar (eti helal olan hayvanları kestikleri gibi domuzu da öyle kesiyorlar). Böylelikle domuzun helal olduğunu i’tikad ediyorlar. Hz. İsa (A.S.) ise; nüzul ettiği vakit, İncil’de dahi domuz haram iken, Hıristiyanların onu keserek helal itikad etmelerini ortadan kaldırıp, asli hükmü olan haramiyetine hükmedecek. Ve fare, yılan, akreb ve sair fasık hayvanlar gibi domuz da hayvanat-ı muzırradan olduğu için, o hayvanatın katledildiği gibi domuzu dahi katledecek.
“Cizyeyi kaldırıp İslam’dan başka bir şeyi kabul etmeyecektir” demekten murad; Yahudi ve Hıristiyanların, cizye vermek mukabilinde kendi dinleri üzerinde kalma taleblerini kabul etmeyecek. Müslüman oluncaya kadar onlarla harbedecek.
Ebu Hureyre’den (R.A.) Peygamber (A.S.M.) şöyle buyurdu:
“Benimle İsa (A.S.) arasında bir peygamber yoktur. O inecektir*. İsa (A.S.) yeryüzünde 40 yıl yaşayacak, sonra vefat edecek, cenaze namazını da Müslümanlar kılacaktır”.
*Yani veli olarak inecektir. Yoksa risalet vazifesiyle gelmeyecektir. Çünki Resul-i Ekrem (A.S.M) Hatem-ul Enbiyadır.
(Ebu Davud- Hakim-İmam Ahmed)
Abdullah ibn Selam’dan (R.A.):
“Tevrat’ta Muhammed (A.S.M.)’ın sıfatı yazılıdır. İsa (A.S.)’da yazılıdır ve İsa (A.S.) Muhammed (A.S.M.)’ın yanına defnedilecektir”.
(Tirmizi)
Hz. İsa’nın (A.S.) semavattan nüzulu hakkında yüzden fazla hadis-i şerif mevcuddur. Biz nümune olarak bir kaçını zikrettik. Hz. İsa’nın (A.S.) cism-i beşerisiyle nüzulünü inkar etmek, bu yüzer ehadis-i nebeviyeyi inkar etmek demektir.
Hem ehl-i sünnetin en muteber akide kitablarından Şerh-ul Akidet-it Tahaviyye’de şöyle denmektedir:
نؤمن باشراط الساعة: من خروج الدجال و نزول عيسى ابن مريم عليه السلام من السماء و نؤمن بطلوع الشمس من مغربها و خروج من دابة الارض من موضعها
“Biz (Ehl-i Sünnet ve Cemaat) şu kıyamet alametlerine iman ederiz: Deccal’ın hurucu, Meryem oğlu İsa’nın (A.S.) semadan nüzulü, güneşin batıdan doğması ve dabbet-ul arzın çıkması.
(Şerh-ul Akidet-it Tahaviyye-754)
Mesih Meselesi
Evvela mesihten kasıt nedir onu tesbit edelim.Şöyle ki;
Rivayetlerde Hazret-i İsa Aleyhisselama "Mesih" namı verildiği gibi her iki deccala dahi "Mesih" namı verilmiş ve bütün rivayetlerde
من فتنة المسيح الدجال... من فتنة المسيح الدجال
denilmiş. Bunun hikmeti ve te'vili nedir?
Elcevap: Allahu a'lem, bunun hikmeti şudur ki: Nasıl ki emr-i İlâhî ile İsa Aleyhisselâm, şeriat-ı Mûseviyede bir kısım ağır tekâlifi kaldırıp şarap gibi bazı müştehiyâtı helâl etmiş; aynen öyle de, büyük Deccal, şeytanın iğvâsı ve hükmüyle şeriat-ı İseviyenin ahkâmını kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini idare eden rabıtaları bozarak anarşistliğe ve Ye'cüc ve Me'cüc'e zemin hazır eder. Ve İslâm Deccalı olan "Süfyan" dahi, şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) ebedî bir kısım ahkâmını nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmaya çalışarak, hayat-ı beşeriyenin maddî ve mânevî rabıtalarını bozarak, serkeş ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nuranî zincirleri çözer, hevesat-ı müteaffine bataklığında birbirine saldırmak için cebrî bir serbestiyet ve ayn-ı istibdat bir hürriyet vermek ile dehşetli bir anarşistliğe meydan açar ki, o vakit o insanlar gayet şiddetli bir istibdattan başka zapt altına alınamaz.(Alıntı Kaynak;Risale-i Nur Külliyatı)
Eğer kasıt İsa (a.s.) ise;İsa (a.s.)'ın semadan nüzulu haktır ve beklenmektedir.
Nüzûl-i Îsâ (as)
İsa (as)'ın nüzul edeceğine olan imanım tamdır.Ümid ederim ki; size tavsiye ve takdim kısmını gönderdiğim Nüzul-i İsa adlı eseri alıp incelersiniz. www.tahsiye.com adresinden bakabilirsiniz.
Selam Hak ve Hakikate tabi olanlara olsun.
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ اْلعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ
Cenâb-ı Hak, insânların dünyâ ve âhiret saâdetini te’mîn etmek için en büyük bir ihsân-ı İlâhî olarak Dîn-i Hak olan İslâm’ı göndermiştir. Nev-i beşer, ancak bu dîni kemâ hüve yaşamak ve hayâtın her safhasında o dînin ahkâmını tatbîk etmek sûretiyle saâdeti elde edebilir.
Mâdem şu asr-ı hâzırda Dîn-i Muhammedî (a.s.m.) tezelzüldedir. Bid’alar her tarafı istîlâ etmiş, ehl-i sünnet ve’l-cemâat inancı sarsılmıştır. Bütün Müslümanlar, maddeten ve ma’nen kâfirlerin küfür ve zulmü altında esâret hayâtını yaşamaktadırlar. Dünyâda mü’minin ne can, ne mal, ne de ırz husûsunda hiçbir emniyeti kalmamıştır. Başta Yahûdî milleti olmak üzere bütün kâfirler ve münâfıklar, İslâm Dîni üzerinde her türlü entrika ve plânı çevirmek sûretiyle “dinde reform” yapmak istiyorlar. Onlar, Dîn-i İslâm’ı tahrîf ve tebdîl etmek için böyle sinsice tuzak kurarken, Cenâb-ı Hak;
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللهُ وَاللهُ خَيْرُ الْمَاكِريِنَ
“Onlar tuzak kurdular; Allâh da onların tuzaklarını bozdu. Çünkü Allâh, hîle yapanların cezâsını en iyi verendir.”[1] âyet-i kerîmesi ile onların bu tuzaklarını akim bırakacağını va’d etmiş ve
اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
“Kur’ân’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”[2] âyeti ile de Dîn-i İslâm’ı kıyâmete kadar muhâfaza edeceğini taahhüd etmiştir. Elbette O Sâdıku’l-va’d olan Zât-ı Zülcelâl, bu va’d ve taahhüdünü yerine getirecek, İslâm güneşi ile bid’alar zulümâtını dağıtacak, yeryüzünde İslâm Dîni’ni hâkim kılarak diğer bâtıl ve muharref dînleri ortadan kaldıracak, Müslümanları kâfirlerin zulüm ve esâretinden kurtarmak sûretiyle can, mal ve ırz cihetinde onlara emniyet-i tâmme verecektir.
İşte bütün bu hikmetli maksadların tahakkuku ve va’d-i İlâhî’nin zuhûru için bir muslih, bir müceddid ve bir kurtarıcının taraf-ı Rabbânîden gönderilmesi lâzımdır. Elbette bütün peygamberlerin istiàze ettikleri ve ümmetlerine de bunu emrettikleri deccâliyyet asrının fitnesinden Müslümanları, belki insâniyyet âlemini kurtarabilecek ancak Muhbir-i Sâdık (a.s.m.)’ın haber verdiği Meryem oğlu Îsâ (a.s.) olabilir.
Başta Cenâb-ı Hak, Kelâm-ı Kadîminde; Rasûl-i Ekrem (a.s.m.), mütevâtir ve sahîh hadîslerinde; sahâbe-i kirâm ve tâbiìn, âsârında Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın mezkûr makàsıd için âhirzamânda cism-i beşerîsiyle semâdan yeryüzüne ineceğini haber verip müjdeledikleri ve bu konuda bütün ümmet icmâ’ ettikleri hâlde; dîn düşmanları, Müslümanların istikbâle ümîdle bakmalarını kırmak, inançlarını sarsmak, maddî gücü ellerinde bulundurmak sûretiyle haklı olduklarını göstermek maksadıyla nüzûl-i Îsâ (a.s.) hakkında bir takım bâtıl fikirler ortaya atıyorlar. Maalesef bir kısım Müslümanlar da onların bu bâtıl fikirlerinin te’sîri altında kalıyorlar.
Nüzûl-i Îsâ (a.s.) hakkında ortaya atılan bâtıl fikirlerin ba’zılarını şöyle sıralayabiliriz:
1) Hazret-i Îsâ (a.s.) nüzûl etmeyecektir.
2) Hazret-i Îsâ (a.s.) ceseden nüzûl edecektir. Ancak bu nüzûl, Müslümanlar arasına değil, Hıristiyanlar arasına olacaktır.
3) Hazret-i Îsâ (a.s.) bedenen değil, rûhen nüzûl edecektir. Ancak nüzûlü, Müslümanlar arasına olacaktır.
4) Hazret-i Îsâ (a.s.) bedenen değil, rûhen nüzûl edecektir. Ancak nüzûlü, Hıristiyanlar arasına olacaktır.
5) Hazret-i Îsâ (a.s.) bedenen inmeyecektir. Nüzûl-i Îsâ (a.s.)’dan murâd, O’nun şahsiyyet-i ma’neviyyesinin nüzûlüdür.
6) Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın nüzûlünden murâd, Îsâ (a.s.)’a benzeyen bir adamın ortaya çıkmasıdır.
Dîn düşmanları ve onların te’sîri altında kalan ba’zı Müslümanlar, bu bâtıl inançlarını Müslümanlar arasında yerleştirmeye çalışıyorlar. Maalesef hakìkì ma’nâda dînini bilmeyen ba’zı Müslümanlar da onların bu bâtıl fikirlerine tâbi’ oluyorlar. Hâlbuki Rasûl-i Ekrem (a.s.m.), gelecek hadîs-i şerîflerinde Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın âdil bir hâkim olarak cism-i beşerîsiyle Müslümanlar arasına ineceğini açıkça bildirmektedir. Şöyle ki:
“Nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemîn ederim ki; Meryem oğlu Îsâ (a.s.)’ın âdil bir hâkim olarak aranıza inmesi yaklaşmıştır. İnecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldırıp İslâm’dan başka bir şeyi kabûl etmeyecektir. Onun zamânında mal kimsenin kabûl etmeyeceği kadar bollaşacak; bir tek secde, dünyâ ve dünyâdaki bütün şeylerden daha hayırlı olacaktır.”[3]
Demek âhirzamânda inecek olan Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın rûhu veyâ şahsiyyet-i ma’neviyyesi değil; bizzât cism-i mübârekidir. Hem Îsâ (a.s.), âhirzamânda Hıristiyanlar arasına değil; Müslümanlar arasına nüzûl edecektir.
İşte dîn düşmanlarının bu bâtıl fikirlerini çürütmek ve Müslümanların îmânlarını takviye etmek maksadıyla, Îsâ (a.s.)’ın âhirzamânda semâdan cism-i beşerîsiyle Müslümanlar arasına nüzûl edeceğini ve nüzûl-i Îsâ (a.s.), kıyâmetin alâmetlerinden biri olduğunu bu eserimizde delîlleriyle isbât ettik. Burada Îsâ (a.s.)’ın âhirzamânda cism-i beşerîsiyle semâdan yeryüzüne Müslümanlar arasına nüzûl edeceğine dâir birkaç maddeyi kısaca beyân edeceğiz:
Birincisi: Âhirzamânda Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın cism-i mübârekiyle semâdan yeryüzüne nüzûlü, İslâmiyet’in bedîhî mesâilindendir. Çünkü bu mes’elenin hem naklen, hem de aklen sübûtu kat’ìdir.
İkincisi: Mesâil-i dîniyyeyi doğru anlamak için, bu asırdan ma’nen tecerrüt etmek lâzımdır. Zîrâ fitne-i âhirzamân sebebiyle bu asır, İslâmiyetin rûhundan fersâh fersâh uzaklaşmıştır. Bu asırda ehl-i dalâlet ve ehl-i ilhâdın bütün plânları, doğrudan doğruya îmânın esâslarını ve temellerini yıkmaya müteveccihtir. Yine bu asırda İslâmî tedrîsât inkıtâa uğramış; buna bağlı olarak Ümmet-i Muhammed (a.s.m.) câhil bırakılmıştır. Bunun sonucu olarak mü’minlerin inancı alt üst olmuş, en bedîhî bir mes’eleyi dahi anlatmak ve anlamak çok zor hâle gelmiştir. Şâyet bu asrın efkârından tecerrüd edip fikren asr-ı saâdete gidebilsek veyâ asr-ı saâdetten bugüne kadar an’anevî bir sûrette gelen kütüb-i İslâmiyyeyi tedkìk edebilsek; o zamân bu mes’elenin güneş gibi zâhir ve kat’ì olduğunu göreceğiz.
Demek Îsâ (a.s.)’ın cism-i beşerîsiyle nüzûl edeceğini kabûl etmeyenlerin mesnedi, fikriyyât-ı ecânibtir. Aslâ İslâmî an’aneden kaynaklanmamaktadır.
Üçüncüsü: Ecnebîlerin ve dîn düşmanlarının asırlar boyu Dîn-i İslâm aleyhinde tasarladıkları ve plânladıkları bütün oyunları, bu deccâliyyet asrında su üstüne çıktı. Böyle bir asırda sâdece nüzûl-i Îsâ mes’elesi değil; belki pek çok mesâil-i îmâniyye hakkında dahi ümmet şüphe içinde olup, ecnebîlerin te’sîri altında kalmaktadır. Hadîs-i şerîflerde bu müdhiş tahrîbâtın, deccâliyyet fitnesinden kaynaklandığı beyân edilmiş ve hadîsce ümmetin Deccâl fitnesinden Allâh’a sığınması emredilmiştir.
Demek Dîn-i Mübîn-i İslâm’a muhâlif bütün inançların menbâ’ı deccâliyyet olduğu gibi; Îsâ (a.s.)’ın cism-i beşerîsiyle nüzûl etmeyeceği inancının menbâ’ı dahi deccâliyyettir.
Dördüncüsü: Bir mü’min, her mes’ele-i dîniyyede olduğu gibi, nüzûl-i Îsâ (a.s.) mes’elesinde dahi sâdece aklını hakem ta’yîn etmez. Evvelâ bu mes’ele hakkında Kur’ân ne demiş? Sünnet onu nasıl beyân etmiş? İcmâ’-ı ümmet bu mes’eleyi nasıl hâlletmiş diye, İslâm’ın temel ve vazgeçilmez kaynaklarına başvurur. Çünkü her mes’elede olduğu gibi; bu mes’elede dahi söz hakkı öncelikle Kur’ân’ındır. Şâyet bu konudaki âyât-ı Kur’âniyyede bir kapalılık varsa veyâ mes’ele icmâlî olarak anlatılmışsa, o zamân Kur’ân’ın en birinci müfessiri olan Rasûl-i Ekrem (a.s.m.)’ın ehâdîs-i şerîflerine mürâcaat edilir. Bir mü’min, İslâmiyetin bu iki temel kaynağına mürâcaat etmekle mükellef olduğunu bilir.
İşte bu temel kàideye binâen; nüzûl-i Îsâ (a.s.) hakkında, en evvel Kur’ân’a mürâcaat ediyoruz. Âyet-i kerîmelerin bu konuyu tafsîlen değil; icmâlen beyân ettiğini görüyoruz. Bu nedenle tafsîlâtlı bilgi için ehâdîs-i Nebeviyye’ye mürâcaat ediyoruz. Zîrâ hadîslerdeki net ve sarîh ifâdeler, âyetlerdeki bir derece kapalı olan müşkilâtı kesin olarak hâlletmektedir. Hem bu noktada hadîs-i şerîflere bakıldığı zamân, ulemâ-i İslâm tarafından bu hadîslerin sahîh ve mütevâtir kabûl edildiğini görüyoruz. Mes’ele bu şekilde vüzûhuyla ortaya çıktıktan sonra, bir mü’minin tam bir itmi’nân-ı kalbe sâhib olması, îmânının gereğidir. Çünkü âyât-ı Kur’ân’iyedeki murâd-ı İlâhîyi en evvel anlamak hakkı, hiç şüphesiz Rasûl-i Ekrem (a.s.m.)’a âittir. Mâdem Muhbir-i Sâdık (a.s.m.), yüze yakın hadîslerinde Îsâ (a.s.)’ın bizzât şahsıyla semâdan ineceğini ve âlemdeki küfür ve zulmü kudret-i İlâhiyyeye dayanarak kal’ ve ref’ edeceğini haber vermiş. Elbette va’dedilen bu nüzûl, gerçekleşecektir.
Kezâ bu konuda icmâ’-ı ümmet hâsıl olmuş ve bu mes’ele, ehemmiyyetine binâen hak olan ehl-i sünnet akìdesine dâhil olmuştur. Mâdem bu konuda ümmetin icmâ’ı vardır. Elbette hak olan anlayış, icmâ’-ı ümmetin anlayışıdır. Çünkü;
لاَتَجْتَمِعُ أُمَّتِي عَلَى ضَلاَلَةٍ
“Ümmetimin müctehidleri, dalâlet üzerinde birleşmezler.”[4] Hadîs-i şerîfi, sarâhaten ifâde eder ki; Ümmet-i Muhammed (a.s.m.)’ın müctehidleri, dalâlet ve hatâ üzerinde birleşmezler. Mâdem müctehidîn-i ümmet bu konuda birleşmişler, demek bu konu haktır ve vukù’ bulacaktır.
NOT: Hadîs-i şerîfte geçen “ümmet” ta’bîrinden murâd; ümmet-i hâs ve ümmet-i kâmil demektir ki; o da müctehidlerdir.
Beşincisi: Kur’ân’ın âyetlerine baktığımız zamân, Hazret-i Âdem (a.s.)’dan bugüne kadar, her ne zamân beşer, ma’nevî bir bunalıma girmiş, şirk ve dalâlet vâdilerinde koşturmuş ve yaradılış gàyelerinden inhirâf etmişse, işte o zamân rahmet-i İlâhiyye onların imdâdına bir kurtarıcı göndermiştir. Nitekim;
وَلِكُلِّ اُمَّةٍ رَسُولٌ “Her ümmetin bir peygamberi vardır.”[5] ;
وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ “Her toplumun bir hâdîsi (rehberi) vardır.”[6] ;
وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِى كُلِّ اُمَّةٍ رَسُولاً اَنِ اعْبُدُوا اللهَ وَاجْتَنِبُوا الطَّاغُوتَ
“Celâlim hakkı için, biz her ümmete; ‘Allâh’a ibâdet edin ve Tâğûttan sakının,’ diye emretmeleri için bir peygamber gönderdik.”[7] gibi âyetler, ilmî, amelî ve edebî sâhâlarda beşeri, beşere kul olmaktan kurtarıp, yalnız Allâh’a kul etmek maksadıyla Allâh tarafından her ümmete bir hidâyet rehberinin ve bir rasûlün gönderildiğini haber vermektedir.
Bu nokta-i nazardan ve kàideden hareketle, acabâ dünyâ târihinde hangi asır bu deccâliyyet asrı kadar bozulmuştur? Târihin hangi dönemi bu kadar küfür ve sefâhetle dolup taşmıştır? Beşerin hangi safhası bu kadar tevhîd akìdesinden mahrûm kalmıştır diye, bir durum değerlendirmesi yaptıktan sonra, her akl-ı selîm sâhibi, hemen bir hads-ı kat’ì ile hükmeder ki, şu asr-ı âhire ve sefîheye mutlaka bir kurtarıcının gelmesi elzem ve zarûrîdir.
İşte o kurtarıcı, Meryem oğlu Îsâ (a.s.)’dır. O hâlde Muhbir-i Sâdık (a.s.m.)’ın ihbârı, tam mutâbık-ı muktezâ-i hâldir.
Nasıl ki Hazret-i Îsâ (a.s.), Rasûl-i Ekrem (a.s.m.)’ı âlemin reisi, kurtarıcısı, tesellîcisi gibi sıfatlarla tavsîf ederek müjdelemiştir. Hazret-i Muhammed (a.s.m.) da Hazret-i Îsâ (a.s.)’ı imâm (devlet idârecisi), mehdî, hâkim-i âdil gibi sıfatlarla tavsîf ederek müjdelemiştir.
Hakìkaten beşer, şu asırda bizzarûre bir kurtarıcı el bekliyor. Âdetâ bütün gücüyle ve zerrâtıyla مَتىَ نَصْرُ اللهِ “Allâh’ın yardımı ne zamân?”[8] diye feverân ediyor. Elbette Rahmet-i İlâhiyye, ümmetin imdâdına bir kurtarıcı el olarak Hazret-i Îsâ (a.s.)’ı gönderecektir. Zîrâ Rabb-i Rahîm’imizin müstemir âdeti böyle cereyân etmiştir. Demek aklen de bu mes’elenin vukù’ bulmayacağına imkân yoktur.
O hâlde nüzûl-i Îsâ mes’elesi, aklen de gàyet ma’kùldür ve olmaması için hiçbir mâni’ yoktur. Aksine bütün şartlar ve hâl-i âlem, O’nun nüzûlünü şiddetle iltizâm etmektedir. Çünkü şu zamânda Dîn-i Muhammedî (a.s.m.) tezelzüldedir. Müslümanlar her nev’i zulüm altında inlemektedir. Îmânsızlık ve sefâhet bütün envâ’ıyla hüküm sürmektedir. Rabbimiz ise, hadsiz rahmet ve şefkat sâhibidir. Elbette O Rabb-i Rahîm, Ümmet-i Muhammediyye (a.s.m.)’ı bu sıkıntıdan kurtarıp âlemi, şirk ve dalâletten temizleyecektir.
Cenâb-ı Hak, bir dakìka zarfında yerle gök arasını bulutlarla doldurup boşalttığı gibi; bir sâniyede denizin fırtınasını teskîn eder ve bahâr içinde bir saatte yaz mevsiminin nümûnesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını îcâd eder. İşte böyle bir Kadîr-i Zülcelâl, Hazret-i Îsâ (a.s.) ile de Âlem-i İslâm’ın zulümâtını dağıtabilir. Mâdem bunu va’detmiş, elbette va’dini yerine getirecektir.
Altıncısı: Yahûdî milleti, rivâyetlere göre pek çok peygamberi katletmiştir. Kur’ân, onların bu dehşetli cinâyetini; وَيَقْتُلُونَ النَّبِيّنَ بِغَيْرِالْحَقِّ “Yahûdîler, haksız olarak peygamberleri öldürüyorlar.”[9] âyetiyle haber vermektedir. Yahûdîler, âdetâ peygamberleri öldürme cinâyetini, Hazret-i Îsâ (a.s.)’ı öldürmeye teşebbüs etmek sûretiyle zirveye çıkarmak istediler. Cenâb-ı Hak ise, Hazret-i Îsâ (a.s.)’ı Yahûdîlerin elinden kurtararak O’nu rûhen ve ceseden rahmetiyle semâya kaldırdı. Şüphesiz O Zât-ı Zülcelâl, bütün peygamberlerin ve Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın hakkını ve intikàmını bu dünyâda dahi o menhûs milletten almak için, âhirzamânda O’nu tekrâr rûhen ve bedenen yeryüzüne gönderecektir.
Kıyâmete kadar bu intikàmın te’hîr edilmesinin sebebi, hâşâ bir ihmâl olmayıp, belki onlar için bir istidrâctır. Hazret-i Îsâ (a.s.) geldiğinde;
وَاِنْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ اِلاَّ لَيُؤْمِنَنَّ بِِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ
“Ehl-i kitâbtan her biri, ölümünden önce O’na (Hazret-i Îsâ’ya (a.s.)) muhakkak îmân edecektir.”[10] âyetinin sarâhatiyle ehl-i kitâb, ya îmân edip İslâm Dîni’ne girecekler, ya da öldürüleceklerdir.
Mâdem Yahûdî Milleti, en büyük cinâyetlerini peygamber katliyle başlatmış ve yine bir peygamber olan Hazret-i Îsâ’nın (a.s.) katline teşebbüs etmekle âdetâ cinâyetlerini itmâm etmişlerdir. Allâh da onların bu cinâyetlerine mukàbil, Hazret-i Îsâ (a.s.)’ı göğe kaldırmakla ve âhirzamânda O’nu tekrâr rûhen ve bedenen yeryüzüne göndermekle böyle bir milletten peygamberlerin intikàmını alacaktır. Çünkü onların hakkından gelebilecek ancak bir peygamber olabilir. Zîrâ bu mücâdele, o menhûs millet ile peygamberler mücâdelesidir. Bu hikmete binâen; yeryüzünü onların şirk ve zulümlerinden kurtaracak olan da aklen yine bir peygamber olmalıdır. O hâlde Hazret-i Îsâ (a.s.) peygamber iken, “âdil bir hükümdâr” sıfatıyla inecek ve dünyâyı fitne ve fesâda veren o menhûs milleti izn-i İlâhî ile temizleyecektir.
Yedincisi: Gizli bir zındıka komitesinin ve felsefeci İbn Hâldun’un te’sîri altında kalan Muhammed Abduh ve Hindistan’da peygamberlik da’vâsında bulunan Mirzâ Ğulâm Ahmed gibilerinden başka, hiçbir İslâm âlimi Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın yeryüzüne “rûhen” ineceğini kabûl etmemiştir. Bu eserimiz, Îsâ (a.s.)’ın rûhen değil; belki Âlem-i İslâm içine “rûh ve beden” olarak ineceğini bütün delîlleriyle gözler önüne sermiştir.
Demek, Hazret-i Îsâ (a.s.)’ın rûhen ineceğini da’vâ edenlerin, bâtıl bir da’vâya hizmet etmekten başka hiçbir hakìkatleri yoktur ve hiçbir mu’temed İslâmî kitâbta mesnedleri bulunmamaktadır. Bu kimseler bu inançlarıyla; felsefecilerin, batılı müsteşriklerin, Yahûdî ve Hıristiyanların düşüncelerine hizmet etmekte ve böylelikle Ümmet-i Muhammed (a.s.m.)’ın inancını bozmaktadırlar.
Sekizincisi: Nüzûl-i Îsâ ile ilgili pek çok hadîs-i şerîf, İslâmiyet’in en mu’temed hadîs kitâbları olan “Buhârî ve Müslim”de yer almaktadır. Muhaddisler ve ulemâ-i İslâm da bu hadîslere “sahîh, mütevâtir veyâ mütevâtir-i ma’nevî” demişlerdir. Şâyet bu hadîsler zayıf veyâ mevzû’ hadîs olarak kabûl edilse, o zamân zâhiren Kur’ân’da bulunmayıp, sâdece sahîh hadîslerle sâbit olan binlerce mesâil-i İslâmiyyeyi reddetmek lâzım gelir. Çünkü bu mesâili isbât eden o sahîh hadîsler de reddedilebilir. Bu durumda dînin ikinci kaynağı olan hadîs devreden çıkarılmış olur ve Dîn-i İslâm’ın mahdûd birkaç mesâili hâriç, hiçbir mes’eleye güvenle bakılmaz.
Nitekim asırlardan beri masonların, müsteşriklerin ve Âlem-i İslâm içerisinde bulunup onların fikriyyâtiyle beslenen sözde ilim adamı ve profesörlerin istedikleri de budur ki; onlar, binlerce sahîh hadîsleri reddederek “ve ba’zılarına zayıf, ba’zılarına haber-i ahâd, ba’zılarına mevzû’, ba’zı mütevâtir hadîslere dahi i’timâd edilmez, Peygamberimizden gelen mütevâtir hadîs bir veyâ iki tânedir, diğer hadîslerin tümü, Hazret-i Peygamber (a.s.m.)’dan iki asır sonra tedvîn edildiğinden hiçbir hadîs mevzû’ ve yalandan hâlî değildir. O hâlde bir-iki hadîs hâriç hiçbir hâdise i’timâd edemeyiz”, diyorlar. Neûzü billâh!
Dokuzuncusu: Her ne kadar Kur’ân’daki nüzûl-i Îsâ ile alâkalı âyetler, hadîs-i şerîflerdeki gibi Îsâ (a.s.)’ın şahsen ineceği hakkında tam tafsîlât vermiyor. Ya’nî bu âyetler, hadîs-i şerîflerdeki gibi; “Îsâ (a.s.) inecek, Deccâl’i öldürecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, Müslümanların imâmı Mehdî’ye namâzda uyacak, evlenecek, yer yüzünde kırk sene kalacak, âdil bir hükümdâr olacak ve Şerîat-ı Muhammediyye (a.s.m.)’ı tatbîk edecek” şeklinde bir bilgi ve tafsîlât vermemiş ise de icmâlen beyân etmiştir.
Tefsîr usûlünce sâbittir ki; hadîs-i şerîfler, âyet-i kerîmelerdeki kapalılığı îzâh eder, ondaki mücmeli tafsîl eder, müşkilât-ı âyeti hâlleder ve hiçbir zamân âyete ters düşmez. Demek âyât-ı Kur’âniyye, ehâdîs-i Nebeviyye’nin ışığında anlaşılmalıdır. Zîrâ hiçbir kimse, murâd-ı İlâhî’yi Rasûl-i Ekrem (a.s.m.) gibi anlayamaz ve bu mümkün de değildir.
Onuncusu: Her ehl-i ilim ve insâf sâhibi, bu eserimizi tetkìk netîcesinde şu hükme varacaktır:
“Bütün müfessirîn-i izâmın açık ve net beyânâtı, sahîh ve mütevâtir ehâdîs-i Nebeviyye’nin sarâhatı ve icmâ’-i ümmetin ittifâkına binâen, Hazret-i Îsâ (a.s.), alâmet-i kıyâmet olarak, cism-i beşerîsiyle semâdan Müslümanlar arasına inecektir. Bu mes’ele, şek ve şüpheden ârî olup hak ve hakìkattır, aksinin isbât edilmesi ise mümkün değildir.”
Cenâb-ı Erhamürrâhimînden duâ ve tazarrû’umuz şudur ki; Hazret-i Îsâ (a.s.)’ı bir an önce göndermek sûretiyle küfür ve zulümle dolmuş olan yeryüzünü, îmân ve adâletle temizlesin. Böylece Ümmet-i Muhammediyye (a.s.m.)’ı sâhil-i selâmete çıkarsın. Âmîn!
Sa’y u gayret bizden, tevfîk Rabbimizdendir.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Âl-i Imrân Sûresi, 54.
[2] Hicr Sûresi, 9.
[3] Buhârî, Müslim, Tirmizî.
[4] El-Verekât, 1/24.
[5] Yûnus Sûresi, 47.
[6] Ra’d Sûresi, 7.
[7] Nahl Sûresi, 36.
[8] Bakara Sûresi, 214.
[9] Bakara Sûresi, 61.
[10] Nisâ Sûresi, 159.
Rahle Yayınları
mesih
ÇOK GÜZEL BİR ARAŞTIRMA AMA EKSİK OLUNCA YAZILANLARIN SONUCU DA EKSİK BÖYLECE SONUÇ DOĞRU OLMUYOR.
HZ.İSA İLE İLGİLİ BİR ARAŞTIRMA YAPILIRKEN NİÇİN KURAN'DAKİ BÜTÜN AYETLERİ ÇIKARTMADINIZ?
MAİDE:117'DE ALLAH(CC) BİZE APAÇIK BİR ŞEKİLDE HZ.İSA'NIN ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLÜYOR.
VE ŞİMDİ HATIRLAYAMADIM 2 AYETTE DAHA.
AYRICA ADI ÜSTÜNDE İSA PEYGAMBER!!!!
EĞER İSA PEYGAMBER GELECEK OLSA PEYGAMBERİMİZ SON PEYGAMBER OLMAKTAN ÇIKIYOR.ÇÜNKÜ O PEYGAMBERLİK GÖREVİYLE GELMEMİŞ OLSA DAHİ PEYGAMBERLİK SIFATIYLA GELDİĞİNDEN PEYGAMBERİMİZİN SON PEYGAMBER OLMADIĞI SONUCU ÇIKIYOR ORTAYA.
Maide Suresi Ayet 117
Maide Suresi Ayet 117
“Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin.”
Kuran-ı Kerim'in hiçbir yerinde İsa aleyselamın öldüğüne dair ayet yoktur.
Eğer sapıkların ve sapmışların meallerinde böyle birşey okumuşsan
Allah-u Teala Sana Hidayet nasip etsin,ne diyelim....
Hem dinimizde tek kaynak Kur'an-ı Kerim değildir.
Nisa Suresinde Allah-u Teala Buyuruyor ki:
(Allah’ın resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için yahudileri lanetledik. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da, öldürülen kimse kendilerine İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler tam bir kararsızlık içinde; bu konuda zandan başka hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilakis Allah İsa'yı kendi nezdine kaldırmıştır.) [Nisa 157-158]
Allahü teâlâ, bu âyetlerde Hz. İsa’nın öldürülmediğini kesin olarak bildiriyor. İleride gelecektir, kendi nezdinden maksat, göğe kaldırılmasıdır. Yoksa Allah mekandan münezzehtir, gökte değildir. Gökleri de O yaratmıştır. Yaratılan şey, yaratana mekan olamaz.
En iyi tefsir elbette Resulullah efendimizinkidir. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.) [Müslim, E. Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ.Ahmed, Taberani, İ.Hibban, İ.Cerir]
(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hıristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]
(İsa, yere inince evlenecek, bir oğlu olacak, kırk yıl kadar yaşayıp ölecek ve benim yanıma defnedilecektir.) [Tirmizi, Mevahib]
(Benim dinim üzerine İsa gelir, Deccalı öldürür, sonra kıyamet kopar.) [İ.Ahmed]
(İsa gelince Deccalı öldürür.) [Müslim, İ.Ahmed, Taberani, Ruyani, Ziya el makdisi]
(İsa, Deccalı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim]
(Bir ümmet ki başında ben, sonunda İsa gelir. Allah onları hor etmez.) [Hakim, Ebu Nuaym]
(Ne mutlu İsa indikten sonraki hayata...) [E.Nuaym]
(Ahir zamanda İsa indikten sonraki hayat ne güzeldir. Yağmur yağdırması için gökyüzüne, bitki bitirmesi için yeryüzüne izin verilir. Tohumu düz bir taşa ekersen yeşerir. Bir kişi aslanın yanından geçer aslan ona zarar vermez. Yılana basar da, onu sokmaz. İnsanlar arasında menfaat mücadelesi, karşılıklı haset ve kin olmaz.) [Ebu Said-en-Nakkaş]
(İsa, âdil bir hakem olarak indiği zaman kin, nefret ve haset kalkacaktır.) [Müslim]
(İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacaktır.) [İbni Hacer-i Mekki]
(İsa inince İslamiyet ile hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Sonra yeryüzünde sükun emniyet meydana gelecektir. O kadar ki aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacaktır. İsa ölünce cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]
(İsa benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizi]
RİCA EDİYORUM DÜZELTİN ONU
SİZDEN RİCA EDİYORUM İNSANLARI YANLIŞ BNİLGİLENDİRMEYİN ÇÜNKÜ O AYETİN MEALİ O ŞEKİLDE DEĞİL.
Elmalılı Sade. 2 «Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.
Diyanet Açıklamalı Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.
Diyanet Vakfı Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.
S. Ateş "Ben onlara: Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen herşeyi görensin.
DAHA DA FAZLA BULURUM MEAL AMA YER DARALTMAK İSTEMİYORUM..ORDA VEFAT ETTİRMEK FİİLİ KULLANILMIŞTIR.KUSURA BAKMAYIN AMA AYETLERLE DİLEDİĞİNİZ GİBİ OYNAMAYIN
Kur’an-ı kerim
Kur’an-ı kerim Tercümeleri Sempozyumu’nda 1500’den fazla Kur'an-ı kerim tercümesi incelenmiş birbirini tutmayan hükümler görülmüştür. Bunun hakiki sebebi, naklin esas alınmayışıdır.
Kur'an-ı kerimin hakiki manasını öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır.
Bak diyanet işlerinin meali :
“Ben onlara, sadece bana emrettiğin şeyi söyledim: Benim de Rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim.) Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit idim. Ama beni içlerinden aldığında, artık üzerlerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin.”
ömer nasuhi bilmen:
«Ben onlara senin bana emrettiğinden başkasını söylemedim, benim ve sizin Rabbimiz olan Allah Teâlâ'ya ibadet ediniz, dedim. Ve ben içlerinde bulunduğum müddetçe üzerlerine şahit olmuş idim, Vaktâ ki beni aldın, onların üzerlerine murakıp ancak Sen oldun ve Sen herşey üzerine tamamıyla şahitsin.»
Suat Yıldırım:
".....“Sen ne emrettinse ben onlara, bundan başka bir şey söylemedim. Dediğim hep şu idi: “Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.”“Ya Rabbî! Ben aralarında olduğum müddetçe onları kolladım. Fakat vakta ki Sen beni aralarından tutup aldın, onları görüp denetleyen yalnız Sen kaldın. Sen gerçekten her zaman, her şeye hakkıyla şahitsin.Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen’in kullarındır. Onları affedersen, aziz-u hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin.” [4,172]
BİRİMİZ VEYA DİYANET YALANCI
ÇÜNKÜ BEN ORDA KİMDEN HANGİ MEALİ ALDIĞIMI YAZMIŞIM.
ORDA DİYANET VAKFININ VE DİYANETİN AÇIKLANMIŞ MEALİ VE SÜLEYMAN ATEŞ'İN MEALİ VAR; DİYANET KAÇ TÜRLÜ MEAL ÇIKARTIYO?
YA BİRİMİZ YALANCI YADA DİYANET YALANCI?
kimse yalancı değil! Hatalı!!!!!
Prof. Dr. M.Sait Yazıcıoğlu, Diyanet İşleri Başkanı iken, 8 Ocak 1989 gün ve 01/924/008 sayılı açıklamasında (Sadece Başkanlığımızca yayınlanmış olan Kur'an-ı kerim mealinde değil diğer meallerde de, bazı hatalar bulunmaktadır) demişti.
Kur’an-ı kerim Tercümeleri Sempozyumu’nda 1500’den fazla Kur'an-ı kerim tercümesi incelenmiş birbirini tutmayan hükümler görülmüştür. Bunun hakiki sebebi, naklin esas alınmayışıdır.
Kur'an-ı kerimin hakiki manasını öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okumalıdır.
Diyanetin birden fazla meali olabilir.Mesele bu değil zaten,gördüğün gibi biraz arapcası olan
tutup meal yazmaya kalkışmış.Sonuç ortada ....
Oysa din yeni gelmedi Peygamber Efendimiz tüm ayetlerdeki murad-ı ilahiyi Eshab-ı kiram'a anlattı.Onlarda tabiine anlattılar.Onlar da tebei tabiine ....ve bunlar kitaplara yazıldı.Bunlar Ehl-i Sünnet alimlerinin kitaplarıdır.
Sen bu kitaplardan dinini öğrenirsen hakikaten Kur'anı Kerimin bildirdiği dini öğrenmiş olursun.
Allah-u Teala hepimize son nefeste iman nasip etsin,evladım.
bu konularla ilgili güvenilir kitapevlerinden güvenilir yazarlarin kitaplarini okumani öneririm.bu sitede bile bulabilirsin cevabini .hem gelmedigini kim söyledi Hazreti Allahdan baska kim bilebilir.Harun Yahyanin kitaplarini ve cd lerini öneririm .siteside cok yararli bence tabi ki.sana kolay gelsin kardesim
Selam
Önerilerin için saGol. Bakarim. iyi aksamlar.
MESiH MESELESi
Mesih meselesini oyuncak ettiniz yavvv... kim diyormus mesih geldi diye... arkadaslar geldi de biz mi göremiyoruz? görünmüyorsa bu ne biçim mesih..hem mesihin özelliklerini kim tasiyomus bakayim çok merak ettim... yüzyillardir sürekli mesihler geliyo ardi arkasi kesilmiyo yavv... etmeyin beyler destekli atin biraz..