fethullah gülenin hafızlığı

Neden namaz kılmadığı sorulan birisi, “Namaza yaklaşmayın” mealindeki ayeti gerekçe göstermiş. Ayetin devamını oku, diyenlere de “hafızlığım oraya kadar” demiş işin içinden çıkmış. 15 Kasım tarihli Zaman gazetesinde Fethullah Gülen imzası ile yayınlanan;

“Diyaloğun karşısında üç zümre: Karmatiler, Hariciler, Anarşistler” başlıklı yazıyı okuyunca gayr–i ihtiyari bu fıkrayı hatırladım.

Hocaefendi, İslam’ı dejenere etmek, iki milyarlık Müslüman nüfusu, Haçlıların cinayetleri ve saldırıları karşısında pasifize etmek için Vatikan din devleti tarafından tatbikata koyulan “Dinlerarası diyalog” projesinin amansız savunucusu ve temsilcisi olduğu için karşı çıkanları şiddetle eleştiriyor. Hatta tarihin derinliklerinden deliller bulup çıkararak kendi aklınca diyalog karşıtlarını haricilerle, anarşistlerle aynı safa yerleştiriyor ve diyor ki:

“... Televizyonda seyrettiğim iftar sofraları, hoşgörü deyip bir araya gelen farklı düşünce temsilcilerinin el ele tutuşması ve artık birbirine “öteki” nazarıyla bakmayan insanların varlığı bana kundaklanan hoşgörü ve diyalog günlerini ve o güzel günlerin kundakçılarını bir kere daha hatırlattı...”

Hocaefendi’ye, papazlı hahamlı iftar sofraları, diyalog karşıtlarını hatırlatıyor da nedense aynı günlerde Felluce’de Haçlı birliklerinin mangalar halinde camilere dağılarak yaptıkları katliamı hatırlatmıyor... Bombardımandan her nasılsa yaralı kurtulmuş olan Müslümanları yakın plandan katletmeleri, diyaloga kimlerin kurşun sıktığı konusunda bir fikir vermiyor mu, yoksa Hocaefendi bu rahatsız edici görüntüleri izlemiyor mu?

Hocaefendi’nin hafızlığı herhalde buraya kadar. Vatikan’ın bir projesi olan “Dinlerarası diyalog”un karşıtlarına, sırtını Amerika’ya dayayarak parmak sallıyor, aba altından sopa gösteriyor, fakat aynı Amerikan askerlerinin mübarek Ramazan ayı boyunca Iraklı Müslümanları bombalamaları, Kadir gecesinde, “hayalet öfke” adı ile başlattıkları yoğunlaştırılmış Haçlı saldırıları ve bir gecede bin kişiyi katletmeleri Hocaefendi’yi hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Bu konuda hiç bir fikri yok, çünkü görüş mesafesi, oraya kadar. Ama, sahibi bulunduğu ve yazı yazdığı Zaman gazetesi; “Irak yönetimi Felluce operasyonunu başarılı buluyor” manşetiyle Felluce katliamını alkışladığını ortaya koyuyor.

Ey aziz milletimin uyanık olanları ve papaz büyüsünden geçirilmemiş olanları!

Gerçekleri görebilmen için her gün önüne serilen binlerce fırsattan biri daha önünde, çok net olarak duruyor. Haçlı işgal ordularının tam da Kadir gecesinde “Hayalet öfke” adı ile başlattıkları saldırıların kanlı bir biçimde devam ettiği, kaçamayan binlerce kadının, çocuğun katledildiği günlerde, Conilerin cami cami dolaşıp kıpırdayanlara kurşun yağdırdığı günlerde, Zaman gazetesi: “Irak yönetimi Felluce operasyonunu başarılı buluyor” diye haber yapıyor, aynı gazetenin manevi sahibi Fethullah Gülen ise, Irak’ta işlenen cinayetlerden hiç söz etmeden, Amerika’da oturup diyalog karşıtlarına veryansın ediyor.

Bu durumda kimin anarşistlerin safında yer aldığı kimin de mazlumlardan yana tavır koyduğu ayan–beyan ortada.

Ya Hocaefendi hafızlığını biraz daha ilerletip, Haçlı zulmünü, diyaloga kimlerin bomba koyduğunu görecek, ya da biz bu gerçekleri yazmaya devam edeceğiz.

ADIGÜZEL

Hoca efendi

Lütfen karistirmayin.1. Nurculuk,iman kuran hizmeti demektir.Sahislara baglanmaz zira sahislar fanidir.Risale-i Nur talebelerinin asil vazifeleri sünnet-i seniyyeyi ihyadir ve kurani rehber ittihaz ederler bir diger vazifeleride imanlarini kurtarmak ve baskalarininda imanlarina kuvvet verecek sekil calismaktir.Bu vazife omuzlarina ihsan-i ilahi tarafindan konulmustur ve sahabe mesleginin ahir zamandaki cilvesidir.
2. Fethullah hoca efendi adi üzerinde alimdir ,hocadir.
3. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri ise imanlarini kurtaran milyonlarca nur talebelerininde sehadetiyle sahib-i zamandir.Asrin en büyük müceddidir. Marifettullah´daki en derin ve müskil meseleleri tam halletmis ,her soruya cevap vermis,dinin yüz tilsimini kesf,izah ve hüccet ve bürhanlarla isbat etmistir.Misal olarak tilsim-i kainatin üc muammasi(izah ve isbatlari 29.Söz 30.Söz ve 24.Mektup´ta gayet parlak bir surette halletmis kimin süphesi varsa acsin okusun),kader ve cüz-i irade tam halledilmis, münkirlerin itiraz edip ilistikleri ayetler ve hadisler daha pek cok sirlar ve hakikatlar ispat ve izah edilmistir.Böyle kutsi bir hizmete lakayit kalmak taraftar olmamak kar-i akil degildir.
4. Said Nursi, kürt degildir.Mirza Bediüzzaman (Imam Rabbani r.a. mektubatinda bu ismi kullanmistir) seyit ve seriftir,Türk düsmani degildir bilakis bütün ömrünü Türklerin icinde gecirmis en kesretli ve fedekar talebeleri hep Türklerden olmustur hem dindar bir Türkü lakayit yüz kürde tercih ederim demistir.
5. Asir, ahir zamandir cok dehsetlidir insanlar küfür ve dalalet batakliginda bogulurken ve oluk oluk cehenneme akarken, zamanin islam deccali olan süfyani tanimamak cok büyük bir echeldir.
6. Kainatta en yüksek hakikat imandir, imandan sonra namazdir, namaz kilmayan haindir. Hainin hükmü merduddur reddedilir.
7. Cennet ucuz degil cehennemde lüzumsuz degildir.Cennet adam istedigi gibi cehennemde adam ister.

gereksiz din adamlarını eleştirmeyelim

fethullah gülen hocaefendi bir çok insanın bu dini sevmesine vesile olmuş mümtaz bir şahsiyettir gerek yok din adamlarını kusurlarını arayıp eleştirler yazıalar yazmaya valla bu işleri yapıp bedava dergi dağıtanlar var zaten din alimleri veya gruplar hakkında aleyhte yazı yazanlar

gereksiz din adamlarını eleştirmeyelim

fethullah gülen hocaefendi bir çok insanın bu dini sevmesine vesile olmuş mümtaz bir şahsiyettir gerek yok din adamlarını kusurlarını arayıp eleştirler yazıalar yazmaya valla bu işleri yapıp bedava dergi dağıtanlar var zaten din alimleri veya gruplar hakkında aleyhte yazı yazanlar

HİDAYET E ERENLER

http://www.gencadam.net/content/view/187/1/

Bu insanlar sizin hakaret ettiğiniz insanlar sayesinde hidayeti bulmuşlar oyle ayak ayak üstüne atip dalkavukluk edenler ona bına laf atanlar sayesinde değil...

ağzı olan konuşmuş...

Fethullah Gulenin hafizligina laf eden yazar Fatiha suresini eksiksiz okursa bende kendisini destekleyecegim her hususta... ole bilip bilmeden dalkavukluk yapmayalim lutfen..

Amin..

Amin..

siyasi içerikli yazılar

acizane birisi olarak bu sitede bu konular yerine kendimizi islam yolunda motive edecek konular yazarsak daha doğru olacağını düşünyor siteye gönül verenlere hayırlı bir ömür diliyorum

Papa, şiddet ve diyalog

ALİ BULAÇ
21.09.2006 PERŞEMBE

Papa, şiddet ve diyalog

Papa’nın İslamiyet’i ve Hz. Peygamber Efendimiz (sas)’i tezyif edici mahiyetteki konuşmasını nasıl yorumlamak lazım? Soğukkanlı düşünüp önümüzdeki dönemde beklenen gelişmeleri kestirmeye çalışmamız lazım.

Önce bir durum tespiti yapalım: Ben ortaöğrenimin birinci sınıfında iken rahmetli Seyyid Kutup’un kitaplarıyla tanıştım, ilk okuduğum kitabı “İslam’da Sosyal Adalet” idi. Sonraları diğer kitapları ve elbette en önemli eseri Fizilal ile tanıştım. 40 senedir Seyyid Kutup ve Mevdudi’yi tanıdığımı söyleyebilirim. Fakat hayatım boyunca ne şiddete ilgi duydum ne masum insanların hayatına kasteden siyasi amaçlı terörün İslami bir meşruiyete dayanacağını düşündüm. Aksine her zaman İslam ile terör arasında herhangi olumlu/meşru bir ilişki kurulmayacağını savundum, “İslam radikalizmi” deyiminin -fundamentalizm (köktendincilik), siyasal İslam ve şimdi İslamfaşizmi gibi tanımlamaların- dışarıdan Müslüman dünyaya sipariş edildiğini, modern dünyaya çok şey anlatan ve vaat eden İslami entelektüel, ahlaki, toplumsal ve siyasi uyanışa birer deli gömleği olarak giydirilmek istendiklerini yazdım.

Merhum S. Kutup-Mevdudi ve radikalizm arasında zorunlu bir bağ yok. Buna rağmen birileri bu türden bir bağ kurmaya çalışıyor. Bu fikri pompalayan merkezlerin kastı başka. Onlar bilinçli, sistemli ve ısrarlı bir biçimde Selefilik ile terör arasında illiyet bağı kuruyor. Bu önerme doğru olsaydı, İbn Hanbel ve Ebu Hanife’den M. Akif’e kadar sayısız mütefekkiri terörist saymak lazım. İşgal edilen toprakların savunulması, eğer “terör” sayılıyorsa, Afrika’dan Kafkaslara kadar bu meşru mücadelelere katılan Sufi tarikat ve hareketler de aynı sınıfa girer.

Bu, kendi başına örgütler kurup şiddet hareketlerine başvuranların kendilerini “Selefiler” şeklinde tanımlamadıkları anlamına gelmez. Bunlar yanında Selefilikle terör arasında hiçbir ilişki kurulamayacağını savunanlar da var. Tıpkı kendilerini Müslüman diye takdim edenlerin gözlerini kırpmadan şiddete başvurmaları gibi. Mensubiyet temel belirleyici değil. Terörün ortaya çıkışında başka faktörler belirleyici olmaktadır. Birilerinin Müslüman kimliğiyle şiddete başvurması İslamiyet’in bir şiddet ve terör dini olduğu anlamına gelmez. İşte Papa bunun farkında değilmiş gibi tamamen aktüel ve politik bir genellemeye eşlik ederek İslamiyet’i şiddetle bir arada tutmuş, Hz. Peygamber’in “kılıç”tan başka insanlığa bir şey getirmediğini söylemiştir. (Türkçe tam metni için bkz. www.b---------.com

“İslam ve şiddet/terör” söylemindeki şifreyi çözmek lazım. Sorun, İslamiyet’in şiddeti öngördüğü veya Müslümanların terörü tek ifade biçimi olarak seçtikleri sorunu değildir, sorun Müslümanlara şiddet ve terörün empoze edilmesi, başka ifade biçimlerine başvurmalarının önüne geçilmesidir. “İslam şiddeti öngörüyor veya Müslümanlar terör yapıyor” dendiğinde, aslında “Ey Müslümanlar terör yapın” denmek isteniyor. Tıpkı Huntington’ın “Medeniyetler savaşı çıkacak” demesinin aslında “Medeniyetler savaşı çıksın” demek istemesi gibi.

Bu durumda sorumlu mevkideki insanların, kanaat önderleri ve İslam bilginlerinin ısrarla “İslam ile terör arasında hiçbir ilişki yoktur” demelerinden ve diyaloğu öne çıkarmalarından daha makul ne olabilir? Diyalog, çatışma zeminini engeller. İlişkiler tümüyle koparılırsa, savaş notaları verilmiş olur, bu da “İslam terörü” söylemi üzerinden askeri ve politik operasyonlar yürüten küresel güçlerin işine gelir. Papa bu küresel sürecin içinde yer almıştır, bu doğru. Ama mesela Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hayrettin Karaman Hoca gibi ne olup bittiğini çok iyi gören zatlar “yine diyalog” dediler ki, bu Müslümanların basiret ve ferasetlerinin dipdiri olduğunun göstergesidir. Bence de büyük bir komplonun önüne geçmenin en doğru yolu, “diyalog kapılarının açık tutulması”dır. Diyaloğun cevazını Papa vermiyordu ki, onun vazgeçmesiyle bu iş sona ersin. Diyaloğa inanan sayısız Hıristiyan var. Bundan sonra bu sürecin başını İslam çekecek, dünyanın hızla büyük bir felakete doğru gidişini büyük endişe ile gören erdemli insanları kendi şemsiyesi altında konuşmaya, müzakere etmeye ve yeni Hilfu’l-fudullar akdetmeye davet edecektir.

20.09.2006

Papa’nın hatalı çıkışı

AHMET SELİM
21.09.2006 PERŞEMBE

Papa’nın hatalı çıkışı

Birdenbire ortaya çıkmış bir vesileyle ve kelimeleri seçerek cümle kurmaya elverişli olmayan dalgalı aktüel itmelerle söylenmiş sözler değil Papa’nın ağzından çıkanlar. Akademisyenlere hitap ediyor, alıntılar yapıyor, hazırlıklı konuşuyor.

Burası çok önemli. Oturup düşünmüş, bunları üretmiş. Buna ihtiyaç hissetmiş! Beyanı bir hazırlığın ve zamanlama tespitinin ürünü.

“Bunun arkası gelir, gelmesi isteniyor” kanaatindeyim.

Hiçbir mânâ ciddiyeti yok. Tamamen nefsâni, tamamen taassup eseri. Peygamberimiz’in hayatı kadar, belge ve şahit aydınlığı taşıyan bir hayat yok. Yazılı tespit imkânlarının gelişkin olduğu bir tarih döneminde bir toplumun içinde yaşamış. Tebliğ 23 yıl sürmüş. Kendisine çok yakın duran insanların sayısı çok fazla. Eşlerinin birçoğu, kendisinden sonra 30-40 yıl yaşamış ve konuşmuş. Veda Haccı’nda 100 binin üstünde bir kitleye hitap etmiş. “En farklı özelliği neydi?” sorusuna bir âlim “beşeriyetidir” cevabını verirken bunu işaretliyordu.

Hayatında sosyal ilişkilerini perdeleyen hiçbir tecrit (izolasyon) perdesi yahut kalkanı yok. Etrafındaki herkes kendisiyle rahatça görüşüp konuşabiliyor.

Hz. İsa hakkındaki objektif bilgi ise (yani müşahhas nakle elverişli olan tarih bilgisi), 30 yaşında peygamber olduğu, bazı olağanüstülükler göstererek bir rüzgâr estirdiği ve 33 yaşında ayrıldığıdır. Başka bir “aklî-tarihî-müşahhas” bilgi çerçevesi teşekkül etmiş değil. İnceleme yapanların veri mesnedi, böyle bir “30-33” imajı oluşturur…

Hemen önemle işaret edelim ki, Hz. İsa’nın kimliği hakkındaki bilgiler, bizim için Kur’an-ı Kerim’in bildirdiklerine dayanır. İnanırız ki Allah’ın Peygamberi’dir. Saygıda asla kusur etmeyiz. Ne var ki; akla dayanacaksak, Batı’nın akıl anlayışına dayanacaksak, “objektif bilgilere bir soyutlama yaparak eğilme” metodunu uygulayacaksak, durum budur.

Geçen gün National’da bir belgesel izledim. İncil’in bir bölümünü inceliyor ve şu sonuca varıyordu: “Vahyin sonucu olduğunu söylememiz mümkün değil. Böyle bir bilgimiz yok. Veriler bunu doğrulamıyor. En eski nüshanın tedvin tarihi böyle bir bilgiyi teyid etmiyor.” (Tamamen yabancıların yaptığı bir incelemeydi bu.)

Böyle yaklaşmak da istemiyorum. Çok özel bir diyalog penceresi açılmadan derûnî alışveriş kuramını oluşturmaya çalışmak verimli olmaz ve ters tepkilerle niyete uygun düşmeyen sonuçlar doğabilir. Ama “akıl ve nakîl” adına öyle şeyler söyleniyor ki, öyle haksızlıklar yapılıyor ki, yüreğim ağlıyor.

…Vahye inanmak, farklı bir akılla mümkün. Ama sonrası, “Acaba bu vahiy midir, vahiy olarak mahfûzen intikal etmiş bulunmasının şartları sıhhatli midir?” sorusu, akla çok daha açıktır. Kur’an-ı Kerim’in bir bütün halinde tedvini Hz. Osman zamanında… Çeşitli ihtilâflar yaşamış koskoca bir toplumda; o toplumun bir tahrife karşı susması mümkün olmayan tanınmış şahsiyetlerinin ve önderlerinin (müşahhas tarih portreleri olarak) hayatta olduğu şartlarda, tek itiraz sesi çıkmıyor. Nice ihtilâflar ve çekişmeler yaşanmış, ama mahfûziyet konusunda tam bir mutabakat var.

İnsaf ile düşünelim: Bu özellikleri taşıyan başka bir “kitap” metni var mı ortada?

Mahfûziyet ölçülerini ve sınırlarını yok sayarsan, bir başka deyişle “ihmal” edersen, tevilin sonu yok. “Ben böyle inanıyorum.” deyip geçersin, kimse de senin tercihine karışamaz.

İslâm’da tahkikin “sübût ve delâlet” terminolojisi, kılı kırk yarar. Kim demiş, o kimden duymuş, duyanların nakledenlerin kimliği ve kabiliyetleri ne kadar güvenilirlik taşıyor? Şunu söylemek isterim: Başkalarının ileri sürdüğü birçok metinler ve nakiller, “zayıf bir hadis” kadar dahi aidiyet sıhhati taşımaz. Bunu düz mantık ölçülerinin yalın bir realitesi olarak ifade ediyorum. Baksınlar, göreceklerdir.

… Papa ciddi, çok ciddi bir hata yaptı. Hıristiyan âlemi bunu sahiplenmeye çalışırsa; insanlık, bir “ruhî-fikrî bunalım” çöküntüsüne, sayısız “dolaylı sebep” etkilenmeleriyle sürüklenebilir. İleride açmaya çalışacağım.

18.09.2006

tebessum e

bukadar buyuk ve guclu bir hizmet suurunun timsah goz yaslarıyla ayakta durdugunu sanacak biri oalrak gormuyorum seni tebessum..bilemiyorum....üzüntu duyulacak bir durum

dialog

S.a
sizin dediginize göre kiliclarimizi kusanip cihata cıkma vakti gelmistir arkadslar..Öfkeyle kalkmanın bircok zararını görduk ve hala göruyoruz.Adıguzel kardesim gercekleri gorup belirtmek kadar guzel birsey yoktur ancak uslubun baya sert...

diyalog

h.ş. leyselilfasıgugaybetün maali fasıkolanı dinin aleyhinde çalışanı gaybert etmek gaybet degildir

diyalog

h.ş. leyselilfasıgugaybetün maali fasıkolanı dinin aleyhinde çalışanı gaybert etmek gaybet degildir

Tek kelimeyle ---- HAKLISIN----

selamünaleyküm kardesim..tek kelimeyle haklisin kardesim...

adam döktügü timsah gözyaslari ile baya bir kisim kardeslerimiz kandirip güya taraf topluyor kendini hakli cikartacak...birileri cikip bu saf temiz kalbli kardeslerimize artik gercekleri aciklayip anlatmasi lazim..bu kardeslerimizin uyanmasi lazim artik..helede serefsiz papazin bu aciklamalrindan sonra asil bu kardeslerimizin kendilerinin uyanmis olmasi lazim ama görünüse göre zor..

SON-ÜLKÜCÜ
**********************
EZANA BILAL GEREK...
-------------------------------
EKMEGE HELAL GEREK...
-------------------------------
GÖK YÜZÜNE BIRTANE YETER...
----------------------------
BIZE ÜC HILAL GEREK....

dostmu düşmanmı?

EVET ARKADAŞLAR BİZ İNSANLARI NE KARALIYORUZ NEDE İFTİRA ATIYORUZ BİZ

GÖRDÜKLERİMİZİ VE BÜYÜKLERİMİZİN SÖYLEDİKLERİNİ SÖYLÜYORUZ HANİ F. GÜLENİ

HALA HAKLI OLDUĞUNU PAPANIN VE HAHAMLARIN DOSTUMUZ OLDUĞUNU SÖYLEYEN

VAR MI.

DİYANET İŞLEİ BAŞKANI BİLE ÇIKIP AÇIKLAMA YAPABİLİYOR VİCDANI BUNU

KALDIRAMIYOR FAKAT BİRİLERİ RECEP TAYYİP ERDOĞAN GİBİ F. GÜLEN GİBİLERİ

HALA UYUYOR NUMARASI YAPIYOR BİZLER UYUMAMALIYIZ HELE HELEDE

İÇİMİZDEKİLERE KARŞI UYANIK OLMALIYIZ ARKADAŞLAR

adıgüzel

islama az veya çok hizmet edenlerele uğraşmayalım bu inincı

Herhangi bir cemmatin önderine liderine o gurup olsun veya başka gurup olsun saldırmayalım bunu zaten ömer .......le başlayan bir şahıs yapıyor müslümanlar müslümanları raştıracağına eleştireceğine bu islamın buhranlı sıkıntılı müslümanların katledildiği günlerede başkalarıyla uğraşmayalım lütfen özellikle rice ediyorum ben fethuıllah gülenin cemaatine falan mensup değilim eleştirmme Allah razı olsun talebeler yetiştiryorlar der geçerim.yapmayın eleştirmeyin.*****************************************
****1-Ey kalplerde iman nurunu yakan ve kullarına huzur ve güven veren mümin
2-Ey bütün varlıkları ilim ve kontrolü altında tutan Müheymin,
3-Ey bütün mahlukatı yoktan meydana getiren Mükevvin,
4-Ey bütün yaratıklarına dünyadaki vazifelerini ögretip telkin eden Mülakkin,
5-Ey kulları için açıklanması gereken her şeyi beyan eden Mübeyyin,
6-Ey musibetleri hafifleten ve zorluklari kolaylaştıran Mühevvin,
7-Ey her seyi münasip şekilde süsleyen Müzeyyin,
8-Ey diledigini yücelten ve kullarına büyüklügünü gösteren Muazzim,
9-Ey muhtaçlarin yardımına koşan Mavvin,
10-Ey her şeyi çesit çesit renklerle bezeyen Melevvin,
bizi müslümnaları munafıkların şerrinden desisiden sen korurusun müslümanları birlleştir kenetleamin
********************************************************************43/

...

...

ne zamandır siteye

ne zamandır siteye girmiyordum girdiğimde çok şaşırdım .insanları karalamak bizim gibi müslümanlara yakışmıyor kendi adıma üzüntü duydum .eski tadı kalmamış .hoş görümüz nereye kayboldu?eğer eleş tirirsek bunları okuyanlar tek biz olmadığmızı bilmemiz gerekir. ve ona göre yazılar yazmamız gerekir kendi içimizde anlaşamazsak bizim gibi olmayanların eline büyük bir koz vermiş oluruz.düşüncelerim bunlar hepimiziALLAHA emanet ediyorum KARDEŞLERİM!

Bende seyyah99 kardeşimize

Bende seyyah99 kardeşimize katılıyor ve eklemek istiyorum....

Diger bir mevzu da Asla ve Kat'a Fethullah Gülenin Üstlendigi Misyonla Said Nursinin Üstlendigi misyon bir tutulamaz..Çünkü Bedi-üz Zaman Said Nursi Çagının müfessiridir.Halbuyken Fethullah Gülen Sadece bir hatiptir..Nesıl İkisini bir kefeye koyabiliyorsunuz...
Başka bir dikkatimi çeken konuda Mehmet Şevket Eygi gibi Tam bir İslam Beyefendisine Laf atılmak istenmiş onuda kınıyorum...

Tebesüm arkadasim, 1. 31

Tebesüm arkadasim,

1. 31 mart vakasini Naksibendi ayaklanmasi gibi gösteripte, bu mübarek yola saygisizlik etmiyelim lütfen. O hadisenin ne Naksibendilik ve nede herhangi akli basinda tasavvuf ehli insanlarla bir alakasi vardir.

2. Ayni sekilde Menemen olayiyla hic bir samimi müslümanin herhangi bir alakasi yoktur. Tamamen düzmece ve bir kac capulcunun kullanildigi bir olaydir.
Bu hadisede müslümanlarin herhangi bir baglantisi yoktur. Iki üc kendini bilmez gayri Islami tavirli capulcunun cikardigi bir hadisedir.

3. Washingtonda düzenlenen Abant platformuna kimler katilmis tekrar bir gözden gecir lütfen.
Sapla samani karistiriyorsun.

Güzel kardesim,
bunlari hangi kaynakdan aldin bilmiyorum fakat,
en azindan yukarida saydigim maddelerde tamamen yanlis bilgiler var.
Temenni ederimki bunlar senin yazilarin degildir ve sen yalnizca bir alinti yapmissindir.
Lütfen alinti yapdigin kaynaklara dikkat et.
Bu üc maddede de olaylarla hic bir alakasi olmiyan kesimler itham olunuyor.

lütfen Objektif olalim muhterem kardesim!

Nurculuk ve Fethullah Gülen Vakası--------2--

Büyük Ortadoğu Projesi(BOP):

Büyük Ortadoğu Projesi(BOP); ABD'nin batıda Fas, doğuda Moğolistan, kuzeyde Çeçenistan, güneyde Yemen'i içine alan geniş bir "islam coğrafyası" tasarısıdır. BOP'un üç boyutu vardır: Birincisi ekonomik olanıdır ki, G-7 ülkeleri içinde tartışılıyor. İkincisi siyasi boyutudur ki,ABD ve AB ülkeleri arasında tartışılıyor. Üçüncüsü ise askeri olanıdır ve bu da NATO Konseyi'nde ve komuta merkezinde tartışılmaktadır.

ABD'nin ve AB'nin hakimiyet kurmak için bir harman yerine çevirdiği Kıbrıs da bu projenin taşlarından birisidir!..

---Başbakan Erdoğan, Bush ile 28 Ocak 2004'te Beyaz Saray'da yaptığı görüşmenin ardından, "Türkiye'nin, sınırları genişleyen ve demokratik değerlerin yerleştirilmesi öngören bu projeye destek verdiğini, Türkiye'nin projede anahtar rol oynayacağını" söyledi!

---ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, 1 Nisan 2004'te verdiği ropörtajda "Neden Türkiye gibi bir islam ülkesi, Türkiye'deki gibi bir demokrasi olmasın?" şeklindeki sözleriyle, Türkiye'yi "ılımlı islam"ın modeli olarak gördüklerini ifade etti!

ABD ve AB Emperyalizmi, sömürüsünü idame ettirmek amacı ile, “dünyada birlik ve barış” amacı göstermek için, "dinlerarası diyalog ve hoşgörü" oluyormuşcasına, İbrahimi kökenli semavi dinler olan; Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık arasında uzlaşı sağlar gözükmektedir. Bu inançların dinsel simgeleri olan Davut yıldızı, kippa(bere), haç, türban(ki aslında İslamla bir alakası yoktur) gibi sembollerin istenen tarzda(kendi ülkeleri hariç) bulundukları bölgelerinde kullanımına hoşgörüyle bakılmıştır. "Davut Yıldızı-Haç-Hilal" ya da "Haç ve Gül" birlikte, emperyalizmin geleneksel birlik simgesi olarak kullanılmıştır.
Türkiye Türkleri’nin 1923'de Cumhuriyet ve Atatürk devrimleriyle başlattıkları uluslaşma süreci, bilhassa 1950'den itibaren inkitaya uğrar. O günden beri "karşı devrim" devam etmektedir. 2002 yılında AKEPE iktidarının işbaşına gelmesiyle, karşı devrim süreci hızlandırılmıştır. Bugün Türkiye, "Türk kimliği"nden ve "Cumhuriyet kimliği"nden "islami cemaat kimliği"ne çevrilmek istenmektedir!.. AKEPE Hükümeti, “Yeni Osmanlıcılık” ile Cumhuriyet sistemini karşı karşıya getirerek, İslam rejiminin rövanşını bu çatışmada almak istemektedir!
Başbakan Erdoğan'ın, laikliği "farklı inanç ve değerlere eşit mesafede olan devlet" diye tanımlamasından da anlaşılacağı üzere Erdoğan, şeriatçıların önündeki(eğitim alanında olsun,hukuk alanında olsun) engellerin kaldırılmasını istemektedir ve laikliği de bu çerçevede kullanmak istemektedir.
ABD'nin de Türkiye için istediği model; daha bireysel ve post modern, ılımlı bir İslami devlet ve laikliğin de olduğu bir sistemdir. Tabi bu laiklik, ABD'nin uygun gördüğü bir laikliktir! Tıpkı Tayyip Erdoğan’ın tanımlamasını yaptığı “laiklik” gibi…
8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Türk ekonomisini dünya tekellerine açması sayesinde "Anadolu kaplanları(!)"nın ortaya çıktığını ve şeriatçı sermayenin doğduğunu görmekteyiz. Bu yapı, "soft İslam" anlayışını da beraberinde getirmiştir. Anadolu kaplanları(!)nın ortaya çıkmasıyla, Anadolu'dan çıkan bu iş adamlarının, sadece sanayi ve ticaret alanında değil, şeriatçı faaliyetler gibi başka alanlara da finansman sağladıklarını görmekteyiz. AKEPE de "İslam, demokrasi, laiklik" konusunda, geçmişte Özal'ın(daha öncesinde de Menderes'in) açtığı yolda ilerleyerek “ABD'nin ileri karakolu olma” görevini yerine getirmektedir.
Washington'da düzenlenen Abant toplantısı da göstermiştir ki, ekonomi ve dış politikadan sonra laik cumhuriyet rejimi de ABD'de biçimlendirilmek istenmektedir!

Nurcular ve Fethullah Gülen'in Siyasi Etkisi:
F.Gülen'in "benzeme benzet" stratejisinde, geleneksel takiyyecilikten farklı olarak değişik alanlarda görev alacak nur cemaatinden bir kişi(ister kadın olsun,ister erkek), o alanda diğer çalışanlar gibi giyinip ve taktiksel olarak da onlar gibi davranmak zorundadır. Hoşgörülü ve uzlaşmacı gibi görünüp, zamana yayarak kendi görüşlerini empoze etmektedirler.
ABD, F.Gülen'in vasıtası ve AKEPE'nin kanalı ile dincileri,kürtleri ve kürtçüleri kullanmaktadır.
İslam coğrafyasında, ABD birinci dönem yayılmacılığını DP iktidarı ile yapmıştır. İkinci dönem yayılmacılığını da Özal ve onun devamında da Fethullah cemaati ve AKEPE iktidarı ile yapmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında bölgede etkin rol alan ABD, daha sonra ise "Yeni Dünya Düzeni" ile hakimiyetini kurmuştur.
AKEPE'nin 03.11.2002'de hükümet olması, sadece siyasal islamcıların değil, ABD yanlısı bir blokun da iktidar olmasıdır! 19.yy başından beri ülkemizde ajanları vasıtasıyla faaliyette bulunan ABD, şimdi ise AKEPE iktidarı ve yerel yönetimleri ile F.Gülen cemaatinin de marifet(!)iyle, Özal'ın ve daha öncesinde de Menderes'in başlattığı "liberal-muhafazakar-demokrat"lığa uygun din anlayışının reformlarını bitirmeye çalışıyor. Tabi ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni de küreselleşmeye uygun olarak yeniden biçimlendiriyor!
ABD ile içiçe olan İngiltere ve İsrail'in de destekleyicisi olduğu, Türkiye’yi "eksen ülke" yapacak olan BOP'un hedefleri; "İsrail'i korumak ve kollamak, ABD'nin bölge ülkelerini sömürmesi ve petrolleri kontrol etmesi"dir!

Sonuç:
Aslında konunun özeti : "Emperyalist Batı(ABD,AB,İsrail)'nın Ortadoğu, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika'da hegamonya kurma projesi olan BOP'un marş motoru ılımlı islam, bu motorun kontak anahtarı ise F.Gülen ve cemaatidir!"…

++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

SON-ÜLKÜCÜ
**********************
EZANA BILAL GEREK...
-------------------------------
EKMEGE HELAL GEREK...
-------------------------------
GÖK YÜZÜNE BIRTANE YETER...
----------------------------
BIZE ÜC HILAL GEREK....

Nurculuk ve Fethullah Gülen Vakası

Nurculuk ve Fethullah Gülen Vakası

Bilindiği gibi, 31 Mart Vakası, Nakşilerin ve değişik kesimlerden yobazların destek verdiği bir "Gerici İsyanı" olarak tarihe geçmiştir. 31 Mart Vakası'nın gerici kahramanı(!) Derviş Vahdeti, Nakşibendi tarikatından idi. Derviş'in çıkardığı "Volkan" gazetesine Saidi Nursi(kürdi) de yazıyordu. 1924'te hilafet kaldırılınca, İngilizlerin organize ettikleri Şeyh Sait isyanı başladı(1925). Bu olayda Nakşiler, doğuda birçok Türkmen-Alevi köyüne baskın yapmış, yakıp yıkmıştır. 1930'da Menemen'de ayaklanan yobazlar da öğretmen-yedek subay Kubilay'ı şehit ederek başını kesip sokaklarda dolaştırdılar. Bu isyanın başındaki Derviş Mehmet de Nakşibendi tarikatındandı.

31 Martçı Saidi Nursi(kürdi), 1925'te Şeyh Sait isyanıyla mahkum olmuştu. Saidi Kürdi, Nakşiliğe dayanan Nurculuğu yaymaya çalışan bir laiklik ve cumhuriyet düşmanıydı. Aslında hareketin özünde Türk düşmanlığı yatmaktaydı.

İşte Saidi Kürdi’nin takipçisi Fethullah Gülen de bu ekolün devamcısıdır. Derviş Vahdeti ve Saidi Nursi(Kürdi)’nin üstlendiği misyonu(!), günümüzde AKP ve Nur cemaati üstlenmiş görünüyor...

Önüne böylesine büyük(!) bir hedef koyan ve amaç edinen Fethullah Gülen, 1957 yılında Erzurum'da talebelik yıllarında Bediüzzaman(!) Saidi Nursi'nin adamı Muzaffer Arslan'ın sohbetlerinde Risale-i Nurları tanır ve bir daha da bu sohbetlere katılmaktan geri kalmaz!.. F.Gülen, daha sonra Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarında çeşitli görevlerde bulunur... M.Şevket Eygi, gibi kişilerle aynı kulvarda, dini alet ederek siyasi mücadele verir!..

11.03.1966'da Kırklareli'nden İzmir merkez vaizliğine tayin edilen Fethullah Gülen, kendi deyimi ile, izine ayrılıp “küçük bir Türkiye seyahati”ne çıkmış ve “çeşitli yerlerdeki dostlarını ziyaret etmiş”tir. Seyahati 40 gün kadar sürmüştür. Halbuki izin süresi 20 gündür!.. Bu süre içinde hocaefendi(!) neler yapmıştır?..Kendisinin bu "çeşitli yerlerdeki dostları" kimlerdir acaba?.. Ve 20 günlük resmi izin, 40 güne nasıl çıkarılmıştır?..

Nurcular ülkemizde bir asırdır örgütleniyorlar.Devleti ele geçirme sürecinde,şimdi sıra parçadan bütüne doğru gitmeye geldi!

Ve “Abant Platformu”

Gayet açıktır ki, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi ile bölgede "ılımlı İslam" tasarımında Türkiye'nin "aktör" olmasını en iyi sağlayacak insan(!) Fethullah hocadır!.. ABD'nin planlarına göre; "Ilımlı islam" tasarımı, BOP'un marş motoru ve Fethullah Gülen de bu motorun anahtarıdır!

Washington'da düzenlenen Abant Platformunda Nakşiler, Nurcular ve Süleymancılar tarafından, M.Kemal ATATÜRK'ün kurduğu laik cumhuriyet tartışılmış(!) ve BOP çerçevesinde Afganistan'ın, Irak'ın, Mısır'ın, Özbekistan'ın, Azerbaycan'ın vb. ülkelerin örnek alacağı "din eksenli" cumhuriyete geçiş yolları aranmıştır! Yani onlara göre sorun, "laik Cumhuriyet"tir!.. Çünkü "Abant Grubu" denilen misyonun amacı da; "ABD'nin bölgedeki emperyalist çıkarlarına ideolojik bir destek sağlamak"la ilgilidir!

ABD'nin ve F.Gülen Hocaefendisinin kuklası olan Başbakan R.T.Erdoğan ise, ABD hakimiyetindeki Yeni Dünya Düzeni'nin "Büyük Ortadoğu Jandarma Komutanı" olmaya taliptir!

Türkiye, 24 Ocak 1980 kararları ile Liberalizme geçerken, 12 Eylül darbesi ile sistem buna uygunlaştırılır, 1990 yılından itibaren de "küresel"leşir, ABD destekli Gülen okulları ile de (sözde) "Türk Emperyalizmi" görüntüsü yaratılmaya çalışılır... İşte bu aldatmaca neticesinde bugün hala bazıları,"yahu ne istiyorsunuz bu hocaefendiden? Adam bizim misyonerliğimizi yapıyor,dünyanın her yerinde Türk(!) okulları açıyor" gibi bir safdillik, daha doğrusu gafillik içerisindeler...

"Çağdaş Roma İmparatorluğu" denilen ABD, BOP'u müslüman coğrafyasında hayata geçirmeye çalışırken, F.Gülen ve ekibinin himaye görmesi bir rastlantı değildir. F.Gülen ve cemaati yıllardır ABD tarafından desteklenmekte ve kullanılmaktadır. Bugün F.Gülen ABD'deki çiftliğinde(cemaate ABD tarafından tahsis edilmiştir), FBI'ın korumasında yaşamakta ve cemaatini yönetmektedir!

SON-ÜLKÜCÜ
**********************
EZANA BILAL GEREK...
-------------------------------
EKMEGE HELAL GEREK...
-------------------------------
GÖK YÜZÜNE BIRTANE YETER...
----------------------------
BIZE ÜC HILAL GEREK....

ooo bu tartışma lamış

ooo bu tartışma lamış başını gitmiş.herkes doğru ve faydalı olacağına inandığı bir yol tutmuş gidiyor. bi de hiç bir yere gidemeyenler var.onlara ne demeli..

niyetimiz salih olsun..

EVET

evet arkadaşlar perhiz yapıyoruzderken kilo almayalım

fetullah gülen hakkındaki yazılarda yeni sakıncalı bulduğunuzu anlam veremedim.

ayrıca kimsenin yazdıklarıma bir tepkiside olmmaması sevindir di

konu sadece fetullah gülen yanı unu yazma e peki yayazının içindeki sizlerinde tepki göstermediği doğrular.

onlar ne olacak onlar nasıl dile getirilecek

ADIGÜZEL

4. olarak her sakallı dede

4. olarak her sakallı dede değildir..!

:):):) anlaşıldı.....

2. olarak abla abi ifadeleri ile cinsiyetinizi belirtici kelimeler kullanmayınız.

Bu benim yüzümden oldu galiba özür dilerim.ben nickimi eskisi gibi hureyre yapmak istiyorum ama yapamadım.yardımcı olursanız bi daha böyle hadiseler olmaz inş. hancı kardeşim......

Vuslat gibi nimet mi olur,
Ya Rab! nice sukredelim?
Hizmet gibi devlet mi olur,
Ya Rab! nice sukredelim?

****Bezledersen bu yolda canini,bir gün olur elbet bulursun cananini****

soğudu artık bu konular,

soğudu artık bu konular, konuşmanın bi anlamı yok
her şey okadar açık ki, bu saatten sonra dostu düşmanı tanımayana bir şey öğretemezsiniz...
Cahile laf anlatmak, havada demir dövmek gibidir...

2. olarak abla abi ifadeleri

2. olarak abla abi ifadeleri ile cinsiyetinizi belirtici kelimeler kullanmayınız.
bu benim için heralde Allah razı olsun uyardıgın için....Fakat bu karşıdaki insanı samimi gördigim içindi..Tekrar özür dilerim kusura bakmayın bidaha olmaz....

1. olarak site içersinde bu

1. olarak site içersinde bu tür konulara girmemenizi rica ediyoruz.. Silindigineceğini unutmayınız.

2. olarak abla abi ifadeleri ile cinsiyetinizi belirtici kelimeler kullanmayınız.

3. olarak forum içersinden birbirinizin mail yahut msn adreslerinizi vermeyiniz ve istemeyiniz.

4. olarak her sakallı dede değildir..!

BENİMLE AYNI FİKİRDE OLAN

BENİMLE AYNI FİKİRDE OLAN KARDEŞLERİMİ NEDEN BURADA GÖREMİYORUM.LÜTFEN YORUMLARINIZLA KATKIDA BULUNUR MUSUNUZ???!!!!!!!

Vuslat gibi nimet mi olur,
Ya Rab! nice sukredelim?
Hizmet gibi devlet mi olur,
Ya Rab! nice sukredelim?

****Bezledersen bu yolda canini,bir gün olur elbet bulursun cananini****

Dogru söylüyorsun Asya

Dogru söylüyorsun Asya ablacıgım..Son günlerde bu tür konular baya arttı..Zaten Benim arkadaşlar bu yüzden dolayı iyice sogudu siteden..Tamam sitede siyasette konuşulur ama bu kadar da degil..Eskiden siteye girince yazılan kıssalara bakardım..Şimdi cogu siyasi oldu..Allah razı olsun..Bu konuya degindigin için..

""Din Nasihattir.""

""Anani Atani Say; Bereket büyüklerle beraberdir...""

""Kula bela gelmez hak yazmadıkca,
Hak bela vermez kul azmadıkca""

mail adresini ver hkn adlı

mail adresini ver hkn adlı kardeşimde seninle konuşayım.

asya??? kardeşim senden bir

asya??? kardeşim senden bir ileti istiyorum güzel bir ileti olsun rica ediyorum.

adı güzel kardeşim.bu

adı güzel kardeşim.bu ortamlarda bu tür konulara hiç girmesen.zaten hiç uygun bulunmuyo büyükler tarafından da.Bir tane güzel sitemiz var onu da kaybetmeyelim.kardeşin olarak rica ediyorum senden.eminim diğer kardeşlerimiz de benimle aynı düşüncededirler.Allah razı olsun...

Vuslat gibi nimet mi olur,
Ya Rab! nice sukredelim?
Hizmet gibi devlet mi olur,
Ya Rab! nice sukredelim?

****Bezledersen bu yolda canini,bir gün olur elbet bulursun cananini****

dediklerine katılıyorum

dediklerine katılıyorum kardeşim asya???

hoca efendi

sevgili bu yazıyı yazan kardes sana mail adresimi veriyorum kendi adresini gönderirsen bu konu hakkında bilgilerimi paylaşmak isterim

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><i><b><u><font><img><b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • You can use BBCode tags in the text.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Fitresi verilen herkesin KURBAN da kesmesi gerektiğini biliyor muydun?:

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar