Molla Cami Kitapliginda aradiginiz hersey elinizin altinda
* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * *
Giriş Sayfası Yap   Açılış Sayfası Yap (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle



Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.

Futuhu'l Gayb ve Ömer Öngüt

Merhaba

Futuhu'l Gayb eserinin 33. mektubu neden bulunmamaktadır
Ömer Öngüt isimli şahıs 33. mektupta geçen kişini kendisi olduğunu söylemektedir. Bu konuyu araştırırken sizin sitenize denk geldim ve Futuhu'l Gayb kitabının listesinde 33. mektubu göremedim.

Bu konuda bir açıklama yapar mısınz?
Abdulkadir Geylani Hazretleri Ömer Öngütü mü haber vermiştir?
33. mektubun içeriği nedir?

Konu şu 2 linkte tartışılmaktadır:
Hatemu'l Velİ Kİmdİr ? Ve Nasil Taninir ?, Bu bilgiler herkesin jetonunun düşerek algılayabileceği bilgiler değil
islamiforum.com/Hatemuand39l-Vel-Kmdr-Ve-Nasil-Taninir--t17950.html
Öngüt Kendisini Hatemu'l-evlİya Zannetmekteymiş
islamiforum.com/Oenguet-Kendisini-Hatemuand39l-evlya-Zannetmekteymi-t17931.html

Ömer Öngüt ve Cahil Cesareti

Takriben 1.5 sene kadar önce tartışması açılan ( şu linki kontrol edebilirsiniz http://www.misakonline.com/forum/viewforum.php?f=41 )ve benim de öncesinde adlarını bile duymadığım bir fırka hakkında bir duyurum olacak.Herşeyin gösterileceği bu duyurudan sonra inşallah bu gereksiz fırka ile ilgili bu mesele benim açımdan bir daha açılmamak üzere kapanacak.

Ama duyurudan önce... Bir iddia vardı Öngüt ile ilgili:
*************

"Bu adama şeyhlik verilmedi.Şeyhinin ölümünden sonra 3-5 kişi bu adamı şeyh ilan etti.Turgut özal da bu adama,şu an üzerinde oturduğu iki apartmanı vakıf binası olarak yaptı onlara verdi.

Turgut özal o binaların masrafını cebinden karşıladıysa,ne kadar cömertmiş.yok eğer devletin filan fonundan karşıladıysa,tüyü bitmemiş yetimin malının.hakkının üzerinde otuyor demektir."


************
Bunun üzerine demiştik ki eğer bu da doğru çıkarsa vay halinize...

İddia sahibine Ömer ve tayfasının zamanında Özal/Anap ile siyasi, parasal bağlantıları olduğu hususunda benim de birşeyler duyduğumu fakat elinde bu iddialar ile ilgili somut birşeyler varsa aktarma imkanı olup olmadığı hususunda mail attım. Hali ile el altından alınan yardımları ispatlamak pek öyle kolay birşey değil. Kendisi bana mail ile şunu yazmış:

**********

"Bismillahirrahmanirrahiym. s.aleyküm ve rahmetullah

Ey müslüman,bilmiş ol ki bir insana yapmadığı bir şeyi söylemek iftira ve büyük günahtır.Biz burada her ne yazmışsak inşallah doğru bilgilerdir.
O devirde sn turgut özal,oy toplamak için böyle birçok cemaate vakıf binası yaptı.Bu adam daha önce ayakkabı tamirciliği yapardı,sonra halı satmaya başladı .ben bunları bizzat kendim biliyorum.özal iş başına geçince,böyle cemaatlere vakıf binası yaptı oy toplamak için.Bunlara yaptığı bina,her biri 6 katlı yanyana 2 apartmandır.ve o vakıf binasını onlara Turgut özal ın yaptırdığını kendileri söylüyor,vakıf yöneticileri söylüyor,ben değil veya başkası değil...Ayakkabı tamirciliği yapan bir insan bir anda nasıl trilyonluk 2 aparman dikebilir,bunu da düşünün..Daha da tereddütünüz varsa,
onlara diyin ki "Bu binaları size turgut özal yaptırmamışsa,kendiniz yaptırmışsanız eğer,böyle olduğuna dair,Allah adına yemin edip kurana el basın"diyin bakalım bunu yapabilecekler mi?.

Ancak mesele bu değil,siz orada konuyu anlamamışsınız sanırım.Benim kimsenin parasıyla malıyla işim yok.Konu particilik yapıp,Erbakan gibi bir takım cemaatlere"bunlar dinsiz" şeklinde yazılar yazmalarıdır..Ve diğer birçok doğru yolda giden cemaatlari küçük görüp,haksız yazılar yazmalarıdır.Mesela mahmut efendinin cemaati şöyle kötü böyle kötü derler.Benim hiçbir partiyle ,tarikatle,cemaatle uzaktan yakından
zerre kadar ilgim yok,kimseyi savunmuyorum ama haksızlığa da tahammülüm yok.

Yani ben o yazımda demek istedim ki "bunlar particilik yapıyor,diğer bazı cemaatlere haksızlık ediyor ,sebebi de özaldan vakıf binası olarak aldıkları 2 apartman dır"

İnşallah anlaşılmıştır.selam ve dua ile "

********************

Bunun dışında; baştan sona yalan ve ucuz demogoji içeren tekfirlerin ne oldugunu yazmış ve hatta bunların içinde bu şahsın Kemal Kaçarı tekfir edicem derken ettiği tekfirin ucunun Peygamber Efendimize kadar ulaştığını ha keza Erbakanı tekfir için yazdıkları şeylerin mizah yazılarına malzeme olabilecek seviyesizlikte oldugunu da özellikle belirtmiştik. Tabi ki, bir müslümana kafir demenin maliyetini hepimiz biliyoruz...

Şimdi asıl meselemize gelelim.

İnsanları fantastik, gizemli,esrarengiz hikayelerle kandırmak çok kolaydır. Aslında kanma değildir bu. İnsanın nefsinin aynı daha fazla para, yemek, karşı cins istemesi gibi bu meseleye de tutunmasıdır. Bu çok önemli: Kanma değildir. Çünkü şunu hiç bir zaman unutmayın hayatta başarısız olmuş insanların en büyük avuntusu kendilerini keşfedilmemiş hazine, "aslında önemli" bir insan sanmasıdır. Aynı zeki olduğunu sanmanın aptalların avuntusu olması gibi...

Tarih, yüzyıllardır uyanıkların çok çeşitli dinlerde, toplumlarda, kültürlerde insanoğlunun bu en zayıf noktasını kullanarak rant elde etmesinin örnekleri ile doludur. Sahte peygamberler, fantastik hikayeler, batıni tarikatler, kurtarıcılar(mehdiler), kısa yoldan cennet vaadleri...

İşte, çoğunlukla eğitim seviyeleri çok düşük insanlardan oluşan bu fırka da bunun bu günlerde görülen bir örneğini teşkil ediyor. Onların yöntemi ise İslam dünyasında bu güne kadar eşi benzeri görülmemiş derecede tahrifat ve yalanlarla, hic bir zaman tartışma konusu dahi olmamış Hatemul evliya konusunda, alimlerin ağzından yalan söyleyerek adres vermeye kalkmaları...

Daha önceden göstermiştik Salih Çift Hoca, Hakim et Tirmizinin Hatemul evliya kitabını Türkçeye çevirmiş ve içerisinde isim vererek Ömer Öngüt ve tayfasının hat safhada fahiş tahrifat ve kasıtlı çeviri hatası yaptığını yazmıştır. Bu ayıp bile yeter asılda ya neyse. İlgili sayfanın resmi aşağıdadır.
http://img403.imageshack.us/my.php?image=hatemhh2.jpg
Bu fırkanın ortaya sürdükleri adamın aynı bundan önce yüzlercesi gibi, "müjdelenmiş", "geleceği haber verilmiş", "özel ilim ve vazife" verilmiş bir insan olduğunu ve ona tabi olanların "makam" sahibi olacağı vaadleri hususunda söylenen yalanlarına kaynak göstermeye kalktıkları insanlar ise en başta Muhyiddini Arabi ve onun yolunu takip edenlerdir.

Gerçekten öyle midir sorusunun cevabını hepiniz tahmin ediyorsunuzdur ki tabiki de hayır.

Hatemul evliyalık nedir, İslam alimleri böyle birşeyi kabul etmişler midir, kabul edenler neyi kabul etmiş ve bunu vurgulamıştır gibi sorulardan önce bu tayfanın bu konuda söyledikleri yalanları 3 kısma ayırabiliriz:

1-) Hatemul evliyalık meselesi ile uzaktan yakından alakası olmayan, alimlerin genel itibari ile insan-ı kamil, mürşid-i kamil yazılarının başlıklarını değiştirip, çoğul ifadelerin çıkartılıp, "gelecek olan" Hatemul evliya diye aktarılması. Örnek olarak Bkz:Abdülkadir Geylani Fütûhü’l-Gayb 33.makale, İmam-ı Rabbani 260 261 317. mektupları...

2-) Hz. Ömer ile ilgili kıssaların "gelecek olan" Hatemul evliya şeklinde aktarılması.("Ömer" ismi tutuyor ya) Örnek olarak Bkz: Mesnevî, c. 5 s. 156 - 2655. beyit.

3-) Muhyiddini Arabinin ve yolunu takip edenlerin bizzat Arabi için söylediklerini değiştirip tekrardan, "gelecek olan hatemul evliya" diye tahrif edilmesi.

İşte bizim bu konumuzdaki duyurumuz da bu son şık ile ilgili.

6 ayda bir yayınlanan akademik TASAVVUF DERGİSİ İbnü'l-Arabî Özel Sayısı çıkarmıştır. http://www.tasavvufdergisi.net/?no=32&bolum=dergi Bu linkten tüm yazıları pdf formatında indrip okuyabilirsiniz.(Önce üye olmanız gerekmekte)

İbn-i Arabi ile ilgili hemen hemen her konunun bulunabileceği dört dörtlük bir çalışma olmuş.

Bizim konumuzu yani Hatemlik meselesini Mustafa Çakmaklıoğlu Hoca "İbnü’l-Arabî’nin Nübüvvet-Velayet Hakkındaki Görüşleri ve İbn Teymiyye’nin Bu Husustaki Eleştirileri", ss. 213-255 isimli yazısında en ince detayına kadar Arabi'nin Futuhuat, Fusus, Ankau Magrib ve daha bir çok eserinden nakilller ile aktarmaktadır. Ankau MAgrib için şunu söyleyebiliriz ki İslam dünyasında daha da bugüne kadar bu kadar tahrif edilmiş, içeriği değiştirlmiş başka da bir kitap bulmazsınız...

Yazıda önce Muhyiddini Arabiyi eleştirenlerin hatta tekfir edenlerin iddiaları inceleniyor ve gerçekten İslam alimlerinin çoğunlukla mesafeli durdukları Muhyiddini Arabinin hatemul evliyalık makamındaki belirsizlikleri kaldırıyor. Bu konu ile ilgilenmiyorsanız dahi mutlaka duymuşsuzudur velilerin nebilerden ustun olup olmama tartışmasını. Hatta Arabi'nin sözlerini bu şekilde anlayıp onun bunu iddia ettiğini söyleyip tekfir edenler bile vardır. İşin ilginci hakikaten Arabi'nin bir yerde buna delil olabilecek cinsten şeyler söylediğini de göreceksiniz.

Çakmaklıoğlu Hocanın yazısında bu konu ile alakalı bir iki noktayı alıntılarsak:

*****************

"İbnü’l-Arabî, nebî ve resullerin velâyetini kapsayan umûmî hâtem’in Hz. İsâ olduğunu açıkça beyan ederken bu umûmî hatem’den daha aşağı bir mertebede gördüğü husûsî, Muhammedî hâtem’in kimliğine dair bazen kapalı bir şekilde işârette bulunsa153 da, Fütûhât ve Dîvân’da husûsî hatmü’l-velâyenin bizzat kendisi olduğunu açıkça ifade eder.154

153 Mesela bk. İbnü’l-Arabî, Fütûhât ( thk.), c. III, s. 177; ( byr.), c. III, s. 75. Buradaki ifadelerinde İbnü’l-Arabî, husûsî hatm’in kimliğini açıkça beyân etmek yerine, ‚bizim zamanımızda doğ-muştur, onu gördüm, onunla karşılaştım ve ondaki hatmiyyet âlâmetini gördüm... Arap’lardandır, onların da nesep ve cömertlik bakımından en şereflilerindendir.‛ gibi ifadeler kullanmaktadır.

154 Meselâ İbnü’l-Arabi, Fütûhât’ın 43. bâbının başındaki şiirinde bu durumu şu şekilde açıkça ifade eder: ‚Şüphesiz ben Hâşimî’nin ve Mesih’in vârisi olarak hâtem-i evliyayım.‛ bk. İbnü’l-Arabî, Fütûhât ( thk.), c. IV, s. 71. Yine Divân’ında da hâtem oluşunu kesin bir dille şu şekilde ifade eder: ‚Enbiya’nın hâtemi Hz. Muhammed (s.)’le ortaya çıktığı gibi ben de evliyanın hâtemiyim. Umûmî velayetin değil husûsî velayetin hâtemiyim, zîrâ umûmî velayette hâtem Hz. İsâ’dır.‛ Bk. İbnü’l-Arabî, Dîvân, s. 227, 257, 294. Görüldüğü gibi İbnü’l-Arabî, Fütûhât’ında ve Divan’ında hatmü’l-velâye konusunda açık bilgiler vermiştir. İbnü’l-Arabî’nin bu husustaki diğer bazı eserlerinde geçen ifadeleri ise Fütûhat’a göre daha kapalı ve muğlaktır; hâtemü’l-evliya’nın kim olduğu açıkça beyan edilmeden bu kavram, daha genel ve muğlak ifadeler içerisinde kullanı-lır. Meselâ bk. İbnü’l-Arabî, Kitâbü’t-Tecelliyât, (Resail), s. 409; Ankâu Mugrib, s. 28, s. 62, 80, 92, 93; Fusûs, s. 62."


(...)

"Muhammed(s) ümmetinin en hayırlısı olarak hatmu’l-velâye’nin Hz. Ebubekir’den üstünlüğü meselesine gelince ki; İbn Teymiyye, ne kadar ulvî makamlarda bulunursa bulunsun hiçbir velînin Hz. Ebubekir’den üstün görülemeyeceği gerekçesiyle Hakîm Tirmizî’yi ve İbnü’l-Arabî’yi tenkit ediyordu. Fütûhât’ın ilgili pasajlarında İbnü’l-Arabî, Hakîm Tirmizî’nin konu hakkındaki görüşlerine referansta bulunarak Hz. İsâ’nın şahsında temsil edilen umûmî hatmu’l-velâyenin Hz. Ebubekir’den daha faziletli olduğunu söyler. Her ne kadar ahir zamanda bu ümmet içerisinde velilik vasfıyla zuhur etse de onun ayrıca nebî ve resul oluşuna dikkat çeker ve bu yönüyle ümmetin en hayırlısı olarak Hz. Ebubekir’den daha faziletli olacağını vurgular. Yoksa İbnü’l-Arabî, umûmî hatmu’l-velâyeden daha aşağı bir mertebede gördüğü husûsî hatmu’l-velâye’nin Hz. Ebubekir’den daha faziletli olduğunu iddia etmez.161
161 Bk. İbnü’l-Arabî, Fütûhât (byr.), c. I, s. 281. Bu hususta ayrıca bk. İbnü’l-Arabî, Ankâu Muğrib, s. 28"

****************

Bu konun çok ayrıntılı nakil ve izahatını pdf dosyasından okuyabilirsiniz. Ayrıca İbn-i Arabi hakkında daha bir çok konuya da ulaşabilirsiniz http://www.tasavvufdergisi.net/ 21. sayıda.

Çakmaklıoğlu Hocanın yazısının yanısıra, aynı zamanda Muhyiddini Arabi'nin kitaplarına şerh koyanlar bunu açıkça belirterek yazarlar. Bunların en ünlülerinden Ahmed Avni Konuk Hoca şunu söyler Füsûs-ül Hikem'da ( Füsûs-ül Hikem'e http://www.sufizmveinsan.com/ adresinden ulaşabilirsiniz) :

***************

Binâenaleyh (nitekim) "gümüş kerpiç", tâbi' olduğu (bağlı olduğu) hâtem-i Enbiyâ’nın (son Peygamber’in, Hz. Muhammed’in) Nübüvvetine (Peygamberlik görevine) ve "altın kerpiç" dahi, hâtem-i Evliyâ (son Evliyâ) olup esrâr-ı İlâhiyye-yi Zâtiyye ile (Zât ile ilgili İlahî sırların) zuhûruna (meydana çıkmasına) işârettir. Ve Cenâb-ı Şeyh (r.a.) Mekke-i Mükerreme'de 599 senesinde böyle bir rü'yâ gördüğünü Fütûhât-ı Mekkiyye'de beyân buyururlar. (açıklarlar) Bu ihbâr-ı âlîlerine (yüce bildirilerine) nazaran (bakılırsa) kendilerinin hâtem-i Evliyâ (son Evliyâ) olduklarına şüphe yoktur.

ve

Nitekim, Hz. Şeyh-i Ekber'in velâyetinden iki yüz sene evvel gelen Şeyh Ebû Abdullah Muhammed b. Ali el-Hakîm Tirmizî (k.s.) birtakım suâller irâd edip (sormuşlar) "Onların cevâbını hâtem-i evliyâ (son evliya) , ya'nî evliyâ-yı vakt (zamanın evliyası) verecektir" buyurmuş ve Hz. Şeyh, onların cevaplarını Fütûhât-ı Mekkiyye'nin dört yüz kırk dördüncü bâbında (bölümünde) vermişlerdir. Suâlin birisi dahi "Hak mülkün melikidir" (sahibidir) kelâmı idi.

******************

Yani bu mesele ile ilgilenen özellikle Arabi'nin takipçileri bu meseleyi ele alırken her zaman "Hatemul evliya Muhyiddini Arabi" derler ve hiçbir zamn için gayb avcılığı, falcılık, gelecekten haber verme işişne bulaşmamışlardır. Bunların ne kadar yanlış olduğunu ve İslam'ın bu tip hikayelere hiç hoş bakmayacağını ve itibar edilmeyeceğini herkesten daha iyi bilirler. Hakikatte çıkan yazılardaki kaynak diye gösterilen yerleri orjinal kaynaklarından kontrol ederseniz nasıl değiştirilmiş ve tahrif edilmiş olduklarını çok rahatlıkla müşahede edebilirsiniz.

Cahilin cesareti çok yaman olur ve bu cesaretin cahile yaptıramayacağı şey de yoktur. İslama hizmet etmiş bir çok insana sataşan, hakaret eden kendi akıl seviyelerine bakmadan akıl vermeye, kıt bilgileri ile tekfire kalkışmaları tam anlamıyla bunun bir yansımasıdır. Hatta o kadar ki kendini hakikaten Hatemul Evliya sanan ve hatta Hz. Ebubekir'in bile kendine tabi olduğunu sancak kadar vahim durumdaki Ömer Öngüt bu gazla yeryüzünde bir ilki gerçekleştirmiş ve arapça bilmeden tefsir yazmaya cüret edebilmiş tek insandır; evet, yanlış okumadınız mealden tefsir yazmıştır ve bunu da yayımlanmışlardır.

İşte bu mesele de böyle. Eğitim seviyeleri düşük bir grubun ve aynı şekilde başlarındakinin, binbir çeşit yalan ve düzmece yazılarla gaza getirilmesi.... Unutmamalı ki cahil cesaretinin yaptıramayacağı şey yoktur. ( Aslına bu tip bir durumun tartışma seviyesini merak ediyorsanız şu konuyu da tavsiye ederim : http://www.misakonline.com/forum/viewtopic.php?f=7&t=8852 )

Kendisini; iki lafından biri "Devlet ittifaktan doğar, devletsizlik ise nifaktan" ve hatta kitaplarında "Biz yalnız seninle değil, din-i mübinimizi zayıf düşürmek isteyen, devletimizi bozmak, vatanımızı parçalamak isteyen her bölücüye harp ilân etmişizdir." yada "devleti, milleti paramparça yapacağını şimdiden haber veriyor. Makam ve mevki hırsı için koca devleti yok etmeye çalışıyor ve böyle olmasını temenni ediyor" gibi cümlelerle tanıtması da zaten yeterli...

Tasasvvuf Dergisinin İbn-i Arabi özel sayısını duyurmak için yazdığım bu mesaj ile birlikte zaten hakettiğinden çok fazla uzamış ve ne olduğu ayan beyan belli bu konu benim açımdan bir daha açılmamak üzere kapanmıştır...

HAKIKI BIR MUSLUMAN NASIL OLMALI

Peygamber Efendimiz ilim iki dir Beden ve din bilgisi Yani ilimler icinde en luzumlusu ruhu koruyan din bilgisi ve bedeni koruyan saglik bilgisidir buyurarak herseyden once ruhun ve bedenin zindeligine calismak gerektigini emretti. Ayrica

Hakiki bir muslumen herseyden once tam ve mukemmel bir insandir Guler yuzlu tatli dili dogru sozludur son derece alcak gonulludur kendisine basvuran herkesi dinler ve elinden gelen yardimi yapar.

Musluman vakurdur kibardirAilesini ve vatan ini sever Peygamber efendimiz VATAN SEVGISI IMANDAN dir. buyurdugu icin vatana saldiranlara karsi gereken vazifesini yapar Dinine ana babasina hocasina amirine karsi saygilidir luzumsuz seyler ile ugrasmaz ancak faydali seyler ile mesgul olur kumar ve diger faydasiz oyunlar ile mesgul olmaz vaktini bos gecirmez.

RESUL SARICA
America

Sunu bilelim ki; Asil

Sunu bilelim ki; Asil dusmanlarimiz, Bilgisizligimiz ve sevgisizligimizdir. Aklen ve kalben zaafimizdir. Bu durum, dusmanlarimizin Curet ve cesaretini arttiriyor. O'nun icin de, beyinleri ve yurekleri ilim ve sevgiyle fethetmemiz gerekiyor.

Peygamber Efendimiz ilim iki dir Beden ve din bilgisi Yani ilimler icinde en luzumlusu ruhu koruyan din bilgisi ve bedeni koruyan saglik bilgisidir buyurarak herseyden once ruhun ve bedenin zindeligine calismak gerektigini emretti. Ayrica

Hakiki bir muslumen herseyden once tam ve mukemmel bir insandir Guler yuzlu tatli dili dogru sozludur son derece alcak gonulludur kendisine basvuran herkesi dinler ve elinden gelen yardimi yapar.

Musluman vakurdur kibardirAilesini ve vatan ini sever Peygamber efendimiz VATAN SEVGISI IMANDAN dir. buyurdugu icin vatana saldiranlara karsi gereken vazifesini yapar Dinine ana babasina hocasina amirine karsi saygilidir luzumsuz seyler ile ugrasmaz ancak faydali seyler ile mesgul olur kumar ve diger faydasiz oyunlar ile mesgul olmaz vaktini bos gecirmez.

RESUL SARICA
America

sevgili

sevgili kardeşlerim,

futuhu'l gayb eserini 45 makale olarak eksik eklediğim için hakkınızı helal edin.

hamdolsun 78 makale olarak tamamladım. selam ve dualarımla...

"ahh ziyayılmaz kardeşim hala orda mısınız :)"

Buldum Serkan kardeşim.. :)

Vallahi buldum! Aha 33. Mektup'ta Öngütten bahsediliyor, onunla ilgili Hadis-i Şerif bile var bu mektupta.. Sadece bir-iki cümlesini yazsam kafi, gerisine gerek yok, anlatıyor zaten; buyurun:

"33. Makale.. İnsanlar dört kısımdır..
Birincisi: Kalpsiz ve dilsizdir. Bir asi ve hissizdir. Allah buna hayır vermemiştir. Sebebi: Bu ve benzerleri hayrı istemezler, hayır yolunu sevmezler..

İkincisi: Dili vardır, kalbi yoktur. Herkese hikmetten konuşur, ama kendisi amel etmez. İnsanları doğru yola çağırır; kendisi kaçar. Başkasının hatasını büyük görür, ama kendisi durmadan yapar. Allah'a karşı edep ve terbiye yollarını öğretir, fakat kendisi büyük günahları işlemeye devam eder. İnsanlar arasında iyi görünür, yalnız kalınca önüne geleni yutan hayvana benzer.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz bu adamın mühlik durumuna işaret ederek:
"Ümmetim için en çok endişe ettiğim şey, dilli münafıktır."
Buyurmuşlar. Diğer bir Hadis-i Şerifiyle de:
"Ümmetim için en korkulacak şey, kötü bilginlerdir." Buyurmuştur.

Allah, cümlemizi bu gibilerden korusun.
Bu zümreden çekin ve kaç, tatlı dili seni yakalar. Güzel (!) sözü seni aldatır. Günah ateşi seni yakalar. Onun manevi kir kokusu seni öldürür.
* * *

Evet, yetti galiba..
Nee, dördüncüsü mü? Hadi canım, daha neler! :)

Duamiz olmasa ne ehemmiyetimiz var!

MÂZALLAH

Ben bi şey demiyorum abi...
sadece izliyorum...
Mâzallah tartışma falan çıkar sonra...

di mi REİS???

MÂZALLAH

...

Hmm

Hmm
Açıkçası bu durumu kısa bir yazı haline getirmek çok zor. Eğer ki konu Ömer Öngüte reddiye olacaksa
1-) Ebubekir Sifilin toplam 11 makalelik 2 yazı dizisi var.
2-) Benim ve Mj 'nin hazırladığı Rediiye var
3-) Hicretonlinen Öngüt ve yandaşları için hazırladığı yazı var
4-) Öngütün İslam alimlerinin yazılarını kendisine yormasına dair benim hazırladığım bir çalışma var.

Bunların toplamı nerden baksan 10-15 sayfayı bulur tahminimce. Birisini eksik bıraksak olmaz.

Kısa olmaz. Ama siz kısa olarak biz toparlarız derseniz istediğiniz gibi yazıları kullanabilirsiniz hiç problem değil. Ama isterseniz 10-15 sayfalık reddiye o da olabilir.

Yani bu iş biraz karışık. Sizin bir tavsiyeniz olursa okumak isterim.

Hayırlı geceler...

Veli mi Deli mi..?

Hazreti Geylani'ye müracat ettim, sual eyledim:
"Üstadım, şeyhim efendim; kimdir veli, nasıl bir şeydir; bir yerlerinde bir alamet var mıdır, sevgili PİRİ REİS'in tabiriyle "Öngüt denen angut" veli olabilir mi?
Büyük Üstad, önce tebessümle -Allahualem- sonra teessürle va'z etti:

"Allah'ın veli kulları, diğer insanlara nisbetle sağı ve kördürler; kalblaeri Allah'a yakınlık peyda edince başkasının sözünü duymaz olurlar, başkasını görmez olurlar. Yakınlık onları mestu hayran eder, ilahi heybet onları kendilerinden geçirir. Muhabbet onları mahbublarının huzuruna bağlar..

Artık onlar Celal sıfatıyla Cemal sıfatının tecellileri arasında bir mevkidedirler, ne sağa ne de sola meyletmezler. Onların, ötesi olmayan bir önü var; insanlar, cinler, melekler ve sair yaratıklar onlara hizmet eder. İlim ve hikmet onların vasıtası, fazilet onların gıdasıdır. Ünsiyet onların susuzluğunu giderir. Allah'ın fazl-u kereminden yerler, dostluk şarabından içerler. Halkın sözü onları meşgul etmez.

Evet, onlar bir vadide, halk da ayrı bir vadidedir. Halka, Allah'ın emrettiğini emrederler. Peygamberlere vekaleten, halkı Allah'ın menettiği şeylerden men'ederler. Hakikatde Peygamberlerin varisleri bunlardır. Tek meşguliyetleri, halkı Hakk'ın kapısına doğru çevirmektir. Eşyayı layık olduğu yere korlar. Hikmetle hareket ederler, fazilet erbabına yakışan ne ise onu verirler, kimsenin hakkını almazlar, kendi nefisleri için bir şeyler ayırmazlar. Yalnız Allah için severler, Allah için buğzederler. Evet her şeyleri Allah içindir, başkası için değil...

Bu saydığımız üstün vasıflar kimde tamamlanırsa, ilahi sohbet onun için tamamlanır, necat ve felah kapıları ona açılır. Artık onu insanlar da, cinler de, melekler de, yerler ve gökler de sevmeye başlar.

Şimdi sana sesleniyorum, ey münafık; Ey halka ve sebeplere kulluk eden, Hakk'ı unutan bedbaht! İçinde bulunduğun, iç aleminde taşıdığın kötülüklerle beraber velilerin mevkiini ele geçirmeye çalışıyorsun... Bu çaba beyhude... ÇÜnkü senin ne bir kerametin, ne de bir şerefin... Önce dosdoğru Hakk'a teslim ol, sonra tevbe et, sonra da bu hususlarda bilgi edin ve ihlas üzere amel etmeye koyul; yoksa hidayeti bulamazsın...

Cenab-ı Allah, Peygamberlerini kendi Kelamiyle, veli kullarını ise kendi hadisiyle terbiye eder. Hadisten murad (velilerin kalbine yapılan ilhamdır.) Çünkü Veliler Peygamberlerin varisleri, halife ve hizmetçileridirler.

Allah'ın velileri, O'nun huzurunda edep makamındadırlar. Hak'tan sarih bir izin olmadıkça hareket etmezler, bir adım bile atmazlar. Kalplerine açık bir müsaade ilhamı vaki olmadıkça mubah şeylerden yemezler, giymezler, nikah yapmazlar ve hiçbir sebepde tasarrufta bulunmazlar. Onlar Hak ile beraberdirler; kalbleri ve gözleri evirip çeviren yegane mutasarrıf ile kaimdirler. Rablerine şu dünyada kalbleriyle, ahirette cisimleri ile kavuşmadıkça hiçbir kararları olmaz. Yani gönül rahatlığına erişemezler, Allah'a kavuşmadıkları müddetçe...

Ey bilgisizlik batağında kalanlar, size sesleniyorum: Edep ve Terbiyeyle alimler meclisine girin, kemal-i edeple o mecliste oturun. Ariflerin meclisinde de edeple oturmayı, nezaketle susmayı ihmal etmeyin. Veliler duydukları ile amel ederler. Bu amel onları Aziz ve Celil olan Allah'a yaklaştırır. Çünkü onlar ilahi, öğüdü vasıtasız olarak kalbleriyle duyarlar; bu da ancak halktan uzak, Halık'a yakın ve O'nun huzurunda uyanık bir halde bulunmakla gerçekleşir.

Evet, kalbin bu yolda sıhhat buldu mu, artık sen ebediyyen halktan uzak yani onlardan gaip ve onlara karşı uyku halinde olursun. Hak ile uyanık bulunursun. Halk halvette iken sen celvette bulunursun. Hakk'ın açık yolları ve O'nun hikmetleri gizli olarak sana gelir. İlahi sır kalbe doğru meyleder. Kalb de nefs-i mutmainne'ye meyleder. Nefis de dile doğru meyleder. İşte kim halka karşı konuşursa bu sıfatla konuşsun.. Böyle bir sıfat taşımıyorsa sussun...

Genç kardeşim!

Hazret-i Muhammed s.a.v.) kendisine peygamberlik verildiği halde bunu yıllarca gizli tuttu. Ona:
"Ey Peygamber sana Rabbinden indirilen vahyi tebliğ et!" denildi de ondan sonra tebligata başladı. Sen ise birşey gördüğün zaman onu hemen açıklıyorsun, bir türlü gizleyemiyorsun... Evinden bir bohça elbiselik senin önüne düştü de bunun nereden geldiğini düşünmeden hemen kapını açıp "gelin benden elbise satın alın!" dedin. Belki o bohça komşuna ait bir emanet olabilirdi.

Unutma ki dört şey kalbin düzelmesine medar olur:
1- Yenilen lokmaya dikkat etmek,
2- İbadet için zaman ayırmak,
3- Kerameti muhafaza etmek (gizli tutup etrafa duyurmamak).
4- İnsanı Allah'tan alıkoyan şeyleri terketmek...

Ey tenbeller, ey cahiller, ey gafiller; Size sesleniyorum, bir müddet sonra onun haberini daha iyi bileceksiniz. Yani ölüm haberi size gelince onu kesin olarak bilir ve öğrenirsiniz."

Bir de Tevekkül :
Allah'ı bırakıp kendisi gibi bir mahluka güvenip bağlanan kimse mel'undur ve yine mel'undur. Ne yazık ki halkın çoğu bu lanettenkendini kurtaramamıştır. Pek az kimseler Allah'a güvenip bağlanmıştır. Kim Allah'a güvenip dayanırsa gerçekten o en sağlam kulpa tutunmuştur. Kendisi gibi bir muhluka dayanan ise, suyu avuçlayana benzer; elini açınca içinde birşey görünmez..

Evet, Şeyh Abdulkadir Geylani hazretleri aynen böyle buyurdu.. ve anladığım kadarıyla, "ben öyle bir şarlatanı işaret filan etmedim!" diyor.. yanlış mı algıladım yoksa..

Duamiz olmasa ne ehemmiyetimiz var!

serkanasm calisman icin

serkanasm calisman icin tesekkür ederiz. Bahsi gecen seytanin tuzagina düsmüs yüzlerce acizden biri.. calismanizi yazilar zinciri yapmak yerine kisa ve öz olarak maddeler halinde siralayip bir yaziya cevirseniz bizde yayinlamaktan mutlu oluruz

msevgili uyarin icin tesekkür ederiz. isimlerini dile almaga bile degmez.

selam sevgi ve dua ile

Sonuca ulaştık inşallah.

Evet arkadaşlar
Günlerdir yaptığımız çalışmlar inşallah sonuca ulaştı ve Öngütün hatemul evliyalığının aslında Muhyiddini Arabinin sözü olduğunu çıkardık ortaya Allahın izni ile.

Hem konuyu toparlamak hem tartışmanın özetini çıkarmak için yeni bir konu açtım. İstifadenize sunuyorum.

Ömer Öngütün Sözü Muhyiddini Arabinin çıktı Ve Gazali Katledilmesini Istemiş

Görüşmek üzere...

Merhaba kardeşlerim, Bu

Merhaba kardeşlerim,

Bu grup hakkındaki düşüncelerinize sonuna kadar katılıyorum ve tercihim konusunda şüphem yok. Hakikat Yayınevi'nden çıkan yayınlarda da kendilerinin haricindeki bir çok cemaatı kafir ilan eden pervasız yazılarına da aşinayım. Benim ikazım sadece forumda kullanılan üslup. Bu sataşmalar ve yakışıksız iddialar karşısında kendinizi tutamıyor olabilirsiniz, ama ne olur güzel kardeşlerim, dilimizin seviyesini düşürmeye hiç gerek yok. Allah'ın güzel kullarına yakışıksız sözler kullanmak yakışmaz. Bırakın pervasızlığı onlar yapsınlar. Bizim cevaplarımızın ilmi olması kafi değil mi?

Yine de siz bilirsiniz, bunlar benim acizane fikirlerim sadece.

Selamlarımla...

"Allahümme erine-l hakka hakkan verzukne-l ittibaa ileyh ve erine-l batıle batılen verzukne-l ictinabe anh"

Her dönem münafiklar

Her dönem münafiklar zehirler zehirlerini akitmaya devam edeceklerdir. insaallah bu zehirlerini akitip genc beyinleri zehirlemeye calisan fasiklari www.zehirli.org sitesinde ele almaya calisacagiz..

selam sevgi ve dua ile

Teşekkürler pirireis

Teşekkürler pirireis
İlk etapta görememiştim.

Sevgili msevgili
inan bana insanın sinirlerine hakim olmasına imkan yok. Yaptıkları ne varsa hepsinin hatalı olduğunu gösterdik Allah'n izniyle. Oyle bir hadisin olmadığını Ebubekir Sifil hoca ispatladı. Bizler bizzat kendi yazdığı şeyleri alıntılayarak hepsinin çelişkilerle dolu, saçma sapan yazılar olduğunu gösterdik.

Bunların hepsini gördüler şimdi de İslam alimlerinin sözlerini, ayetleri evire çevire adam bizzat üzerine alınıyorlar. Gerçi üzerine alınması gerekn ayetleri de yazdık
FUSSİLET (40)
Ayetlerimiz konusunda çarpıtmalar yapanlar bizden gizli kalmaz. Ateşe atılan mı, yoksa diriliş gününde güven içinde bize gelen mi daha iyidir? Dilediğiniz gibi davranın. O, yaptıklarınızı elbette Görendir. gibi.

Mesela Geylani hazretlerinin 33. makalesinde 4 çeşit insandan bahsediyor ve uslp olarak tekil bir ifade kullanıyor. "O insan", "O muheterm insan" gibi.

Adamlar konuyu baştan sona vermiyor. Yalnızca 4. sıradaki insanın açıklamsını yazıyor. Geylani hazretlerinin üslüp olarak tekil kullanmasından faydalanıp bunu bizzat Ömer Öngüte yamıyorlar.

Üstüne üstlük bize yaptıkları hakaretler de cabası. Belki de sen hiç muhatp olamadığın için böyle söyluyorsun. İnan bana adamlarla muhatap olsun gördüğün cehalet karşısında ne diyeceğini şaşırırsın.

Hayır ayetleri, İslam alimlerini kullanamsalar bu kadar sinirlenmeycem. Kendini ne sanıyosa sansın. Delinin teki der bırakırım. Ama adam bizzat ayetleri ve İslam alimlerinin sözlerini kullanıyor.

Neyse arkadaşlar. Olay vahimdir. Bu adam belli sayıda adamı kandırmış toplamıştır etrafına, dikkatli olmakta fayda var.

Link için tekrar teşekkürler...

angut o kadar sadik bir

angut o kadar sadik bir hayvandir ki, ölen esinin basininda kendi ölümünü beklermis. Müslümani kafir diyen bir kisi KAFIR dir. dinden cikmistir. Angut demekle angutlara hakeret etmis oluyoruz. Lakin bu sahsin angutlugu, ölesiye sadakat gösterdigi seytani ve nefsi ammeresi ona terk etsede basina ölümüne beklemesi.. tevbe edip hakka yönelmemesidir.

yinede uyariniz icin tesekkür ederiz. insaallah yarin angut kusu gelip bizden hak talep etmez. bir fasigi kendi adiyla cagirdigimiz icin:((

Münafiklar ve Fasiklar münafikliklarinda öyle bir raddeye gelmislerdiki müminlerin annesi Hz. Aise validemize dahi iftira atmislardi. Bu münafiklardan uzak durmak isimlerini bile dilimize almamak en haiyrlisi.

rabbim affetsin

Merhaba,Bir çok islami

Merhaba,

Bir çok islami sitenin forum kısımları "kavga meydanları"na dönüşmüş durumda. Bunun da en büyük sebebi bir grubun diğerine karşı hakaretlerde bulunması...Bu güzel siteyi yeni keşfettim. Burayı da böyle görmek istemiyor gönlüm. Bu mesajdaki "angut, herifler" gibi ifadeleri şiddetle kınıyorum. Ömer Öngüt beyi sevdiğim için değil. İslam-i adabımıza yakışmaz. Muhatabımız ehl-i küfür olsa bile bir ademoğluna hakaretamiz ifadeler kullanmak bence "mekarim-i ahlak'a uygun değil...Her ne kadar karşımızdaki grup bu şekilde davranıyor olsa bile...

Saygılarımla...

PIRI REIS'in mesajını sadece bazı yerlerini şöyle değitirerek okusak çok daha uygun olmaz mıydı:

Gonderen: PIRI REIS

futuhul gayb eserinin sitemiz eklenmis dosyalari toplam 45 makaleden olusmakta.

33. makalesini asagidaki adresten ulasabilirsiniz:

http://kitap.mollacami.com/futuhul-gayb/insanlari-durt-bolumde-anlatmak.html

Ömer Öngüt'ün 33. mektupta anlatilan benim demesi abartilacak bir şey değil. Bu gruba dahil olan zevat birakin bir alimin kitabinda gecen benim demeyi ayetler ve hadislerde kendi isimleri gectigini iddia edecek kadar ileri gidiyorlar.

Bu gibi şeylere zaman ayirmaya degmez. Allah ıslah etsin...

hayirli günler dileriz

"Allahümme sebbit kalbi ale dinike ve ta'atike-l islam"

futuhul gayb eserinin

futuhul gayb eserinin sitemiz eklenmis dosyalari toplam 45 makaleden olusmakta.

33. makalesini asagidaki adresten ulasabilirsiniz:

http://kitap.mollacami.com/futuhul-gayb/insanlari-durt-bolumde-anlatmak.html

Bir angut'un cikip 33. mektupta anlatilan benim demesi abartilacak bisi degil. Herifler birakin bir alimin kitabinda gecen benim demeyi ayetler ve hadislerde kendi isimleri gectigini iddia edecek kadar küfre giriyorlar.

angutlara zaman ayirmaya degmez. ne yaparsaniz yapin onlar angutluklarini yapacaklardir.

hayirli günler dileriz

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Anket

Son yorumlar



ihya.org toplist hosting TOPlist

uyeadi@mollacami.com 2GB Alan bedava:)