Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.
O r a d a y d ı m !
Halis ECE
O r a d a y d ı m !
Başlık, bir tv proğramının ismi gibi oldu ama, vaziyet tam da öyleydi… Yani oradaydım. Hazırlıklıydık. Bekliyorduk gelmelerini… ve geldiler. Ellerinde “yıkım kararı” olduğunu söylediler. Biz de yıkımı durdurma kararı almıştık. Ama bir takım sudan bahanelerle “durdurma kararı”nın geçersiz olduğunu söylediler. Sonra içeri girmek istediler. “Açın kapıyı!” dedi emniyet görevlileri… Biz de “Açmıyoruz, isterseniz kapıları kırar, zorla girersiniz; ama biz de, kapıların kırılıp zorla girildiğine dair tutanağımızı tuttururuz" dedik. Buna rağmen dediklerini yaptılar. Oysa orası aynı zamanda dernek merkeziydi. AB standartlarına göre, daha doğrusu hukuken “zorla girme”ye hakları yoktu. Suç işlediklerinin belki de farkında değillerdi. Yıkım da hukuka aykırıydı. Ancak yıkım emrini verenler, oldukça kurnaz davranmışlardı. Yıkım ekibine yazılı emir vermemişlerdi bildiğimiz kadarıyla… Dolayısıyla işlenen suçun gerçek failleri değil, yıkım ekibi suçlanacaktı. Yıkım ekibi de herhalde bunu, hukuk karşısına çıktıklarında öğrenebilecekti.
***
Evet mevzuat hazretlerine göre bina “kaçaktı!” Ülkemizdeki diğer emsalleri gibi… Ama “emsaller”i “acar”dı… Onlara güç yetiremiyorlardı. Bunu ise gözlerine kestirmişlerdi… Zahirde pek kimsecikleri de gözükmüyordu zaten. Ancak unuttukları bir şey vardı; aysbergin onda sekizi gözükmezdi. O gözükmeyen kısımla nasıl baş edeceklerdi. O onda sekizlik bölüm değil miydi gemileri asıl batıran!
Şairin dediği gibi,
“Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi
Kimsesiz kaldım medet ey, kimsesizler kimsesi”
... diye iltica ve münacatta bulunan bir zümre ile karşı karşıya olduklarının şuurunda değillerdi.
***
Kasımpaşa Büyük Piyale Kur’an Kursu 1959’dan beri faaliyet gösteriyordu. Binlerce Müslüman evladına dinini-diyanetini öğretmişti. Onlar da öğrendiklerini öğretmeye devam ediyorlardı. İlk yıkım kararı 1962’de İsmet İnönü’nün başbakanlığı döneminde alınmış, bugüne kadarsa yıkamamışlardı. İkinci yıkım kakarı da 2003’te alınmış, fakat bu sefer kararın alındığı dönemin hükümeti henüz görev süresi bitmeden bu işi bitirmek niyetindeydi ve 2007’nin Nisan ayı başında yıkımı başarmıştı(!).
Hasılı, dört askeri darbenin yıkmadığı, o günden bu güne gelip geçen on ayrı hükümetin el atamadığı “yıkım işi” bu yönetime kısmetmiş. Hem öyle bir yönetim ki, başındaki kişi de o müessesede Kur’an okumuş. Hatta bir bayram namazının ardından Kursta çay içmiş ve orayı yıkmak isteyenlerle babasının nasıl mücadele ettiğini, onlara lanetlerle bedduada bulunduğunu anlatmıştı. O bakımdan başarılarıyla ne kadar övünseler (!) herhalde azdır! Demek ki insan Avustralya'daki “sayın” bumerang’ından kurtulsa bile, Kur’an’ın bumerangından kendisini kurtaramıyor! Hadise bu kadar net.
***
Madem binayı yıkacaktınız, peki 150 talebinin iaşe-ibate ve tedrisatını devam ettirebileceği doğru-dürüst bir bina gösteremez miydiniz! Onları sokağa atmanın vebalini hiç mi düşünmediniz?! Oysa hocaları-üstazları, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) zâhir ve bâtınının tamamiyle-hakkıyla-kemaliyle varisi olan zat, o talebeleri hakkında, “Ben şu denî dünyayı, evlatlarımın kirli tırnağına değişmem” sözleriyle onlara verdiği ve verilmesi gereken değerin ne olması gerektiği hususundaki ölçüyü gösteriyordu. Peki, siz neye karşılık onlara bu zulmü reva gördünüz!
***
Hani Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik, sosyal bir hukuk düzeni idi… Hepsini bir kenara bıraktık, nerede kaldı sizin sosyal anlayışınız! Hadi bütün bunları göz ardı ettiniz, Kur’an-ı Kerim’in, “Allâh’ın mescitlerinde (secde edilen ibadet yerlerinde), O’nun isminin zikredilmesine-anılmasına engel olanlardan, onların harap olmasına koşandan-çalışandan daha zalim kimdir? Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada bir rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.” (el-Bakara, 2/114) beyanını da mı görmediniz? Bunu düşünüp irkilmediniz mi hiç! Belki diyebilirsiniz ki; 'bu ayetin nüzul sebebi, müşriklerin Müslümanları Mescid-i haram’da ibadetten men’etmeleridir. Bu hadiseyle-bizimle ne alakası var?' O zaman biz de deriz ki, İslâm hukukuna göre “Sebebin hususiliği hükmün umumiliğine mâni değildir.” Kıyamete kadar bu tür şeni fiilleri irtikap edenler, bu ayette anlatılanların muhatabıdırlar.
***
Yine sizin de bizim de Kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’de Hz. Mevla şöyle buyuruyor: “Allâh’a ortak koşanlar, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allâh’ın mescitlerini i’mar etme selahiyetleri yoktur. Çünkü onların bütün işleri boşa gitmiştir… ve onlar, ateşte ebedi kalacaklardır.
“Allâh’ın mescitlerini ancak Allâh’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler i’mar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.” (et-Tevbe, 9/17-18)
Bu ayetlerin manaları üzerinde lütfen biraz tefekkür eder misiniz? Ne kadar dehşet verici ikaz ve ihtarlar değil mi, tabii akleden-fikreden bir fert ve cemiyet için…
***
Bir Kur’an kursu binasının yıkılması, bir caminin taşının toprağının ortadan kaldırılması aslında biz mü’minler için çok da sıkıntı veren bir tahribat değildir. Bunlar madde planındaki yıkımlardır. Asıl önemli olan, manevi yıkımdır. O da işte, fabrika durumunda olan camilerin-mescitlerin elemanlarının yetiştiği müesseselerde eğitim ve öğretime engel olup manevi tahribata yönelmektir ki; siz bunu yaptınız, hatta bir taşla iki kuş vurmuş oldunuz! Hem fiziki hem de metafiziki yıkımı beraber gerçekleştirdiniz. O bakımdan diyoruz ki, yıktığınızla ne kadar övünseniz azdır!
Ama merak etmeyin; biz topyekün insanlığı düşündüğümüz için... hatta daha doğru bir ifadeyle şefkat ve merhameti canlı-camit bütün mevcudata şamil olan İki Cihan Serveri’nin (s.a.v.) varisi olan zatın yolunu takip etmeye gayret ettiğimiz için sizin de iyiliğiniz düşündük… ve tedrisata ara vermemek için gerekeni yaptık. Mevla-yı zû'l-Celâl'in verdiği imkânlarla hepsini de bir yerlere yerleştirdik. O yüzden topyekün bir bela ve musibete maruz kalmayalım, kurunun yanında yaş da yanmasın, diye...
***
Şunu bilesiniz ki, hadise zahiri itibariyle üzücü olmasına rağmen, çok da önemsemedik. Bilakis daha bir şevk ve azimle yolumuza-hizmetlerimize devam ediyoruz, edeceğiz elbette… Ecdadımız Osmanlı'nın, II. Selim devrinde uğradığı ikinci başarısızlık İnebahtı'da oldu bilirsiniz. Kıbrıs'ın Türkler tarafından fethi üzerine, Papa'nın teşvikleri sonucunda, büyük bir Haçlı donanması hazırlandı. 1571'de İnebahtı'da meydana gelen deniz savaşında, Osmanlı donanması imha edildi. Çok şehit verildi. Ancak Uluç (kılıç) Ali Paşa, kurtarabildiği 60 kadar gemi ile İstanbul'a gelebildi. Bundan sonra devlet, bütün imkânlarıyla; bir kış zarfında eski donanmasını yeniden inşa ederek, Akdeniz hâkimiyetini tekrar sağladı. Ve Sokullu Mehmed Paşa, Venedik elçisine, "Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı yakmakla, bizim sadece sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol bir daha yerine gelmez, fakat kazınan sakal daha gür çıkar" diyerek, onlara fazla sevinmemeleri gerektiğini hatırlattı. Bu arada, donanmanın yetişmeyeceği endişesini taşıyan Kılıç Ali Paşa’ya da, "Paşa, bu millet öyle bir millettir ki, isterse bütün gemilerinin demirlerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, halatlarını ibrişimden yapar" diyerek ümitsizliğe yer olmadığını ihtar etti. Hakikaten ertesi yaz, Osmanlı donanması hazırlanıp Akdeniz’e inince, Venedikliler, barış istemek zorunda kaldı. Hatta bu anlaşmada Venedik cumhuriyeti, Türklere, Kıbrıs seferinde yapılan masraflar karşılığı savaş tazminatı ödemeyi bile kabul etti.
Bütün bunları niçin mi anlatıyoruz, hatırlatıyoruz? Tarihin masal olmadığını, çocukları uyutmaktan öte bir işlevinin bulunduğunu, sadece okunup geçilmemesi gerektiğini… İbret alınması ve bugüne dair dersler çıkartılması şuuruna sahip olmamız icap ettiğini bilmemiz için.
***
Velhasıl, hukuk çerçevesindeki bütün mukavemet/direnme ve karşı koymalarımıza rağmen, biber gazları sıkıldı… Burnumuz-boğazımız yanmaya, gözlerimiz yuvalarından, hatta beynimiz yerinde fırlayacakmış gibi ıztıraplar içinde kıvranmaya başladık. Birazcık olsun acımızı dindirmek için su bulmaya uğraşırken onlar da yıkıma başladılar. Mutluydular! Emellerine ulaşmışlardı!
Yıkım esnasında görebildiğim kadarıyla, “bina”nın da aradan geçen yıllar zarfında fiziken hayli yorgun düştüğünü fark ettim. Kepçe yukarıdan bir dokunuyor, hiç zorlanmadan aşağıya iniveriyordu. Gelenlerin de gerçekten yıkım ekibi oldukları belliydi. İşe yukarıdan-tavandan başlamışlardı. Malum; yapıma temelden, yıkıma tavandan başlanır. Bunların da yaptıkları işi iyi bildikleri her hallerinden anlaşılıyordu. Ve bu arada kendi kendime, “demek ki bina, daha çok metafizik gücüyle, içindeki Kur’an talebelerinin manevi desteğiyle ayakta duruyormuş” dedim. Ki, bunda zaten kuşkumuz yoktu. Bu düşüncemi ifadem, sadece bir tesbitten ibaretti.
Baktım bazı Müslümanlar, yıkım aracı dozeri, Ka’be’yi yıkmaya gelen “Ebrehe’nin filleri”ne benzetiyorlardı. Durun, dedim… Bunlar onlardan biraz daha ileri… O filler ki, Ka’be yönüne hareket etmiyorlardı. Allah’ın evi’nin yıkımına rıza göstermiyorlardı. Canlıydılar. Bu makinelerse camit, insanların komutuyla ilerliyor. Komutu elinde bulunduranlarsa, Kur’an’ın tabiriyle “Belki o hayvanlardan daha aşağı” olabilirlerdi. Ve nitekim makineler, belki yıkıma razı değillerdi ama, kullananlara direnemediler. Cinayete ortak oldular, diyecektim lakin, sorumlu olmadıkları için, “âlet” oldular dedim. Zaten asıl itibariyle de bir âlet değiller miydi!
Yıkım esnasında mahalleli de gerçekten bizim üzüntümüzü paylaştı. Nasıl üzülmesinlerdi ki, bir nevi semtlerinin maddi-manevi sigortası durumunda olan bir müessese yok ediliyordu. Hele evinin penceresinde durmadan dua eden bir kadın vardı ki, görmeye değerdi… Rabbim, başta kendisine-ailesine, çoluk-çocuğuna, âbâ u ecdât ve akribâ-i taallukatına hidayet-i kamileler nasip eylesin.
***
Pek de az sayılmayacak şu ömrümde şahsen gördüğüm-yaşadığım kaçıncı iç burkucu, yürek paralayıcı acı manzaradır bu bilemiyorum… Çetelesini tutmadım. Kıyamete kadar da süreceğine göre tutmaya da gerek görmüyorum. Fakat bütün mü’minler olarak şunu iyi biliyor ve inanıyoruz ki; Allâh nurunu tamamlayacak, hiçbir kimse onun dininin yayılmasına engel olamayacaktır.
Rabbimiz'den bizim niyazımsa; hidayete kabiliyeti olan herkese hidayet etmesidir. Ahir zaman Nebisi’nin (s.a.v.) ve varisinin yolunu takip eden Müslümanlar olarak onların sünnetine uyuyor, kimseye beddua etmiyoruz. Yaptığımız hep hayır-duadır. Ancak unutmamak gerekir ki, herkes de istihkak ettiğini bulmakta gecikmeyecektir.
Nitekim, “Zulmün binası olmaz” tabirini hatırlatırcasına bu babda şöyle denmiştir:
"Beytü'z-zalimi harâbun velev ba’de hînin!” Yani bir müddet sonra olsa da zalimin evi haraptır, harabattır!
Bunun geçmişten geleceğe güzel Türkçe'mizdeki tam karşılığı şudur:
“Alma mazlumun ahını, çıkar âheste âheste.”
Adalet oku gecikse de şaşmaz. Zulmün ocağı yoktur. Biraz gecikerek de olsa hak ve adalet elbette ki tecelli eder. “Cenab-ı Hak imhal eder ama asla ihmal etmez.” İnsana toparlanması için bir süre verir. Buna imhal; yani mühlet verme denir.
Verdikleri kararlarda ve uygulamalarda kusur edenler, zulmedenler bu fırsatı değerlendirirse, zaten adalet yerini bulur. Bunun yolu da, zalimin ihkak-ı hak etmesi, kul hakkını iade etmesidir. Aksi takdirde, yani zulmünü sürdürür ve haksızlıkta devam ederse, verilen süre dolduğunda, çeşitli şekillerde, farklı bela ve musibetlerle adalet ensesine biner. Nereden geldiğini dahi anlayamaz.
Rabbim encamımızı hayreylesin.
es-Selâmü alâ meni’t-tebea’l-hüdâ…
- halisece ağ günlüğü
- Yorum göndermek için giriş yapın
- 3709 okuma
Kim neler yaziyor?
Anket
Son yorumlar
- Re: Üniversite Konsepti ve Kimlik Dejenerasyonu
6 saat 16 dakika önce - ilahi indirmek
1 gün 4 saat önce - çok sanslısınız..
2 gün 10 saat önce - harika bir sistem..
2 gün 10 saat önce - Re: İnsanın dört mevsimi ya da farklı halleri...
2 gün 14 saat önce - yanlış bir anket
2 gün 15 saat önce - yanlış bir anket
2 gün 15 saat önce - Re: İnsanın dört mevsimi ya da farklı halleri...
3 gün 1 saat önce - TEŞEKKÜR
3 gün 8 saat önce - PEYGAMBERİMİZ (S.A.V) NE YAPARDI
4 gün 9 dakika önce

Teşekkürler...
BEYAZYUNUS kardeşim;
İlgine teşekkür ediyor, samimi dualarına amin derken, "el-hubbu lillâh ve'l-buğzu fillâh"ın efdaliyet derecesini hatırlamanı rica ediyorum. Malumunuz; sırf Allah için olan ibadet... Hz. Musa'nın hadisesini, Cenab-ı Hak'la olan mükâlemesini bilirsiniz.
Rabbim, bütün kulluk vazifelerimizi; ibadet-taat, amel-hizmet... hiçbirin rızasının dışına çıkartmasın.
Selam ve muhabbetlerimle...
biz ise hiçbirşey
biz ise hiçbirşey yapamadık.kalbimizle buğzetmekten başka.o gün orada o mücadele esnasında kazandığınız makamı hz.Allah kat kat fazlalaştırsın inşaallah.
Teşekkürler
Sevgili AHMET YURTOĞLU ve ALADIN...
Güzel değerlendirmelerinizle yaptığınız katkılar için teşekkürler...
Bildiğiniz gibi bizler, yaptıklarımızı ecir-ücret-sevap için değil, sadece ve sadece rızâ-i ilahi için yapmaya çıalışan bir zümreye müntesip insanlarız. Bu da, "İlahî ente maksudî ve rızâke matlubî" mübarek cümlesinde ifadesini bulmuş malumunuz. Rabbim cümlemizi bu niyet ve istikametten ayırmasın.
Ve yine Ahmet kardeşimizin iki can alıcı sorusu gerçekten meselenin bam teline basmaktadır. İnşaallah muhatapları başlarını ellerinin arasına alır ve düşünme imkânı bulurlar...
Aladin kardeşimizin hatırlattığı üzere de, "el-Umûru merhûnetün bi-evkatihâ"... Vakti geldiğinde mutlaka gereken cevabını alacaktır. Ne malum, belki de almaya başlamıştır bile...
Bilvesile selam ve dualarımla...
unutulmamali
bu yapilanlar unutulmiyacak zamani gelince gerekli cevap gerktigi gibi verilecektir...selametle...
Tarihe Kara Leke
Hz. Allah tüm kardeşlerimin duasını makbul buyursun sizinde o mudafa esnasında kazandınız ecri muhafaza etmeyi nasip etsin son nefesinize kadar.bizimlede paylaştınız için teşekkür ederiz...
Acaba Hiç Kilise yıkan bir EMİRİL MÜMİNİN olmuşmudur tarihte ???
veya
Acaba Kilesesini yıktıran bir hiristiyan lider olmuşmudur tarihte ???
Cenabı Hak bu
Cenabı Hak bu kardeşlerimize de biranevvel hidayet nasib etsin, bizlerede Efendimizin(S.A.V) sünnetine tam riayet etme şuurunu bahşetsin.Zira zaman zaman öfkemize mağlup olup yanlış beyanlarda bulunuyoruz.Mevlaya hamdolsun ki hata yaptığımızda bizleri uyaracak abilerimiz var.
Selam&Dua ile...
Rabbim şuur ve idrakimizi arttırsın
Sevgili NUSRET kardeşim... Güzel dualarına "âmin" demekten başka bir şey ilave etmenin zait olduğuna inanıyorum.
Rabbim şuur ve idrakimizi arttırsın... Yanlış adımlar atmaktan bizleri muhafaza buyursun.
Selam ve dualarımla...
Evet hocam kesinlikle bende
Evet hocam kesinlikle bende aynı fikirdeyim, dikkat ederseniz ilk önce ıslah olmaları için duada bulundum.Eğer ıslah olmaları mümkün değilse diye sözlerimin devamını getirdim.Temennimiz biranevvel ıslah olup hatalarını telafi etmeleridir.
"Islah" sopayla olur, hidayetse meccanen
Sevgili NUSRET;
Dikkat edersen Rasûlüllüh Efendimiz (s.a.v.), "Allah'ım, kavmimi ıslah et" demiyor; "Allah'ım, kavmimi hidayet et" diye ilticada bulunuyor. Bilmen lazım, "ıslah" sopayla olur, "hidayet"se meccanen...
Madem o yüce Rasûl'ün (s.a.v.) ümmetiyiz, onun varisinin evlatlarıyız onların sünnetine riayet etmeye gayret edeceğiz. Öyle değil mi?
Selam ve dualarımla...
Bu insanların neslinden yüz yıl sonra bile bir mü'min gelece
Sevgili Nusret;
Çok öfkelendiğin belli.
Ama en azından Rasûlüllah Efendimizin (s.a.v.) ve başta Hz. Üstazımız olmak üzere diğer varisi bulunan Silsile-i Sâdâtımızın (k.esrarahüm) "raûf" ve "rahîm" sıfatlarına yaraşır, onların ilticalarına yakışır bir tarzda olmamız, herhalde bizim için daha münasiptir.
Ne diyordu Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), Taif ziyareti dönüşü o hazin münacatı karşısında Hz. Cebrail'in gelip,
- “Yâ Muhammed! Allah’ın selamı var, eğer istersen Dağlar Meleği'ne emredeyim, şu dağı Taiflilerin başına geçirsin!” sözlerine mukabil, hiç tereddüt etmeden,
- “Hayır! Bu insanların neslinden yüz yıl sonra bile bir mü'min gelecekse, böyle bir şeyin olmasını istemem!”
Bu ve benzeri örnekler, insanların dirilişi, imanlarının-âhiretlerinin kısacası ebedi hayatlarının kurtulması adına onlarla münasebetin devamını, daima onların hayrını istemenin gereğini anlatan eşsiz misallerdir bizim için.
Binaenaleyh bize, insanların hidayetini istemek yönünde hareket etmek yakışır ve yaraşır. Çünkü bizim Peygamberimiz ve Onun varisi olan pîranımız böyle davranmış. Bizim aksi yönde hareket etmemiz tebaiyetimize münafi olur.
Selam ve muhabbetler...
Rabbim biranevvel
Rabbim biranevvel hatalarını anlama kaabiliyetini kendilerine ihsan etsin
"Yıkanlar hâtır-ı nâşâdımı Yârabbi şâd olsun"
SONSUZLUK88 ve KIVILCIM kardeşlerim;
İlginiz, katkılarınız ve ıztırabımızı paylaşmanız için çok çok teşekkürler... Allah râzı olsun.
Silsile-i Sâdât-ı Nakşibendiye-i Müceddidin kolunun 6. halkasını teşkil eden o büyük zat Ebu'l-Hasan el-Harakani (k.s.) hazretlerinin ve sair varis-i Rasûl zavatın Sevgili Peygamberimize (s.a.v.) tebean yaptığı gibi, biz de insanlığın hidayetini isteriz elbette. Bedduadan uzak durur, divan şairimiz Nâbi'nin dediği gibi,
Yıkanlar hâtır-ı nâşâdımı Yârabbi şâd olsun
Benim çün nâmurâd olsun diyenler bermurâd olsun
deriz.
Rabbim cümlemizi hidayet-i kamileden ayırmasın... Son nefesimiz dahil.
evet cok güzel kelimeler
evet cok güzel kelimeler cok güzel yazılar yazılmış diyecek söz yok gibi..halisece kardeşimiz söylenecek herşeyi söylemiş zaten.halisece kardeşimizin dediği gibi bizler dua edebiliriz ancak beddua değil.hani hasani harkani hazretleri birgün bir dere kenarında talebelerine ders okutuyorlar. o sırada derenin icerisinde kayıkla yüzen kendini bilmez bir kac sarhoş bağırıp naralar atıp,talebelerin dikkatini dağıtıyorlar.talebeler kızıyorlar ne bu densizlik diye o kadar yukseliyorki naraları adeta ders yapılmaz bir hale varıyor ortalık talebelerde o nisbette kızgınlar hocam bırakın bizleride şu densizlere hadlerini bildirelim diyorlar bakınız hasani harkani hazretleri ne güzel cevap veriyor" hayır onlara mudahale etmeyin "Allahım şu kayıkta ki gencler seni bilmiyor onlara sen hidayetler nasip et onları sen cennet ehli kıl "diye niyaz ve ilticada bulunuyorlar.tam o sırada işte tam o anda kayıktakiler kıyıya yaklaşıp hocam bizlerde sizin talebeniz olmak istiyoruz deyip derse iştirak ediyorlar. ne buyuk saadet değilmi .bizlerde inş dua edeceğiz Rabbim hidayeti kamileler ihsan etsin hidayete kabil değilse helakını nasip etsin selam duam ve sevgilerimle..
slm.a
bu hadiseyi ilk defa sitenizde gördüm ve gerçekten kanım dondu. hala kendimce haklı sebepler bulmaya çalışıyorum ,başka güçlerin bunda parmağı olduğunu düşünüyorum ama bir kuran kursu yıkmanın (bu yıkma kelimesini söylemeyi kendime bile yakıştıramazken) hiç bir geçerli mazereti olamayacağını da biliyorum.. sizlerin yorumlarınıza da hak vermemek elde değil. demek ki gerçekten uyutulmuşuz milletçe. allaha sığınmaktan, bizleri doğru yolda olan insanlarla aynı safta eylemesi için dua etmekten başka da elimden birşey gelmiyor vesselam .. allaha emanet olunuz.. :(
İzzet; Allah, Rasûlü ve mü'minler içindir
Sevgili bal.mer;
Hamdolsun korkacak, telaş edecek, tedirginliğe sebep olacak farklı bir durum yok. Tarihteki benzerlerinin tekerrüründen ibaret. Bu kadar geniş bir alanda, dünyanın hemen her yerinde devam eden hizmetlerin, zaman zaman bazı sıkıntıları olacak elbette... Herkes kendi vazifesini yapacak! Yapacak ki mukadder olan yerini istihkak edebilsin.
İzzet; Allah, Rasûlü ve mü'minler içindir. Münafıklar bunun şuurunda olmasalar da...
Güzel yorum ve değerlendirmelerinle yaptığın katkıların için teşekkürler...
Selam ve dualarımla...
piyale p yıkımı
TV VE İNTERNETTEN TEKRARINI İZLEDİKÇE DEHŞETE DÜŞTÜM SANKİ.AMA KORKMAYIN
KORKMAYIN RESMİ YERLERDE DE ÇALIŞANLARCA MALUMLARIDIR.MÜCADE
LE HERYERDE YAPILIYOR İNANIN.YİĞİT DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALKAR DİYE
BAŞIMIZA MUSALLAT OLANLARDAN KURTULMAMIZ YAKIN OLUR İNŞAALLAH.
CESARET VE METANETİNİZİ HİÇBİR ZAMAN KAYBETMEYİN.
ALLAH'A EMANET OLUN.
Teşekkür ederim
Teşekkür ederim değerli kardeşim... Rabbim cümlemizin yâr ve yardımcısı olsun.
Silam ve dualarımla...
ALLAH CC YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
HALİSECE KARDEŞİM ELLERİN DİLLERİN DERT GÖRMESİN.. GAFİLLERİ HAİNLERİ NE GÜZEL ANLATMIŞSIN TIPKI KARİKATÜRLERİNİ ÇİZER GİBİ.. O GÜN ORADA DEĞİLDİK AMA ORADAYMIŞ GİBİ BİZE BU HEYECANI YAŞATTIĞIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. ALLAH RAZİ OLSUN. BU SİTEYİ DE ZAMAN ZAMAN GÖRÜYORDUM FAKAT ÜYE DEĞİLDİM. BU ATEŞİNİZE BİR DAMLA SU DÖKEBİLMEK TESELLİ PARÇASI OLABİLMEK İÇİN ÜYE OLDUM. ALLAH CC YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN.
Allah râzı olsun
Sevgil hudai ve berrincabuk;
İlginiz ve paylaşımınız için teşekkürler... Allah râzı olsun.
Selam ve dua ile...
teşekkürler
Benim böyle bir olaydan haberim yoktu.Halis bey sayenizde öğrendim teşekkürler.Allah yar ve yardımcımız olsun
sevgili kardeşim tayy
sevgili kardeşim tayy dlinden düşürmeyenler bir kazma vurdular gönlümüze mübarek olsun
Teşekkür ediyorum
Değerli kardeşlerim ESRA.CİGDEM ve ALANYA SULTANI... İlginize teşekkür ediyorum... Rabbim cümlemizi rıza hattının dışına taşırmasın, gadabını mucip ve muktezi hallerden ırak tutsun.
Selam ve dualarımla...
kardeşlerim bizler bu
kardeşlerim bizler bu gafillerin ayıblarının üzerinde daha fazla durmayıb yolumuzun büyüklüğünü daha iyi anlayıb hz. allahdan ,son nefezimize kadar ve son nefesimiz dahil k.amil iman ile fani hayattan baki olan hayata intikal etmeyi cümlemize nasib eylesin
sayın hocam siteyi ve sizin
sayın hocam siteyi ve sizin yazılarınızı dikkatle izlemekteyim.. ve gercekten hem site olarak hem sizin kişisel çalışmalarınızı beğenerek okumaktayım..teşekkür ederim..
Allah razi olsun..
SEVBAN kardeşim bilmukabele teşekkürler
SEVBAN kardeşim bilmukabele teşekkürler... Düşünce ve değerlendirmelerinde yüzde yüz haklısın. Önümüzde bu kadar net ve canlı örneklerimiz varken ümitsizliğe yer olmadığı açık. Rabbim şevk ve heyecanımız, sa'y u gayretimizi arttırsın. Rızasına muvafık muvaffakiyetler ihsan eylesin.
Selam ve dualarımla...
teşekkürler HOCAM
gercekten çok öneml br mevzuyu hatırlattın bizlere... izinde olduğumuz zaatlar bile neredeyse okutacak cocuk bulamamktan korkmuş.. insanlık bu hale gelmiş şimdi zaman zaman bizde benzeri durumları görünce ümitsizliğe düşüyoruz halbuki düşmememk lazım gayretimizde bir eksilme değil çoğalmayla devam etmeliyiz diye düşünüyorum... halis hocama teşekkürler..
Üyeliğin hayırlı-uğurlu olsun
Allah cümlemizden râzı olsun sevgili kardeşim kocabiyikf... Rabbim, dinine hizmet yolundaki bütün engelleri bertaraf etsin. Daima yâr ve yardımcımız olsun.
Site üyeliğin de hayırlı-uğurlu olsun.
Mukabil sevlam ve sevgiler...
HOCAM ALLAH RAZİ OLSUN.
HOCAM ALLAH RAZİ OLSUN. TUNAHANHAKAN KARDEŞE VERDİĞİNİZ CEVAP BİLE TEK BAŞINA ÇOK ŞEY ANLATIYOR ANLAYANA.. BEN SİTEYE BUGÜN ÜYE OLDUM BU YAZIYI OKUDUKTAN SONRA SIRF MESAJ YAZABİLMEK İÇİN..
ELLERİNİZ DET GÖRMESİN.. HERKESE SELAM VE SEVGİLER..
"Lâ tahzen innallâhe meanâ"
Evet sevgili kardeşim TUNAHANHAKAN;
Dünyada ve Türkiye’de devam eden ve kıyamet sabahına kadar da devam edecek olan Kur'an hizmeti-hizmetleri, elbette ki hiçbir engel tanımayacak. Onun muhafızı bizzat Cenab-ı Hak.
"Aman Müslümanlık unutulup münkarız olmasın. Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat ruh ve akidesi sönüp, Müslüman çocukları bu meş'aleden mahrum kalmasın." diyerek bu hizmetleri başlatan Sahib-i Zaman (k.s.), irtihal-i dâr-ı beka eyledikten sonra da "evlatları" eliyle -himmetleri berdevam olarak- bu hizmetlerin süreceği müjdesini veriyordu.
Bununla birlikte zaman olmuş, insanların-cemiyetin duyarsızlıkları, sistemin engelleri karşısında verdiği büyük mücadeleye rağmen, aşağıdaki cümlelerle endişelerini de dile getirmişlerdir.
"İşçi, personel adı altında okutmaya çalıştıklarıma zaman oldu vali maaşı kadar para verdim, yine de okumadılar. Hatta parayı alıp kaçanlar oldu. Bir ara acaba Allâh'ın ilmini okuyacak insanlar bulamayacak mıyım diye ye'se düştüm. Bütün gayretimi kendi kızlarımı okutmaya verdim. Düşünüyordum ki onlar Allah'ın dinini, ilmini öğrenirlerse, hiç değilse kendi çocuklarını okutup yetiştirirler de bu hizmetler ilâ yevmi'l-kıyam devam eder."
Ama bugün gelinen noktayı görüyor ve hep birlikte yaşıyoruz işte... Allâh'ın yardımı, Rasûlü'nün şefaati, Vârisi'nin himmet ve tevecühleriyle Kur'an hizmetleri çepeçevre dünyayı kuşatmıştır. Allâh'ın izniyle yeryüzünde İslâm'dan haberdar olmayan insan kalmayacak, Kelime-i Şehadet'in nuru en ücra köşelere kadar ulaşacaktır. Bunda şüphemiz yok.
Bu yolun, bu hizmetlerin başı olan Sıddîk-ı Ekber (r.a.), Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) kendisine, "Lâ tahzen innallâhe meanâ"... (Üzlüme-korkma Allah bizimledir) dedikten sonra, ne ölümden evvel ne ölüm anında ne de ölümden sonra (kabirde) üzüntü-keder çekmemiştir. Binaenaleyh Onun yolunda yürüyen, Onu takip eden hakiki varisleri ve müntesipleri de bu nimete mazhardırlar.
Rabbim, son nefesimiz dahil iman-ı kamil üzere yoluna hizmetten ayırmasın.
es-Selâmü alâ meni't-tebea'l-hüdâ...
BİZLERİN AYAĞINA TAŞ
BİZLERİN AYAĞINA TAŞ KOYANLAR ZAN ETMESİNLERKİ MUVAFFAK OLACAKLAR.RABBİMİZİN VADİDİR ALLAH NURUNU KIYAMETE KADAR TAMAMLAYACAKTIR.(İNNALLAHE LA TUHLİFÜL MİİAD)
BU YOLDA BAYILANA KADAR HİZMET ETMELİ
HAYIR KAFİ DEĞİL HASTAOLANA KADAR HİZMET ETMELİ
HAYIR ODA KAFİ DEĞİL ÖLENE KADAR BU YOLDA HİZMET EDERSEK BELKİ BİR DERECE KAFİ.
Ve minallâhi't-tevfîk...
Sevgili s.faruk kardeşim;
Biz beddua eden değil, hayır-dua eden, karşısındakilerin kahrını değil hidayetini isteyen bir Peygamberin (s.a.v.) ümmeti ve O'nun Vârisi'nin (k.s.) evlatlarıyız. Öyleyse, yüz yıl sonra da olsa -hiç değilse- bunların sulbünden gelebilecek hayırlı nesiller için hidayetlerini istemek durumundayız. Bakarsın gelecek nesiller daha müdrik ve daha şuurlu olurlar.
Evet üzüldük, hem de çok çok çok üzüldük! Sıkıntı ve ıztıraplara maruz kaldık; ama bu durum bize, o güzel hasletimizi unutturmamalı... Sabır çanağımızı taşırıp yanlışa sevketmemeli... Biz, gene biz olarak mahiyetimizi muhafaza etmeliyiz. Yoksa diğerlerinden farkımız ne olur ki!
Rabbim, kabil-i hidayet olan herkese hidayetini lûtfetsin. Kimsenin cehenneme girmesinden bir başkasına fayda gelmez. Asıl fayda; bizim elimizle, dilimizle, kalbimizle yapacağımız hizmetler vesilesiyle insanların hidayete kavuşmalarıdır. Bu husustaki hadis-i kudsi'yi ve hadis-i şerifi tekrarlamamıza zannederim gerek yoktur.
Selam ve hayır-dualarımla...
Ve minallâhi't-tevfîk...
Yarabbi bir daha böyle görüntü..
Ama merak etmeyin; biz topyekün insanlığı düşündüğümüz için... hatta daha doğru bir ifadeyle şefkat ve merhameti canlı-camit bütün mevcudata şamil olan İki Cihan Serveri’nin (s.a.v.) varisi olan zatın yolunu takip etmeye gayret ettiğimiz için sizin de iyiliğiniz düşündük… ve tedrisata ara vermemek için gerekeni yaptık. Mevla-yı zû'l-Celâl'in verdiği imkânlarla hepsini de bir yerlere yerleştirdik. O yüzden topyekün bir bela ve musibete maruz kalmayalım, kurunun yanında yaş da yanmasın, diye...
Hocam iyiliğini düşündüğünüz insanlar keşke bunu anlayabilseler, bunu idrak edebilseler, tv.lerde görüntüleri gözyaşlarıyla izledik,
Mevlam bu gibi görüntüleri bir daha yaşatmasın...
Hizmet için koşturan tüm kardeşlerimizede Cenab-ı Hak kolaylıklar verip bu hizmet yolundan bizleri ve neslimizi ayırmasın..
selametle..
Başarı dileklerimle...
Değerli kardeşlerim HİLMİTUNABOYLU ve F-GONCA;
Samimi ilginiz ve kıymetli değerlendirmelerinizle yaptığınız katkılardan dolayı teşekkür ederim. Rabbim cümlenizden râzı olsun.
Sağlık-afiyet üzere hayırlı-bereketli ömürler ve dareynde saadetler niyaz ederim Hz. Mevla'dan...
Bugüne kadar bu tür
Bugüne kadar bu tür olaylar her dönemde yaşandı ve yaşanmaya da devam edecek. Cenab-ı Hakk bir kulunu cezalandırmak isterse ondan önce “haya” duygusunu kaldırırmış. Rabbinden haya eden böyle bir müesseseye nasıl el uzatabilir?
Bizlere düşen hayır dua etmek,Peygamberimiz de öyle yapmıştı kendisini taşlayanlara.
Aşk ve şevkimiz bütün bu olanlar karşısında kuvvet buldu,daha da kuvvetlenecek….
Orada bulunup tüm olumsuzluklara göğüs geren İslam ordusunun güzel neferlerinden,konuyu tüm incelikleriyle izah eden Halis hocamdan,yorumlarıyla katkıda bulunan siz değerli kardeşlerimden Allah razı olsun..
“Evlatlarım! Bu yol Allah’ın yolu,Rasülullah’ın yolu,ashabının yoludur. Bu yol sıkıntılarla doludur. Bu yolda yürürken ayağımıza diken batmazsa biz bu yolumuzdan şüphe ederiz.”
MİLYONLAR HATTA MİLYARLAR DA ORADAYDI HOCAM
BAŞTA ŞUNU BELİRTEYİM 03/NİSAN/2007 TARİHE KARAGÜN OLARAK GEÇMİŞTİR. EVET HOCAM ORADAYDIM DEMİŞSİN BELKİ SEN CİSMEN BEDENEN ORADAYDIN BELKİ İTİLDİN KAKILDIN BELKİDE JOPLANDIN MUTLAKA BİBER GAZINDAN ETKİLENDİN ALLAH C.C. O GÖRDÜĞÜN ZULMÜN KARŞILIĞINDA SANA MUTLAKA ECİR VERECEKTİR O ZULMÜ REVA GÖREN ZALİMLER İSE MUTLAKA CEZASINI ÇEKECEKTİR. HOCAM ORADA SADECE SİZLER YOKTUNUZ MİLYONLARCA HATTA MİLYARLARCA MÜSLÜMAN YÜREĞİYLE ORADAYDI RUHANİYET VE SAYISI BELİRSİZ MELAİKE-İ KİRAM ORADAYDI HEPSİ ŞAHİT OLDULAR ASRIMIZIN TEKNOLOJİK İMKÂNLARIYLA BÜTÜN DÜNYANIN DA İZLEME VE ŞAHİT OLMA İMKÂNI VARDI ŞAHİTLENDİRİLEN GÜNAHLARIN AFFI ŞEHADET EDENLERİNDE ŞAHİTLİĞİNİ GERİ ALMASI GİBİ BİR ŞARTA BAĞLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRSEK NE KADRA MÜMKÜN OLDUĞUNU HESAP ETMEK Bİ HAYLİ ZOR. İLAHİ ADALET NE ZAMAN TECELLİ EDER BELLİ OLMAZ BELKİ DÜNYADA KISMEN BİR CEZA GÖREBİLİRLER BELKİDE ALLAH C.C. TAMAMINI AHİRETE BIRAKIR BİR ÇOK MÜSLÜMAN KARDEŞİMİZ BUNUN CEZASININ NASIL OLACAĞINI MERAKLA BEKLEMEKTEDİR AMA BU BEKLEME BOŞ ÇIKABİLİR BU BİZLERDE BUNUN CEZASIZ KALDIĞI YADA KALACAĞI YADA YAPILANIN DOĞRU OLDUĞU DÜŞÜNCESİNİ AKLIMIZA GETİRMEZ. ORADAKİ ENKAZIN ALTINDA KALN KURANI KERİM HER HARF-İ ŞERİFİNİN FERYADI ÇIĞLIĞI ARŞ-U ALÂYI SALLAMIŞTIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM MUTLAKA KARŞILIĞINI BULACAKTIR BU ÇIĞLIKLAR ÇOK SÖYLENECEK SÖZ VAR AMA BAZI ŞEYLERİ SÖYLEMEMEK SÖYLEMEKTEN HAYIRLIDIR SADECE VE SADECE KURAN-I KERİMİN SAHİBİ DE KURAN KURSUNUN SAHİBİ DE HAZRETİ ALLAHTIR BİZİM NE SÖYLEYECEĞİMİZ ÖNEMLİ DEĞİLDİR SAHİBİNDEN GELECEK CEVABI BEKLEMEKTEN BAŞKA BİŞEY YAPMAYA GEREK YOK. SELAMETLE EN EMİNE EMANET OLUN
Değerli kardeşim
Değerli kardeşim Nisa;
Görüyoruz ki, yıllar öncesinden Ziya Paşamızın,
"Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hânelerinde"
dediği ve senin de güzel bir alıntıyla işaret ettiğin gibi, bu işler lafla olmuyor. İcraatınla ortaya koyacaksın kimliğini... Yine Paşamızın dediği üzere,
"Âyinenesi iiştir kişinin lâfa bakılmaz"
Keza herkesle kavga ederek bir yere varılamayacağı gibi, yüzde doksan dokuzu Müslüman olan bir ülkede halis Müslümanları hariç tutarak toplumun diğer kesimleriyle kuracağın diyalogla da sağlıklı neticeler elde edemezsin. Hem de ne dünyada ne de ahirette...
Rabbim, ömür sermayesi bitmeden fırsatları ganimet bilerek değerlendirmeyi cümlemize nasip ve müyesser kılsın. Dümdüz yol olan cadde-i şeriat-ı garra-i Ahmediyye'den yan vollara, çıkmaz sokaklara saptırmasın.
Selam ve dualarımla...
ALLAH(C.C) YARDIMCIMIZ OLSUN
''Dağda kaybolan Keçinin hesabını vermekle kendisini sorumlu hisseden emirin misyonunu taşıdığını iddia eden teneke yürekli sahte mucahitlerin gerçek yüzlerini görebilmek için anlamlı mesajlarla dolu bir durumla karşı karşıyayız. Belkide bunda da bir hayır vardır. Millet evlatlarını kandıran şarlatanların resmini çekmekte olanlar için kaçırılmaması gereken bir karedir bu kare. ''(alıntı)
Yüce mevladan tek dileğim; İslami kurtarma yaygarasıyla etrafı toz duman edenlerin bir gün kendilerine gelerek İslamla kurtulma yolunu seçme basıretini gösterebilmeleridir.
SELAM VE DUA İLE...
Evet Allah kuluna kafidir
Teşekkür ederim ELMÜNEVVIR kardeşim... Kuluna Allah kafidir. Başka şeye gerek yok.
Tevekkülümüz O'na... Her şeyimizi O'na havale ettik. İnş. bu yıkımlar inkişaf ve tekâmülün habercisidir.
Selam ve dualarımla...
innallahe ala külli şeyin kadir
size sadece meyve veren agacı taşlarlar diyorum eğer birileri tarafından çekilemiyorsak kıskanılıyorsak bilelimki doğru yoldayız bizden öncekılerle uğraştılar bizlede uğraşacaklar bizden sonrakilerlede..... kefa billahi.....
Ruh-i meleki yolunun usûlü
Sevgili hemşehrim ADIDAGÜZEL;
Sakin olun lütfen. Heyecana-telaşa, ölçüsüz ve fevri davranışlara gerek yok; bu gibi hareketlerin bize de bir faydası yok. Ruh-i meleki yolunun usûlü nedir? Nefsi emmareyle boğuşmak mı? Hayır! Peki nedir? Onu takviye etmektir.
Öyleyse yapmamız gereken şey açıktır; gerek ferdi ve gerekse içtimai vazifelerimizi hakkıyla yerine getirme gayreti içerisinde bulunacağız. Hem de eskisinden çok daha büyük bir şevk ve azimle...
Mesele bundan ibaret. Gerisi lâf u güzaf!
Rabbim cümlemize ve bilcümle mü'minlere şuur ve idrâk tezyidi nasip eylesin.
Selam ve sevgilerimle...
ÇOK HAKLISINIZ BEN DE
ÇOK HAKLISINIZ BEN DE BAHSETTİİNİZ ŞEKİDE DAVRANMAYA GAYRET EDİYPRUM CENAB-I HAK GAYRETLERİMİZİ BOŞA ÇIKARMASIN İNŞ.
FAKAT ÜZÜNTÜ VE KEDER HAD SAFADA...
ADIGÜZEL
"el-Eşyâu tenkeşifu bi-ezdâdihâ"
Süleyman kardeşim malumunuz, "el-Eşyâu tenkeşifu bi-ezdâdihâ", her şey zıddiyle daha iyi anlaşılır, ortaya çıkar... Belirttiğiniz gibi, kilise hizmetleriyle Kur'an Kursu hezimeti aynı zamana denk gelince, mesele daha iyi anlaşılmış oluyor.
Rabbim dininde sabit kadem eylesin.
Mukabil selam ve saygılar...
Allah (c.c) inam ve izam versin
Göruntuleri üzüntüyle izledik, bunun birde Kilise acilisi ile örtüsmesi ayrica daha üzücüydü ama büyük üzüntümüze ragmen yilmak yoktur. Bunu bir agacin dallarinin budanmasina benzetmek lazim budanan agac ne kadar daha gür yesillenirse bu kurslarda aynen öyle gür yerine gelecektir. Saygilarimla
Süleyman/ Almanya
Bu saatten ve hele bu rezaletten sonra...
Sevgili kardeşim ALADIN;
Tabii ki bu hadiseden dolayı üzüntümüz muhakkak. Ama hızımızı kesmesi muhâl! Bu vb. olaylar, ancak bizim azmimizi-şevkimizi kamçılar...
İnternetteki sözünü ettiğin menfi propagandaya tedbir olarak de yapmamız gereken, -bazı kardeşlerimizin metodu üzere- bu yazıyı olabildiğince çok sitelerde yayınlamak... Yani karşı propaganda ile onların ortaya attıkları iddiaları çürütmek!
... ve öyle inanıyorum ki, bu saatten ve bu rezaletten sonra artık öylesine sözlerle-iddialarla aklı başında insanımızı kandıramayacaklardır. Deyim yerindeyse, "Takke düştü kel göründü!"
"Vallâhi lekad humme'l-emru ve câe'n-nasru fe-aleynâ lâ yünsaruuun"...
Vesselâm...
dikkat!!!!
kardeslerim bu yapilan hareket bizi derinden üzdü , ancak bazi sitelerde görüyorumki göre oraya yeni kurs yapacaklarmisda onun icin yikmislar ve fakat bizler onlarin bu iyi niyetlerini!!!! örterek halki hükümet aleyhine kiskirtiyormusuz. bunuda belirtmeyi gerkli gördüm ,Allah (c.c.)yar ve yardimcimiz olsun,selametle....
keşke biz yanılıyor olsak
keşke biz yanılıyor olsak keşke onlar doğru olsa keşke keşke ....
kimse düşünmesin adıgüzel kardeşimiz sesiz kalıyor diye inanın güne hagir mek için kendimi çok zor tutuyorum ve çalışmalarımı yazılarımı çok defa değiştirdim ve inanın yayınlayamıyorum her okuyuşumda yazdıklarımın yetersiz olduğunu düşünerek tekrar tekrar eklemeler yapıyorum...
mail atan ve üzüntüsünü paylaştığım tüm din kardeşlerimize cennab-ı haktan gayretlerinin artmasını niyaz ediyorum gayretimiz artsın ki ....
konuşturmayın beni yaaa lütfen içim acıyor tüm tüylerim diken diken oluyor gözlerim yaştan kurtulmuyor
yapmayın bunu yaa şu güzel ülkemde bari yapmayın şu it dolabını bu ülkede bari döndürmeyin
ADIGÜZEL
Rabbim, şuur ve idrâkimizi arttırsın
Değerli kardeşlerim KATANA ve NARTANESİ;
Samimi duygu ve düşüncelerinize tercüman olduğuna inandığım güzel mesajlarınız bizler için de teselli kaynağı...
Rabbim öncelikle keyfiyetimizi, onunla birlekte kemiyetimizi de tezyid eylesin.
Başak kardeşimizin işaret ettiği şuur ve uyanıklıktan mahrum bırakmasın.
Selam ve muhabbetlerimle...
hiç hoş bir hadise olmasa
hiç hoş bir hadise olmasa bile acaba bu yıkım,değerli nusret 429 kardeşin dediği gibi başındaki emirine itaat etmeyenlerin uyanmasına vesile oldu mu acaba?zira zamanında çok fazla tenkit ve idhamlarla karşı karşıya kalmıştık müessese olarak!
Onlar bir taraftan yika
Onlar bir taraftan yika dursun kardeslerim Cenabi Hak onlardan cok uzakta Uzak Doguda yuzlerce Imami Rabbani evladi yetistiriyor hemde gayri muslim memleketlerde bile. Onlar yikar,Piran Yapar hic uzulmeye gerek yok,onlarin yikim yaptigi gun burada bir anda 15 e yakin Imam i Rabbani evladi oldu. Dua eder dua bekleriz bir teheccud vakti.Vesselam
Sağolun, varolun, eksik olmayın
Sevgili katana, ufukyilmaz ve güvercin rumuzlu kardeşlerim... Hepinize ayrı ayrı teşekkürler ediyorum. Sağolun, varolun, eksik olmayın. Rabbim râzı olsun.
Selam ve muhabbetlerimle...