|
|
Kalabalıklar içinde!
Kalabalıklar, kalabalıklar... Hıncahınç bir koşuşturma, herkes bir tarafa gidiyor.
Modern şehir hayatının cenderesinde, teknolojiyle yarış ediyor adete insan. Bir tarafta makineler, elektronik cihazlar, gürültü, patırtı, metal sesler kargaşası; bir tarafta, etten kemikten ibaret bir aciz varlık ve bu aciz varlığın çılgınca bir hırs yumağı haline gelmiş acınacak hali... Nereye bu gidiş?
Güneşin varlığını ve doğuşunu, yağmurun tadını çoktan unuttu insanlar. "Durun!.. Biraz bakar mısınız, nereye gidiyorsunuz?" Demek istiyorsunuz, feryadınız göğsünüzde bir volkana dönüşüyor.
Sizi kim dinler ki, herkesin o kadar çok işi var ki, o kadar yoğun ki insanlar, ölümün ansızın yakaladığını ve işlerin nasıl da yarım kaldığını bildikleri halde... Bazen “Ölüm var!” diye bir nida duyulur ötelerden ansızın... O an zaman durur, mekan silinir, tüm sebepler kaybolur ve eşya Baki olana yönelir de insan hiç umursamaz bile... Çok hızlı gidiyoruz çok! Bedenler bir heva sarhoşluğuyla almış başını gidiyor, meçhul vadilere ve uçurumlara doğru. Ya ruhlarımız? Ruhlarımızı çoktan gerilerde bıraktık.
Bir hikaye anlatılır: Bir zamanlar Afrika’da kayıp bir şehri aramakta olan arkeologlar, yanlarındaki eşya ve yükleri, yerlilerin yardımıyla taşıyarak uzun bir yolculuğa çıkmışlar. Kafile, bu zor yolculuklarında oldukça sık ormanlardan geçerek, çağlayan ve nehirleri aşarak günlerce yol gitmişler. Yolculuğun bir aşamasında, kafiledeki yerliler aniden duraklarlar. Bir süre öylece kalırlar. Gitmek istedikleri yere bir an varmak arzusunda olan batılı arkeologlar, bu duruma bir anlam veremezler. Onların dilini bilen kafile rehberi, suskunluk içinde uzun süre yerlerinden kıpırdamayan bu yerlilerle bir süre konuştuktan sonra, onların meramını şöyle tercüme eder: "Çok hızlı gidiyoruz, ruhlarımız geride kalıyor!."
Evet, maalesef çok hızlı gidiyoruz. Sonu bir türlü gelmeyecek hedeflere doğru, dünyevi ve nefsani bir hırsla koşup dururken, dünyaya gelişimizdeki asıl gayeyi, yani Yaratıcı’ya kul olma gibi yüce bir payeyi unutup nasıl da köreldik böyle. Allah (cc) encamımızı hayreylesin!
İşte bu noktada, ruhlarını öne geçirip de bedenlerini arkadan sürüyen o hak erleri geliyor akla. Ruhlardan sonsuzluğa akarken rayihalar, aşk ateşiyle yanar durur ıslak çehreler, yürekler ve bu ruhları mahfuz olan divaneler, Hakk’a yürürler ruh ve bedenle...
Hakk’a vasıl olanlar var bu demde, vuslatın deminde eğlendik kaldık. Bir fakir yolcuyuz bu garip handa, gidenler gittiler, eğlendik kaldık. Gidenler ruhlarını öne geçirdiler, bizimkiler geride kaldı, kalabalıklar içinde, şaşırdık kaldık!...
Zekeriya Meral
Allah razi olsun kardeşim

Dün öldü, bugün ise, sanki can çekişmede,
Yarın henüz doğmadı, doğmayacak belki de.
(Bişr-i Hafi)
Aşk-ı Nebi * Nevbahar * Gelin Ey Kardeşler * Osmanlı Torunuyuz * Sultanlar Sultanı * Gönül Kuşu * Özlüyorum * İki Gözüm * İlk Işık * Dervişhan 1 * Çağrı - Soundtrack * Acem Bülbülleri * H.K. Karma İlahiler * Adı Güzel * Talaal Bedru * Yanik Gönüller * Fani Dünya * Bahar Çiçekleri * Bad-i Saba * Selam Götürün * Ben Bir Zata Aşık Oldum * İlahiler ve Kasideler * Gülbeste * Yeşil Kubbe * Imparadies
Adem Şen * Ama Kardeşler * Çocuk İlahileri * Beytullah Kuzu * Boskurtun Bülbülleri * Dervişhan * Film Müzikleri * Grup Samen * Hasan Kılıçatan * Küçük Ahmet * Kemal Fahmi * M.Emin Ay - M.Demirci * M.Kocacan & R. Kapusuz * M.Sandal & R.Kaya * Mehmet Emin Ay * Mehmet Kef * Mehmet Yetkin * Recep Kapusuz * Yakup KILIÇ
"Çok hızlı gidiyoruz,
"Çok hızlı gidiyoruz, ruhlarımız geride kalıyor!."
Hakkaten öyle dünyevi şeylere dalmışız ve ruhumuzu geridebıraktığımızı bile farketmiyoruz:(Mevlam yardımcımız olsun ahiretimizi kazanmayı cümlemize nasib etsin..
**Sevgi Gül gibidir,Yusuf'a Benzer,Onu Koklamaya Bir Yakup İster,Sevgiyi Allah Korur,Kula Yetmez,Gönülde Oldumu Söze Gerekmez..!!!!******