Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.
Türban neleri örtmüyor ki...
Gündemi kaydırmak...
Farklı gündemlerle kamuoyunu meşgul ederek dikkatleri dağıtmak...
Sanal gündemlere odaklanan kamuoyundan gerçekleri kaçırmak...
Yaşamındaki acımasız ortamı bile normal bir halmiş gibi gösterebilmek...
Kabullendirebilmek...
Emekli maaşımın günü gelmiş...
Cuma günü almam gerek. Ortamın yoğunluğu nedeniyle bankaya gidemiyorum. Cumartesi Pazar bankalar kapalı. Pazartesi günü bankada yoğun bir ortam. İki günün birikimi olarak düşünüp geçiyorum. Salı günü için bankaya gitmeye karar veriyorum.
Serde de gazeteciliğin getirdiği merak var ya... Milletin kuyruklarda yaşadığı dramı gözlemlemeye çalışıyorum bir yandan...
Bankaya giriyorum. Görevli personellerden birine soruyorum durumu. Kimlik ve emeklilik belgesini alıp sıraya koyuyor. Şimdi bekleme zamanı...
Etrafa bakınıyorum. Emekli ücretlerinin dışındaki işlemler sürüyor. Genellikle küçük çaplı paralar, ödenen telefon faturası gibi işlemler...
Arada bir veznedeki personel bir isim sesleniyor. Bakıyorum. Emekli maaşını alacak kişilerden biri parasını alıp belgeyi imzalıyor ve gidiyor.
O ana kadar dikkatimden kaçan sevgili Süleyman Erman kardeşim de bekleyenler arasında. Ayaküstü sohbet ederken bir yandan da ortamı izliyorum.
Bu arada personelden biri sesleniyor...
- Büyük miktarda işlem yaptıracak olan var mııııı...
O zaman anlıyorum beklememizin nedenini...
15-20 liralık işlemler yapılıyor tamam da, bunlar emekli maaşını tamamlayacak rakam değil... 10-15 kişi ödeme yapacak ki bir emekli maaşı tamamlansın ve görevli personel emekli maaşını ödeyebilsin...
Diyeceksiniz ki, bu bankanın suçu...
Yok yaa...
Pekiyi, emeklinin suçu ne? Niye bekler emekli?
Bankada emeklinin ücretini ödeyecek nakit yok... Yapılan günlük işlemlerden birikecek parayla ücret ödenecek...
Ne sistem ama...
Emekliyi böyle bir ortama mahküm edenlerin hiç mi suçu yok? Böyle bir ortamı gör(e)meyen hükümetin hiç mi suçu yok?
Sabah saat 8.30 banka önündeyim. 11.00 gibi bana sıra geliyor. Yaklaşık üç buçuk saat 20-30 liralık küçük işlem sonucu biriken paralarla ödenen emeklilik maaşı almanın resmidir bu...
Türkiye’deki emeklilere bakış açısının fotoğrafıdır bu...
Ekonomimiz iyiye gidiyor biliyor musunuz...
Öyle diyor böyyüklerimiz...
Hem... Türban gibi bir sorunumuz varken emekli maaşı için böyle bir bekleme nedeni sorun mu Allah aşkına?
Önce türban sorunu çözülmeli!..
Hele bir çözülsün, bakın bakalım emeklinin sorunu kalacak mı?
Hem emekli diye bir sorun olsa medyamızın dikkatinden kaçar mı?
Bilmem hangi sanatçının donunun rengini bile araştıracak kadar vazifeşinas medyamız, bu soruna da dikkat çeker her halde...
Her akşam boy boy tartışmaları izlemiyor muyuz?
Şimdi moda türban tartışması...
Gündemi belirlemek onların uzmanlık alanı nasıl olsa...
Mahkeme aşamasında olması gerekçesiyle yayımlanmasına yasak getirilen konulara bile aynı gün sözleşmişçesine hareket ederek manşetlerde yer verip kamuoyunu yönlendirme gayretleri de bu kimliklerinin kanıtı değil mi?
Hayır... Kuyrukta beklermeye tahammul edemediğim için değil bu yazı...
Yaşanan gerçek sadece bu değil...
Yaşanan acımasız hayat şartlarına rağmen, gözümüzün içine baka baka kaydırılan gündemler...
Türban ve demokrasiyi bir cümle içerisinde geçirip insan hakları çerçevesinde gösterme gayretine düşenler, emeklinin, asgari ücretlinin dramını insan hakkı olarak görmemekte birlik beraberlik halindeler...
Terörü ve teröristi lafı eğe büke söz konusu edip yapılanı insan hakları çerçevesinde gösterme gayretinde olanlar, terörün kurbanlarını ve önleme fayretine düşenleri es geçmekte, yer yer suçlu göstermekte birlik beraberlik halindeler...
Borsa yabancıya teslim, banka yabancıya teslim, her şey babalar gibi satılıp savılırken bunu küreselleşen dünyanın gerçeği gibi gösterme konusunda birleşenler, insan hakkı ismi altında bunu yorumlarken asgari ücreti, emekli maaşını bu yaşam standardından kaynaklanan ortamı görürler mi?
Gördükleri anda sınır ötesindeki ağababaları kızar sonra...
Asgari ücretlinin hakkı mı olurmuş...
Onlara para ne gerek...
Emekli mi... Onun dünyadan da emekli olması lazım artık... İnsan hakkı denen şey küresel ağalara kazandırdıkları sürece müsade ettikleri kadardır...
Emekli tüketicidir... Emekli, onlara gitmesi gereken parayı alandır!
Yaşamasa da olur...
Hakkı yok...
Öyleyse türbanı örttük mü, tüm sorunlar kapanır bir çırpıda...
Öyle ya... Türban bir tek başı örtmüyor ki... Örttüğü o kadar çok ayıp var ki...
Babalar gibi sattığımız değerlerimiz ile bile küresel hegemonyanın gözünü doyuramıyoruz...
Onların lüks yaşamı için dünyanın gırtlağına basa basa kazanımlarını küreselleşen dünyanın gerçeği gibi gösterenlerin sayesinde babalar gibi satmamız da ileri bir adım olarak bir şekilde gösterilir nasıl olsa...
Küresel hegemonyanın çılgın yaşamına para yetmeyip, batış süreci başlayınca... Ekonomini, değerlerini, çizgini o kadar ona endekslersen... Elbette rüzgarından etkileneceksin...
Ama...
Onların batışını göstermek ayıp olmaz mı... Ağamızın karizması bozulur... Öyleyse türbanı sal meydana... Başla tartışmaya... Çünkü türban demokratik hakkımızdır... İnsan haklarının olmazsa olmazıdır.
Karnımızı doyurabilmek... Adam gibi ekonomik standardı yakalamak hakkımız değildir. Hakkımız olmadığı için de konuşmamalıyız...
Çünkü böyyüklerimiz çoook yükseklerden ferman buyurdu...
Bu günün tartışma konusu türban...
Tartışın bol bol...
Size ne asgari ücretten kaynaklanan suçlardan tutun da dramlara varıncaya kadar yaşananlar...
Türban onu da kapatır nasıl olsa...
Hiç bir global ekonomik krizle ekonomik alt yapısı çok kuvvetli olduğu iddia edilen ve hiç bir krizden kolayca etkilenmeyeceği söylenen ülkem ekonomisinden 50 milyar doların uçup gitmesini gözlerden saklamak için gündemin hemen değişmesi gerek ya;
Adına Susurluk hesabı denecek.
Adına Türban sorunu denecek.
Adına Merkez Bankası İstanbul’a taşınsın denecek.
Adına SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) İstanbul’a taşınsın denecek.
Adına BDDK (Banka Denetleme ve Düzenleme Kurulu İstanbul’a taşınsın denecek.
Neticede Cambaz’a bak cambaza oyunuyla “Öküzün bacadan çıkışı” gözlerden kaçırılacak.
Yukarıdan beri sayarak geldiğimiz suni gündem oluşturmak gayeli konuları lütfen hep birlikte takip edelim. Dağ Fare Doğuracak.
Emekli va asgari ücretli tartışmasına sıra gelmesi için, sınırların ötesinden birilerini ilgilendirmesi gerek...
Sıradan garibim bir emekli Yaşar...
Maaşını bu şartlarda almış, AB/D’nin umurunda mı ki medyamız onlar önünde şirinlik gösterisi yapmak için bu konuya el atsın...
Hem türban gibi bir gerçek var...
Sadece eşimin anamın, kızımın, bacımın başını mı örtüyor bu türban...
Neleri örtmüyor ki...
Mesela, kötü giden ABD ekonomisi, tepetaklak giden ABD borsaları nedeniyle bir gecede buharlaşan milyarlarca dolarımızı da örtüyor...
Tartışmalıyız türbanı...
Sonuna kadar...
Onu tartışırken unutmalıyız yaşadığımız gerçekleri...
Bugün emekli maaşını bu şartlarda da olsa alabiliyoruz elhamdülillah...
Sanırım...
Yarın...
Okyanusların ötesine bu kadar bağımlı hale gelip...
Bankalarımızı, borsamızı, ekonomimizi, değerlerimizi, (Artık kalmayan) kırmızı çizgilerimizi okyanusların ötesine böylesine endeksleyip...
Onlar hapşurunca biz zatürreden yatağa yattığımızda...
Onlar batarken bizi de beraberinde götürdüğünde...
Emekli maaşını alamaz hale geldiğimizde... Türbanı bile alacak parayı bulamadığımızda... Gerçekleri ancak göreceğiz... O zaman belki anlayacağız olup bitenleri... Ama, ba’de harabil Basra...
- Yaşar Yılmaz ağ günlüğü
- Yorum göndermek için giriş yapın
- 183 okuma

Son yorumlar
10 saat 57 dakika önce
11 saat 10 dakika önce
11 saat 25 dakika önce
11 saat 32 dakika önce
14 saat 44 dakika önce
1 gün 1 saat önce
1 gün 1 saat önce
1 gün 21 saat önce
2 gün 12 saat önce
3 gün 14 saat önce