Cikan google reklamlarinda istenmeyen reklamlari haber verirseniz engelleyebiliriz.
ABD istedi diye mi çekildik?
Tatsız bir polemik yaşıyoruz bıçak sırtında. Bir adım sonrasının akılalmaz sonuçlar doğuracağı bir polemik...
Evinizde ailenizle tartışırsınız... Aileye bir vizyon biçersiniz kendinize göre. Ailenizin diğer bireyleri de kendilerine göre bir vizyon biçer. Bu vizyonlar tartışılabilir. Ancak ailenin temel dayanağı olan güç mahallede polemiğe açılırsa ailenin ciddiyeti tartışılır sokakta.
Bir ülkede hükümetlerin uyguladığı siyaset eleştiri kabul eder. Bu nihayet ülkedeki aynı görüş çevresinde birleşerek bir grubun yönetime gelmesi olayıdır. Aileden bir grup bir vizyonu öngörmüştür. Ailenin diğer bireyleri bunu yanlış bulup kendilerince doğru olanı önermeye çalışıyorlar demektir. Önerilerini diğer bireylere kabul ettirdiği ölçüde güçlenir ve temsil hakkı kazanır...
Devletler birer büyük ailedir. Hükümetler büyük aileyi birlik beraberlik halinde tutmak, çevresinde sevilir sayılır bir kimlik kazandırmak durumundadır. Diğer büyük ailelerle, yani devletlerle diyaloglar söz konusudur. Diğer devletler de kendi ailelerine vizyon biçmekle meşgul olduklarına göre bazan hoş karşılamayacağınız karar alırlar. Bunu önleyebilmek için caydırıcı güç gerekir. Her devlet için “Kırmızı çizgi” diye kısaca tanımladığımız yol haritası vardır. Olmazsa olmazlarını belirler devletler... Bunu diğer devletlere empoze edebilmek için de olmazsa olmazların başında ülkelerin orduları gelir. Öyle olmasa devletler bütçesinden hatırı sayılır bölümü savunmasına niçin ayırsın?
Pekiyi... Bir ülkenin temel dinamikleri, dayanağı, gücü olan ordu siyasal arenada polemiğe alet edilirse bu nasıl sonuçlanır dersiniz?
HHH
ABD...300 milyonluk nüfusuyla sözünü ettiğimiz büyük ailelerden birisi. Öyle ya da böyle bir güç. Yaşadığımız gezegende kendi çıkarlarını en iyi şekilde dünyaya empoze etmenin yollarını arıyor. Bunun için savaşsa savaş, ekonomik kıskaçsa kıskaç, politik baskıysa baskı... Her yolu gözü kara bir şekilde uyguluyor.
Irak’ta bulunma nedeni de bu. Ha, bunu uygularken Irak yerle bir olmuş, Irak’a komşu ülkeler zarar görmüş umurunda bile değil. “Çıkarım bunu gerektiriyor” diyor, ve gerekeni yapıyor. Bir devleti yerle bir edip insanlarını insanlık dışı bir yolla süründürmek pahasına...
Irak... ABD, 5 yıldır bu topraklarda. 5 yıldır fütursuzca hareket ediyor. Ülkenin içerisinde bir bölgeye ütopik umutlar vererek kendisine taraftar yapmış. Irak’ın bitirilmesi pahasına destek alacak kadar güven vermiş bu kesime. Kendi devletini satacak kadar umut. Öylesine güven ki, Irak yerle bir edilirken, ABD’nin yanında yer almayı marifet sayacak kadar...
İllegal gruplar bile legal olmuş bu bölgede... Bir cephe daha açılmaması uğruna bölgeye dokunulmamış beş yıl boyunca. Bölgedekilerin tüm patavatsızlığına göz yumulmuş...
Irak’ta kalabilmenin de bir bedeli var kuşkusuz... Silahlı işgal tamamlanmış. Silahlı işgal bitmiş. ABD, ebet müebbet ordularıyla burada kalacak değil. Çıkarına uygun bir siyasal ortam oluşturup gidecek... Ancak, gözle görülür bir zafer de söz konusu değil. Ülkede henüz bir devlet görüntüsündeki birliktelik yok...
Coğrafi gerçekler var. Askeri olarak çekildiği takdirde siyasal bir devlet olarak ayakta kalması, çevresindeki diğer devletlerle diyalogunun sağlanması gerek. Daha açıkçası Irak’taki yeni düzenin komşu devletlerce kabullenilmesi gerek...
Savaşan Amerika, riski alan Amerika... Ama hala ülkenin güneyinde İran’ın ağırlığı gözardı edilemiyor... Şii bölgesinde ABD’den çok İran’ın ağırlığı hissediliyor... Sünni Arap’lar, geçmişten gelen hakimiyet kavgasında kör döğüşünü sürdürüyor. Bunlar üzerinde otorite sağlama derdindeki ABD, kuzeyin tüm patavatsızlığına, şımarıklığına göz yumuyor... Doğal olarak bir otoritesizliktir gidiyor ki, fotoğraf ABD’nin henüz savaşı kazanmadığını gösteriyor...
Bunu bilmiyor mu ABD... Pekala biliyor. Bölgede ağırlığını hissettirmesi lazım. İçeride de dışarıda da “Benim borum öter” tezini empoze etmesi lazım. Bu da savaşla olmuyor. Politik oyunlarla, ayak oyunlarıyla, soğuk savaş denen meretin ahlak dışı tüm versiyonlarıyla...
HHH
Şimdi...
Amerika’nın çıkarları uğruna Irak’ta yediği haltın ardından bölgede yaşanan otorite boşluğu söz konusu... Bir devlet yıkılırken bu devletin elindeki silahların yağmalanması söz konusu... Bu yağmalama sonucu illegal grupların da hatırı sayılır oranda silahlanması söz konusu...
PKK’nın, Irak’ın kuzeyi ile ütopik hedeflerinin kesiştiği bir gerçek. Bu otorite boşluğundan PKK’nın da yararlanarak bölgede konuşlandığı bir gerçek. Yağmalanan silahlardan nasiplerini aldıkları da bir gerçek.
Türk Silahlı Kuvvetleri bunun içindir ki en yüksek perdeden operasyonun gerekliliğinden söz ediyordu. Zamanında bu istemleri yerine getirildi, getirilmedi bunu çok yazdık. Operasyon yapıldı. Ordu tam geriye çekiliyordu ki bir vaveyladır koptu.
Operasyon için akıl almaz şartları göze alıp daha ilk adımlarında terör denen meretle yüzleşen ordu, operasyon istemindeki haklılığını kanıtlıyor, operasyondan alnının akıyla çıkıyordu ama, siyasal arenada bir başka savaş başlıyordu;
- ABD istedi ve çekildiler...
Yazık, ki çok yazık...
İki kutuplu dünyada ABD yiyeceği her halta kılıf bulmakta zorlanmıyor, Rusya tehdidini göstererek istediğini elde ediyordu. Tek kutuplu dünyada çıkarları uğruna askeri güç olarak istediği ülkeyi bitirmekte zorlansa da, siyasal olarak haklılığını kanıtlamakta zorlanıyordu ABD. Bunun için de “Ben yaptım oldu” diye hareket ederek önce eylemi gerçekleştiriyor, sonra “Olan oldu” yılışıklığıyla hareket edip hedeflediği politikayı empoze etmeye çalışıyordu dünyaya...
Irak gerçeği de bunlardan biri...
5 yıldır orada askeri yönden sonucu alan ancak siyasal yönden gereken desteği almakta zorlanan bir ABD gerçeği...
“Hala ben güçlüyüm”, “Bölgede benim borum öter” mantığını empoze etmeye çalışan ABD gerçeği... Bunun için de en ahlaksız yolları bile mübah sayan bir ABD gerçeği...
Google, Earth isimli bir program sunmuştu internet ağına... Herhangi bir ülkeyi, herhangi bir şehrini, herhangi bir sokağını görebiliyordunuz bu program sayesinde...
O günlerde Rusya Devlet Başkanı Putin, programla ilgili olarak bir söz söylüyordu;
- Ne yazık ki bunu terörist örgütler de görüyor...
Programın terör örgütlerinin işine ne kadar yarayacağını anlatıyordu...
Bir harekat gerçekleştirdik...
Bizim çıkarımızaydı. Canımızı yakan terörü zayıflatmak için bir adım atılmalıydı ve attık... Bölgede terörün bitmesi ABD için de gerekliydi. Siyasal olarak istediği sonucu almasını kolaylaştıracaktı.
Irak’ın kuzeyindeki böylesine bataklık oluşurken kıçını sağlama almak uğruna sessiz kalması, dahası; Lozan anlaşmasını tanımayan tek devlet olarak gelecekteki planları uğruna bölgeye antipatik gelecek bir adım atmadan bu beladan kurtulması gerekiyordu.
Türkiye’ye gereken istihbaratı sağlayarak saldırmasına göz yumarken, bölgedekilere de, “Türkler saldırıyor, biz değil” mesajı olacaktı. Karizma dağılmıştı Irak’ta. Kamuoyuna da bölgede hala kendisinin sözü geçtiğini vurgulamalıydı...
Evet, uydu ile teröristleri gözlemliyor, bilgileri veriyordu ama, aynı uydu ile Türk askerinin hareketini de gözlemliyordu doğal olarak... Türk askerinin nereleri hedeflediğini, ne tarafa hareket ettiğini de izliyordu bir anlamda...
Bir hafta süren operasyonu adım adım canlı yayın gibi izlediler uydudan... Ellerinde teknolojik imkan vardı çünkü...
Kendi sınırlarımız içinde yapılan bir harekat değildi bu. Dışarıda yapılan bir harekattı. Yollanan birliğin miktarı belli... Böyle bir birlikle koskoca Kandil Dağı’na aylar sürecek bir operasyon söz konusu bile olamazdı.
Körün gözüne batacak kadar gerçekler ortadaydı. Ordu hedeflediği operasyonu tamamlayıp dönüşe geçtiğinde....
Bize teröristlerin konuşlandıkları, hareket ettikleri alanları gözlemleyen uydulardan izleyip bilgi veren muhteremler...
Türk Ordusu’nun geri dönüş harekatını gördüklerinde...
Ahlaksızca... Fütursuzca...
Sabahın köründe Busht oğlu Busht bir açıklama patlatıyordu dünyaya;
- Türk Ordusu operasyonu hemen bitirmeli...
Türkiye’ye gelecek zatı muhterem daha uçağa binerken demeci patlatıyordu;
- Türk Ordusu geri çekilmeli...
Şimdi... Bu oyuna gelerek yaptıkları açıklamalarla orduyu polemiklerine alet eden CHP ve MHP kendilerini kurtardıklarını zannediyor belki açıklamalarıyla.
Amerika ahlaksızca çıkış yaparak bölgede varlığını kanıtlamaya çalışıyor, bizim beyler de bu değirmene su taşıyor bir anlamda. Adamlar savaşmadan sonuç alıyorlar hey, savaşmadan...
Burada, krizi yönetememek var. Soğuk savaşı yönetememek var. Burada hükümetin attığı adımı kamuoyuna anlatmaktaki noksanlık var. Burada hükümetin halkla ilişkiler konusunda sınıfta kalması var. Burada basın yayın diyalogunda hükümetin zafiyeti var. Allahınızı severseniz, savunma bakanının adını duydunuz mu bu operasyon boyunca? Hatta kim olduğunu kaç kişi biliyor dersiniz?
Burada kendi gücüne bakıp rakiplerini umursamayan bir hükümetin, bilgi vermeyi “Zayıflık” olarak görmek gibi akıl almaz bir alışkanlığı var.
Başbakanın argolarına bile kılıf bulan basın danışmanlarının böylesine önemli konuda beceriksizliği sorgulanması gerekirken Busht oğlu Busht’un ağzına bakıp muhalefetin ordu düşmanlığını alışkanlık yapanların değirmenine su taşıyan açıklamalarını anlayamıyorum.
Çikita muz, şampanya gibi cart curt şeylerin ithaline milyarylarca dolar bulan hükümet böyle bir uyduya niye para bulmaz sormuyorlar, yazık...
Maalesef dostlar... TBMM’de siyasetçi çok, amma velakin devlet adamı yok.
- Yaşar Yılmaz ağ günlüğü
- Yorum göndermek için giriş yapın
- 104 okuma

Son yorumlar
11 saat 10 dakika önce
11 saat 23 dakika önce
11 saat 38 dakika önce
11 saat 45 dakika önce
14 saat 57 dakika önce
1 gün 1 saat önce
1 gün 1 saat önce
1 gün 22 saat önce
2 gün 12 saat önce
3 gün 14 saat önce