Devlet denen teşkilat; Yasama, Yargı ve Yürütme ayakları üzerinde inşa edilen çatıdan başka bir şey değildir. Ya da başka bir deyişle Yasama, Yargı ve Yürütme organları olmayan bir kuruluşa Devlet denemez.
Parti kapatılma davası ile Hükümet ve yandaşlarının dillerine pelesenk ettikleri Milli İrade; sadece Yürütme, sadece Yasama ya da sadece Yargı değildir.
Benzer yaklaşımla, sadece belirli bir süreliğine Yürütme denen organı icra etmek üzere Millet seçimi olan Hükümette Milli İrade şeklinde tanımlanamaz.
AKP adına açılan kapatma davasında yargı süreci başlamıştır. Devletin bir kurumu görevini yapmaktadır. Bu davanın içeriği ile ilgili söz söylemek bize düşmez.
Açılan davanın ardından gelişmelere baktığımızda ürkütücü manzara ile karşılaşıyoruz ki, her cepheden farklı ses tonunun yükseldiğini görmek mümkün...
O günün tarafsız(!) gazete manşetlerine baktığımızda dehşete kapılmamak mümkün değil.
“Bu ne cüret... İstikrara en büyük haksızlık... Abdullah Gül Başsavcı’yı derhal azletsin... Velev ki kapattın... Hedef demokrasi ve milletin iradesi... Yok artık, daha neler... İyice şaşırdılar... Kapatabilirsen milleti kapat... Uzaydan halk getirin... Milli iradeye kilit vurulamaz... Şok olduk... Bu delilik... AB karşı çıkıyor... Demokrasi nerede?”
Ne demek “Bu ne cüret?” Devletin bir kurumu görev yapacak ve sorgulayacaksın... Ne demek “İstikrara en büyük haksızlık”... Bir kaç ay önce 32 lira olan bir teneke yağ bugün 75 lira olmuş. Bu mu istikrar? Ne demek “Gül başsavcıyı azletsin” Cumhurbaşkanına bile görev veriyor hazretler... Ne demek “Hedef demokrasi ve milli irade” Demokrasi ve milli irade sadece bir partinin tekelinde mi?
“Bu delilik”miş... Evet atılan başlığın şekli bile delilik... “Uzaydan halk getirin”miş... Oldu... Uzaydan keyfe göre yargı da getirelim... AB karşı çıkıyormuş... Laa havle vela kuvvete illa billaaaaahhh...Beylerin derdi Türkiye değil, “Avrupa ne der?” korkusu... Buyurun buradan yak...
Yahu... Madem milli irade halkın seçimiyle gelen bir iktidardı...
Aynı Avrupa...
Cok degil bundan 8 sene once AB ulkelerinde neredeyse deprem niteliğinde gelişmeler yaşandı. Jorg Haider, Avusturya Özgürlükler Partisi (FPO) ile beklenmedik zaferlere imza attığında, ne yaptı aynı AB? Haider iktidara gelirse Avusturya’ya ambargo uygulayacağını ilan etmedi mi?.. Baskı üzerine baskı yaparak iktidarını engellemedi mi?.. Oysa, seçimle geliyordu Haider... Avusturya milli iradesi onu istiyordu.
Demokrasi, “Güç elimde” diye isteyenin istediği gibi hareket etmesi demek değildir. Demokrasi hukuk kurallarına göre hareket etmektir. Hukuku da uygulayacak makam bellidir.
Yüzde bir kaç oyla hayatını sürdüren bir parti olsa, belki hoşgörü çerçevesinde bakabilirsiniz iktidar makamında biri ise, sorgulanması daha zaruridir. Atılan adımların toplum üzerindeki etkisi çoğalacak ve kamplaşmalar söz konusu olacaktır ki yaşananlar tehlikeyi göstermektedir...
İddia kesin suç değildir. Bu bir iddianame... AKP için de bir fırsat... Önce kendini aklama yoluna giderek hukuk önünde gerekeni yapmalıdır. Her fırsatta yapılan yargıyı dolaylı dolaysız etkileyecek açıklamalar ise, açılan davanın gerekliliğinin kanıtıdır!