mollacami.com

 advertisement

Molla Cami Kitapliginda aradiginiz hersey elinizin altinda
* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * *
Giriş Sayfası Yap   Açılış Sayfası Yap (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle


Nihat Genç ve Kur'an yaratılmış mıdır?

Posted On: Cum, 2008-04-18 21:42 by Yaşar Yılmaz

SkyTurk Televizyonu ekranlarından tanıdığımız Karadeniz’in ele avuca sığmayan genci konuğumuzdu hafta içerisinde. Nihat Genç... Öğrenci konseyinin tertip ettiği konferansa konuşmacı olarak katılan Nihat Genç, Sakarya Üniversitesi’nin yeni kongre salonunda öğrencilere konuşma yaptı. Kimi güldürdü, kimi hüzünlendirdi, ama her ikisinde de bol bol düşünceye sevketti izleyenleri.
Beni en çok etkileyen bölümü 1.5 saatlik konuşma boyunca konudan konuya geçerken “Kur’an mahluk mudur değilmidir” kelimelerinin içerdiği bölümdü. Vakıa... Bu kavramı duydum. Hocalardan da duydum, müftülerden de duydum, bu konuda araştırma gayreti olanlardan da duydum. Ancak, İslam’ın ilk dönemlerine rastlayan bu tartışmanın sonucundaydı tüm anlatılanlar. Bu tartışma niçin çıkmış, aslında bu tartışmayla nereye varılmak isteniyormuş; inanın kimse işin bu bölümünde olmadı. Ehli sünnet inancına göre “Kur’an mahluk değildir” onu biliyordum ama, bunun neyi ifade ettiğini bildiğimi söyleyemem...
Belki bir kaç cümle ile geçiştirdi Nihat Genç. Eh... Karşısında okumuş gençlik var. Bilgiye susamış gençlik. O an neler hissettiğimi anlatmaya çalışacağım dilimin döndüğünce...
Günümüzde yaşanan gerilim “Kur’an mahluk mudur, değil midir” den ibaret soru cümlesinin doğru cevabını saptırmada gizliydi. Gerçek bir kez daha ortaya çıktı ki; her konu mecrasında değerlendirilmeli. Mecrasının dışında ilişkilendirilen konular farklı değirmenlere su taşıyor.
Evet, Peygamberimizin ardından bu tartışılmış. Ama niçin sormuş? Bu sorunun gündeme gelişinin nedeni neymiş? Aslında ne kadar basit soru değil mi? Hatta “Mahluk olsa ne olur, olmasa ne olur” gibi basit bir şekilde sıyrılma gayretinde olanlar da çıkacaktır.
Ne var ki, doğru cevabı hangi amaçta belge olarak kullanacağınıza bağlı garip bir tuzak soru bu. Vakıa... Peygamberimizin ardından gelen halifeler söz konusu... Dört büyük halifenin büyük tartışmalar eşliğinde biten dönemi. Binlerce sahabenin şehit olduğu büyük iç savaşların ardından Muaviye’nin iktidara gelişi. İslam devletinin artık farklı milletleri de içeren sınırları.
Eh artık devletsin. Farklı milletleri barındıran sınırların içerisinde hüküm sürüyorsun. Farklı milletler de bu devletin değerlerinden faydalanmak isteyecek. Buraya kadar doğal... Ama Emevilerin en azından diğer milletleri bu mücadelede saf dışı bırakma gayreti var. Rakip ne kadar azalırsa iktidarda kalma şansı o kadar çok. Diğer milletleri iktidara talip olmaktan uzaklaştırmak için bir formül lazım. Öyle bir formül olmalı ki, bu tartışılmamalı. İlahi bir kararmışçasına kabullenilmeli...
Örneğin, bu İslam devletinde Türkler de var, günümüzde İran olarak adlandırdığımız Pars’lar da var. Bunların iktidar yarışından saf dışı edilmesi tartışmasız kabul edildi mi, zorlama yorumu devam ettirerek Araplara bırakırsınız iktidarı... Eh, zorlama yorumun sonu yok ki... Araplar bu konuda tek kaldığında da, “Kur’an arabistan’da indiğine göre, Arap olsa bile halifelik Mısır’lıdan daha çok yakışır Arabistan kökenli birine” deyiverirsiniz.
Diyeceksiniz; “Kur’anın mahluk ya da gayrı mahluk olmasının ilişkisi ne?”
“Mahluk” arapça kelimedir ve “Yaratılmış” demektir. Soru; “Kur’an yaratılmış mıdır yaratılmamış mıdır?”
Bu tartışılırken aslında Kur’anın yaratılıp yaratılmadığını sorulmuyor. Çünkü, en basit akıl ile bilirsiniz ki; inanıyorsanız, Kur’an Allah kelamı olduğuna göre, onunla ilgili bir şey. Allah ile ilgili bir konuya “Yaratıldı” gözüyle baktığınızda aslında Allah’ı bir şekil olarak, bir cisim olarak hayal etmiş oluyorsunuz. Yaratılmadığını söylediğinizde konuyu mecrasında tartışıyor, cevap veriyorsunuz. Bunun insan algılamasıyla alakalı olmadığını, direkt Allah ile ilgili bir olay olduğunu söylüyorsunuz.
Ancak, o dönemde karşınızdaki yorum zorlamasına başlıyor bu kez. Öyle bir cince zorlama ki evlere şenlik. “Efendim. Kur’an mahluk değildir.” “Katılıyorum. Bu ezelde var olan bir şeydir. Kime ineceği de ezelde belirlenmiştir... Evet” diyorsunuz. Karşınızdaki asıl amacına doğru hamle yaparken ellerini oğuşturmaya başlıyor. Farklı yere bağlayıveriyor konuyu; “Nerede ineceği belirlenmiş. Mekke’de inecek. Kime ineceği belirlenmiş. Hazreti Muhammed’e... Hangi topluma ineceği belirlenmiş. Araplara...”
Şaşırıyorsunuz. Gelmek istediği noktayı anlamaya çalışıyorsunuz. Adam sizin şaşkınlığınızdan yararlanıyor; “Öyleyse, Araplar seçilmiş millet. Öyleyse Araplar ezelde Allah tarafından kutsanmış millet”
Siz şaşkın şaşkın bakarken devamı geliyor; “İslam topraklarında hüküm süren farklı milletler var. Ama bunları Allah tarafından seçilmiş millet yönetir. Bunlar da Araplar’dır.” Karşı gelirseniz soru hazır; “İnanmıyorsan kafir olursun”. Yani, “Arapların seçilmiş olduğunu kabul et”...
Bir ırkın seçilmiş olduğunu kabul ettirdiğiniz zaman diğer ırklara bir tek şey kalıyor. Arapların üstünlüğünü kabul etmek. Diğer milletler alt kültür oluyor bu zorlama yoruma göre.
Emeviler uzun dönem islamı zorlaya zorlaya iktidarda kalma yolunu seçmiş. Gelişlerinde bile Sıffeyn savaşında mızrakların ucuna Kur’anı Kerim’den sayfalar asıp Hazreti Ali’nin ordusuna saldırırken dini siyasete alet etmeleri sözkonusu. Ogün “Mevali” denmiş diğer milletlere. Bu gün “Alt kültür” diyor kibirli batı kendisinden başkasına...
Bir süre durum böyle idare edilmiş. Ancak alt kültür olarak görülme homurtuları başlamış. Bunu dindirmek için yine din kullanılmış Paye vermişler mevaliye. Bununla Arap üstünlüğü tezinin tescilini yapmaya çalışmışlar. Araplar millet olarak görülürken diğerlerine “Ümmet” payesi takdim edilmiş. Ümmet.. Hazreti Muhammed’in ümmetindeniz... Ufak bir şey değil bu. Övünebileceğin bir değer. Bu sana yeter. Ama sen alt kültür olarak kalmaya devam et. Araplar üstündür tezini kabul et. Gerisi senin övüneceğin konu olsun...
Bir din, siyasal amaçlı olarak ancak bu kadar kullanılabilir dostlar.
Pekiyi... Şimdi; Ağırlık ehlisünnet inancı ya, o perspetiften bakalım.
Kur’an yaratılmış mıdır?
Hayır yaratılmamıştır.
İşin gerçeği de budur. Çünkü Allah yaratıcıdır. Yaratılmış değil. İnsan gibi, hayvan gibi, madde gibi cisimle, şekille tarif edilecemez Allah. Kur’an, Allah’ın yaratılanlarla bir diyalog biçimidir. Kendisi şekille tarif edilemediğine göre, bu diyalog tarzını da yaratılmışların diyalog tarzıyla açıklamak mantık dışı olur. Allah inancının aslına ters düşer.
Pekiyi, Araplar seçilmiş millet midir?
Hayır...
Bu zorlama yorum nedir pekiyi?
Dönem iktidarının gücü elinde tutabilmek adına Araplara dini paye vermesi. İslamı siyasal amacında kullanması... İktidarı elinde bulundurdukları sürece de, Arapları üstün görüp diğer milletleri mevali olarak tanımlarken, alt kültür olduklarını empoze etmeleri. Diğer milletlerin de ümmetlik kavramıyla yetinmesi baskısı...
Geldik zülfüyare dokunmaya... İkide bir duyarız. “Ümmetçi toplum olmak istemiyoruz” Bu ne demek?
Şimdi soru cevap şeklinde bir daha ele alalım. Tabii, onların zorlama yorumlarını da göz önünde bulundurarak;
Kur’an yaratılmış mıdır?
Yaratılmak Allah’ın varlığına ters düşer. Kur’an onun kelamı olduğuna göre yaratıldığını söylersek Allah’ı şekillerle izah etmiş oluruz. Kur’an yaratılmamıştır.
Yaratılmadığına göre Levh-i Mahfuz’da var bu değil mi?
İnancın içerisinde evet var...
Gönderileceği şahıs belli mi?
Evet... Hazreti Muhammed.
Buraya kadar dinsel çerçevededir cevap. Peygamberimizin Arap olduğunu söyledikleri anda siyasal ve dinsel sözlerle beyin karıştırılıyor. Levhi mahfuzda hangi topluma geleceği vurgulanarak Araplara paye çıkarılıyor bundan. Tabii o zaman da merhaba Arap milliyetçiliği...
Bakışlarına göre Arapların seçkin millet olduğu Levh-i Mahfuz’da belirlenmiş. Diğer milletler ise mevali... Yani alt kültür... Araplara siyasal tanımlama, diğer milletlere dinsel... İktidara karışma. O Araplara mahsus bir şey... Çalış, vergini öde, savaşta askerlik yap, cepheden cepheye koş, ama yönetime karışma. O Arapların işi...
Pekiyi sen Hazreti Muhammed’in ümmeti olmayı kabul etmiyor musun yani?
Önce şunu bilelim. Kelime oyunlarına gerek yok. Millet siyasal alanda aidiyeti ifade eder, ümmet dinsel alanda. dinsel alandaki aidiyeti siyasal anlamın bir parçası gibi göstermek Arap milliyetçiliğini dine dayandırma gayretidir. Kelimeyi yanlış yerde kullanarak milleti yanıltmaktır.
Günümüzde bunun yansıması dinsel örgütlenmeler çerçevesinde yaşanıyor. Ağalık, şeyhlik statüsüyle ifade ediliyor. Etrafında olanlara adeta “Mevali” mantığıyla görülürken örgütlenmelerin başındakiler siyasi arenada şov yapıyor. Tabana hitapları ise “Bizim politikayla işimiz yok”. Bu mantığı kabullenmek, Hazreti Muhammed’in değil, o grubun ümmeti olmaktır.
Kuranın yaratılmış olup olmadığı sorusu, dinin siyasete alet edilmesiyle çıkmıştır. Bu tuzak soruya günümüz versiyonuyla cevaptır meydanlarda kullanılan“Ümmetçi toplum istemiyoruz” sloganı. Arap milliyetçiliğinin bize yansımasına karşı durmaktır. Ümmetçi toplum isteyip istememek, Kur’anın yaratılmış olup olmadığı sorusuna cevapta değil, tuzağa gelip gelmemekte yatmaktadır. Ümmetçi toplum istememenin net ifadesi; Soruyu mecrasından çıkarıp siyasallaştıran Arap milliyetçiliğinin karşısında yer almaktır.
Yoksa Hazreti Muhammed’in ümmeti olmaktan kimsenin rahatsızlığı yok...
Burada bir çift sözüm de “Ümmetçi toplum istemiyoruz” sloganına sarılanlaradır dostlar. Bu oyunu oynayanların anladığı dilden cevap veriyorsunuz tamam. Ancak, sokaktaki vatandaş ne anlatmak istediğinizi anlamakta zorlanıyor. Sizin dine karşı olduğunuzu zannediyor toz duman arasında. İncitiyorsunuz doğal olarak. Birileri de ellerini oğuşturuyor tam bu noktada. Dönüyor onlara; “Bunlar dinsiz” mantığını rahatlıkla empoze ediyor. Amaç millete mesaj vermekse, milletin anlayacağı dilden konuşun.
Asırlar öncesinin kavgası aynen günümüzde de sürüyor değil mi?!...
Arap emperyalist kültürünün ülkemizde nasıl dinsel bir çerçevede yansıdığını görmek insanı kahrediyor.

( categories: )

Google
 

Anket

Adem Sen - Aski Nebi

Kullanıcı girişi

Konu Takvimi

« Mayıs 2008  
Paz Pzt Salı Çar Per Cum Cts
        1
5 6 7 8 10
12 13 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31

Kimler çevrimiçi

Son 45 dakikada 1 kullanıcı ve 12 ziyaretçi çevrimiçi oldu.

Çevrimiçi kullanıcılar

  • os164

türkce, almanca, ingilizce, hollandaca sözlükler