Emr-i maruf aski

Emr-i maruf aski, Allahü tealanin sevdigi kullarinin kalbindeki hususî bir haldir.Rabbimizin karsiliksiz ihsân etdigi, îmân ni'metine sükr edebilmemiz elbette lazimdir.

Mübarek Cumanizi tebrik eder,müstecâb dualarinizi istirhâm ederiz efendim

Insan ihsânin kulcagizidir.Herkes kimden iyilik görürse onu sevmege baslar.Herhangi bir insana bir iyilik etmek,gökten lamba olarak yere inse,bu iyilikten hasil olan nur o kadar parlaktir ki; günes onun yaninda çok sönük kalir.Hele bu hizmet ile bir insanin hidayetine sebeb olunursa kiymeti hiç ölçülemez.

Allahü teâlâ' nin aziz ettigini kimse zelîl edemez,Allahü teâlâ' nin zelil ettigini kimse aziz edemez..

Büyüklerimiz buyuruyor ki; Allahü teala bir kuluna iki seyi vermisse, ona herseyi vermistir,tam vermistir.Onun bir baska sey istemeye hakki yoktur. Birincisi Ehl-i sünnet itikadi,ikincisi Allahü tealanin sevgili bir kulunu tanimaktir...o halde bunun sükrünü iyi yapmak lazimdir ki elimizden gitmesin.

Ayet-i kerimede mealen buyuruluyorki; Kim Allah içinse Allahda onun içindir.Allahü tealanin rizasini düsünerek haraket edenleri, insanlar neder diyerek Allahü tealanin rizasindan vazgeçmeyenleri, insanlarin kizacaklari islerde Allahü tealanin rizasina uyanlari Allahü teala himayesine alir.Insanlarin rizasini gözetip,Rabbimizin rizasina uymayanlarin, Allahü tealanin gadab edecegi islerde insanlarin rizasina uyanlarin isini insanlara birakir.

Îmân ni'metinin sükrünü yapabilmek için,sahip oldugumuz îmân cevherini herkese anlatmak, duyurmak lâzimdir.Insanlar ebedî atesde yanmasin düsüncesinde olmak lâzimdir.Emr-i ma'rûf da bu demekdir.

Imami Rabbani hazretleri buyuruyor ki; "Va'zlarin özü ve nasîhatlarin kiymetlisi,Allah adamlari ile bulusmak, onlarla birlikde bulunmakdir.Allah adami olmak ve islâmiyyete yapismak da, müslimânlarin çesidli firkalari arasinda, kurtulus firkasi oldugu müjdelenmis olan, Ehl-i sünnet vel-cemâ'atin dogru yoluna sarilmaga baglidir.Bu büyüklerin yolunda gitmedikçe kurtulus olamaz. Bunlarin anladiklarina tâbi' olmadikça, se'âdete kavusulamaz.

Dinimizin yayilmasi,taninmasi için fevkalade gayret etmeliyiz.Zira büyüklerimiz buyuruyor ki; "Bir beldede emr-i mâruf yapiliyorsa oraya umûmi bela gelmez".Îmâni tam olan bir müslüman emr-i maruf yapmadan duramaz,çünki hiçbir canlinin yanmasina dayanamaz...eger bir insan ben kurtulayim da baskasi ne olursa olsun diyorsa,imaninda noksanlik vardir.Her kabdan içindeki disariya sizar,herkes yaninda ne varsa onu ikram eder..

Insanlar ebedî atesde yanmasin diye ugrasmak aski,Allahü tealanin sevdigi kullarinin kalbindeki hususî bir haldir,kime verilirse çok sükretmesi lazimdir.Rabbimizin karsiliksiz ihsân etdigi,îmân ni'metine sükr edebilmemiz elbette lazimdir.
Îmânin temeli ve en mühim alameti,hubb-i fillah ve bugd-i fillahdir.Yani, Allahü tealanin sevdiklerini yalniz Allahü tealanin rizasi için sevmek ve Allahü tealanin sevmediklerini de yalniz Allahü tealanin rizasi için sevmemekdir.Cünki Hadis-i serif'te, dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktir buyuruluyor. Allahü tealanin sevgili kullarini sevenler, son nefeste imanla ölürler.Ve mahser yerinde de sevdiklerinin yaninda hasr olup, ahiret hayatinda da beraber bulunurlar.Bunun için de,kimin sevilip kimin sevilmeyecegini iyi ögrenmemiz lazimdir...Kim oldugumuz degil,kiminle oldugumuz önemlidir. Ahiretde bize,sen kimsin demezler, dünyada iken kiminle idin derler.Ahiretde nerede ve kiminle olmak istiyorsak bunu dünyada iken seçmemiz lazimdir.Imanin korunmasi, ancak imanini koruyanlarla beraber olmakla mümkündür.Iyi insanlar ile beraber olmak,kurtulmaya alamettir.

Bu imanin korunmasi ancak imanini koruyanlarla beraber olmakla mümkündür.Kötü ahlakta bulasicidir, iyi ahlakta bulasicidir.Onun için iyi insanlar ile beraber olmak,kurtulmaya alamettir. Ahir zamandaki insanlarin en büyük sikintisi imanini korumaktir.

Dünyânin neresinde olursa olsun,her insana önce lâzim olan sey,dînini,îmânini ögrenmekdir.Din,eskiden islâm âlimlerinden kolayca ögrenilirdi. Simdi, âhir zemân oldugu için, hiçbiryerde hakîkî din âlimi kalmadi gibi. Simdi dîni, îmâni dogru olarak ögrenmek için tek çâre, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarini okumakdir.Bu kitâblari bulmak, Allahü teâlânin büyük bir ihsânidir.

Peygamber efendimiz 'sallallahü aleyhi ve sellem' hazreti Aliye,"Ya Ali,müslümanin iki alameti vardir. Birincisi; cömert olmak, ikincisi; güler yüzlü olmak.Kafirin de iki alameti vardir.Hasis olmak ve çatik kasli olmak",buyurmuslar.Cömert olmak,dünyaya düskün olmamakdir ki dinimizin siarindandir.Dinimize hizmet edecek kisi, güleryüzlü olmaga mecbur ve mahkûmdur.

Resulullah efendimiz (aleyhisselatü vesselam),buyurdular ki; "Dünya, uykudaki bir kimsenin rüyasidir.Insanlar uykudadir,ölünce uyanirlar.Ahiret ebedî hayattir.Cennet dünyanin karsiligidir"...dünyayi terk edene,birakana oranin ebedi nimeti verilecektir.Yani dünyayi sahiplenmeyen,dünya malini sahiplenmeyen onun bir karanlik olduguna,emanet olduguna iman eden için Allahü teala kalici olani verecektir.Cehennem de dünyanin karsiligidir,dünyayi isteyip,ahireti unutana verilir,oradan ebediyen ayrilamaz.Bu bir tercih meselesidir.Ahireti tercih edene Allahü teala cenneti verecektir,dünyayi tercih edene cehennemi verecektir.Resullullah efendimize, bugünün en hayirlisi kimdir denildiginde; "Dünyada Allaha itaat eden ve ömrünü o yönde bitirendir" buyurdu.Yine buyuruluyorki, "Eger bir sey mutlaka olacaksa siz onu olmus bilin".

Allahü teala müminlere çok kiymet vermis, muhatab kabul etmis, kulum demis. .. bundan daha büyük seref olurmu... Kim dine sahip çikarsa, Din ona sahip çikar.

Aynaya baktiginiz zaman kendinizi görürsünüz.Siz o aynanin neresindesiniz? Içindemisiniz, disindamisiniz? Aynanin içinde deseniz yalan olur, içinde degilsiniz.Yok deseniz olmaz, bakinca görüyorsunuz.Görülen kendinizmisiniz, o görüntü nedir?.Bir ipe tas baglayin ve hizlica çevirin,tas dönerken bir daire göreceksiniz.Bu nokta-i cevvale denilen daire varmidir yokmudur. Var deseniz tas çevirilmeyince daire yok oluyor.Yok deseniz tas çevrilince daire görülüyor.Fakat aslinda daire yok. Bu görülen daire nedir, nerededir?.Imam-i Rabbani Hazretleri buyuruyor ki; bunlarin her ikisi de aslinda olmayip bizim hayalimizde olusan vehimdir, görüntülerdir.Iste dünya da hakikatde bulunmayip yok olacak bir görüntüdür.Dünya hayati,hayaldir.Hakikat ise ahiret hayatidir.Dünya hayati,hakikat olan ahiret hayatinin aynadaki görüntüsü gibidir.Nasil,aynada ki görüntü bir müdded durur ve karsisinda ki hakikat çekilince görüntü kaybolursa,tas çevrilmeyince daire görüntüsü kaybolursa,dünya da,bir gün kaybolacak görüntüdür.Vehmin arkasindan kosan hayalperestdir.Hayalin ideali olmaz.Insanin ideali,hayalhane olan bu dünya olmamalidir..

Asil olmadan,görüntü olmaz.Aynanin karsisinda cisim varsa görüntü vardir.Cisim yoksa,görüntü de yoktur.Asil (hakikat) ahiretdir, görüntü ise dünyadir.Ahiretteki asil,cennette ise,bunun dünyadaki görüntüsü,izdüsümü belli yerlerdedir.Cehennemde ise,görüntü kötü yerlerde görülür.Dünyadaki görüntü,ahiretteki aslin,hakikatin alametidir.Onun için,iyiler iyileri,kötüler kötüleri bulur.Ne yapip yapip,iyilerle beraber olmaga çalismalidir.

Büyüklerimiz buyuruyorki; HAYAT HAYALDIR.

Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

Huzurpinari ailesinin muhterem üyelerinin, Cuma gününü tebrik ederiz,
müstecâb dualarinizi istirham ederiz efendim.

Ali Zeki Osmanagaoglu

Selam Sevgi ve Dua Ile

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><i><b><u><font><img><b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • You can use BBCode tags in the text.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Fitresi verilen herkesin KURBAN da kesmesi gerektiğini biliyor muydun?:

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar