Vaktin Hakkını Vermek

Tasavvufî hayat, ilâhi muhabbete ulaşmak içindir. “Kişi sevdiği ile beraberdir” hükmüne göre, bir kul, Allah’a muhabbeti derecesinde ibadet ve itaatini artırır. İsyan ve günahı derecesinde ibadet ve itaatten uzaklaşır. Çünkü günahlar kalbi katılaştırarak idrak ve anlayışı yok eder.

Kalbi muhabbetli, AllahTealâ’nın gazabından sakınan, aklı başında olan insan, mübarek gün ve gecelerin kadrini bilir.

İmam Şafiî hazretlerine duyduğu en güzel sözün hangisi olduğunu sordular. Şöyle buyurdu: “Vakit kılıçtır. Sen onu kesmezsen o seni keser.”

Yani içinde bulunduğun vaktin gereğini yerine getirir, onu gereğince değerlendirirsen bu sana sermaye olur, ahirette de yüzünü güldürür. Onu ihya etmezsen seni öldürür. Yani o vakti kötü işlerle doldurursan buna göre karşılık bulursun.

Atâullah İskenderî k.s. hazretleri “Hikemü’l-Ataiyye” de şöyle buyuruyor: “Allah’a muhabbeti olanla muhabbetten yoksun olanın arasındaki fark, vakte bağlı olan ve vaktin içindeki hakları yerine getirme derecesine göredir.

Vakte bağlı haklar, Ramazan ayının oruç hakkı, bir yılın zekât hakkı, günde beş vaktin namaz hakkı gibi haklardır. Vakte bağlı haklar, gafille arifin, günahkârla günahsızın halini, sevenle sevgilinin durumunu gösterir.

Allah Tealâ, kulunu bu haklara göre imtihan eder. Bu haklar dört meseleyi içine alır:

• Vakte bağlı olarak insan nimet içindedir. Allah’ın nimete bağlı olan hakkı, o nimete şükredip haramda kullanmamasıdır. Şükür, Allah’ın verdiği nimetle Allah’a isyan etmemektir. Rabbimiz cümlemize göz verdi. Bu bir nimettir. Bu nimetin hakkı, ibretle bakmak, Allah için ilim tahsil etmek, helali görmek, harama bakmamaktır.

• İnsan, nimet içinde olduğu gibi bela ve musibet içinde de olabilir. Bela ve musibet anında sabretmek, şikayet etmemek, Allah’a isyan etmemek gerekir. Bu haklar o anda gelip geçer, sonradan kaza edilmez. Bu yüzden de kul bu durumu anında değerlendiremezse manevi olgunluk elde edemez. Ariflerin bizden farkı ve üstünlüğü, vakte bağlı o hak içerisinde, bela ve musibetin geldiği o dakikada sabretmeleridir.

Kula bir bela ve musibet geldiğinde sabretmezse Allah Tealâ’yı insanlara şikayete başlar. Allah kula nasıl şikayet edilir!? Bu, Allah’ın üzerimizdeki hakkını zedelemek olur.

• Günah, gaflet, isyan içinde bulunduğumuz anlarda Allah Tealâ’nın üzerimizdeki hakkı ise tevbe, istiğfar, pişmanlık ve gözyaşıdır.

Nebilerle velilerin, velilerle müminlerin ve bütün iman sahiplerinin aralarındaki makam ve mertebe farkı, vakte bağlı olan haklarda, o anda gösterilen davranışa bağlıdır. Biz anında tevbe ve pişmanlık gösteremeyiz. Bunları sonradan yapmakla, vakte bağlı olan hukuku çiğnemiş oluruz.

• İtaat içinde bulunduğumuz anın da hakkı vardır. Allah’a itaat eden kul o anı nefsinden bilmemeli; bu itaati Rabbinin teveccühüyle başardığını anlamalıdır. İbadet ve taat vaktinin en önemli hukuku, ibadet ve amele güvenmemektir.

İbadet içinde bulunan kul, hangi kemalâtla ibadet ve taat yaparsa yapsın, Allah’ın yardımıyla yaptığını, Allah Tealâ’nın ibadetimize ihtiyacı olmadığını, ibadet ve taatin kulun kendi nefsinin ıslahına yarayacağını bilmesi gerekir.

Allah samimiyet ve sadakat ister. Bunun gerçekleşmesinin en temel şartı ilâhi muhabbete sahip olmaktır. Ancak bu muhabbetle ibadet âdet olmaktan çıkar, hukukuna uygun hareket edilmiş olur.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><i><b><u><font><img><b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • You can use BBCode tags in the text.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Fitresi verilen herkesin KURBAN da kesmesi gerektiğini biliyor muydun?:

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar