* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * * | |||
| Açılış Sayfası Yap | (ctrl+D) Favorilere Ekle | ||
Okumayın...
Gerçekten okumayın...
Hala herşeyin dosdoğru gittiğine inanıyorsanız bu yazıyı okumayın... Hala “Ne var bunda yaa” diyebiliyorsanız gerek yok... Boşa vakit harcamayın...
İşin tek cümlelik haliyle “Benim partim vatanım, amblemi de ayyıldızlı bayrağımdır” diyemiyorsanız, hala her şeyi “A” veya “B” partisi perspektifiyle değerlendiriyorsanız zahmet etmeyin, bu yazıyı okumayın...
SkyTurk Televizyonu ekranlarından tanıdığımız Karadeniz’in ele avuca sığmayan genci konuğumuzdu hafta içerisinde. Nihat Genç... Öğrenci konseyinin tertip ettiği konferansa konuşmacı olarak katılan Nihat Genç, Sakarya Üniversitesi’nin yeni kongre salonunda öğrencilere konuşma yaptı. Kimi güldürdü, kimi hüzünlendirdi, ama her ikisinde de bol bol düşünceye sevketti izleyenleri.
Yargı bir anlada denetleme kuruludur. Denetleme mekanizmasının işlemesidir demokrasi. Önemi ve özelliği birkaç yüzüncü sırada olsa bile bir dernek kurmaya kalksanız, bu dernekte bir “Denetleme Kurulu” oluşturursunuz.
Partilerde denetleme kurulları vardır. Kurumların içerisinde bile denetleme mekanizmaları vardır. Devletin denetleme mekanizmasıdır yargı... Hiç kimse bu mekanizmanın denetlemesinden azade değildir. Adı AKP olsa bile...
Devlet denen teşkilat; Yasama, Yargı ve Yürütme ayakları üzerinde inşa edilen çatıdan başka bir şey değildir. Ya da başka bir deyişle Yasama, Yargı ve Yürütme organları olmayan bir kuruluşa Devlet denemez.
Parti kapatılma davası ile Hükümet ve yandaşlarının dillerine pelesenk ettikleri Milli İrade; sadece Yürütme, sadece Yasama ya da sadece Yargı değildir.
Benzer yaklaşımla, sadece belirli bir süreliğine Yürütme denen organı icra etmek üzere Millet seçimi olan Hükümette Milli İrade şeklinde tanımlanamaz.
Demokrasi, her isteyenin istediğini fütursuzca yapma özgürlüğü değildir.
Yasama, yürütme, yargı...
Demokrasilerin saçayağıdır bu.
En basit şekliyle “Yasama” kimsenin haksızlığa uğramaması açısından faaliyetlerde izlenecek yolu belirleyici yasaları çıkarır. İktidarıyla, muhalefetiyle meclisin görevidir bu.
“Yürütme”, çıkarılan yasalara göre yönetimi gerçekleştirir. Bakanlıkların görevidir bu. Örneğin, sağlık ile ilgili tüm işlemler sağlık bakanlığınca yürütülmesi gibi...
Haftalardır anlatmaya çalıştık. Türban konusunda izlenen politikanın yanlışlığını dile getirmeye çalıştık. Kimisi özgürlükler açısından ele alarak eleştirdi yazılanları, kimisi demokrasi açısından, kimisi inanç açısından...
Ancak atlanan bir nokta vardı. Bir şeyi istemek ayrı şey, üzerinde laf gevelemek ayrı şey, elde etmek yolunda yol belirlemek ise çok ayrı bir şey...
Tatsız bir polemik yaşıyoruz bıçak sırtında. Bir adım sonrasının akılalmaz sonuçlar doğuracağı bir polemik...
Evinizde ailenizle tartışırsınız... Aileye bir vizyon biçersiniz kendinize göre. Ailenizin diğer bireyleri de kendilerine göre bir vizyon biçer. Bu vizyonlar tartışılabilir. Ancak ailenin temel dayanağı olan güç mahallede polemiğe açılırsa ailenin ciddiyeti tartışılır sokakta.
Bir haller oldu Ankara’ya... Millet gelişmeleri şaşkınlıkla izliyor...
Önce bir efelenme duyduk Avrupa’nın bir taraflarından “Siyasal simge olsa ne olur?” diye... Meclis ellerindeydi. Üstelik MHP de değişim için destek vermişti. Ortamı germenin ne anlamı vardı anlamaya çalışıyordu millet.
Medya, Avrupa’nın öteki ucundan gösterilen hedefe kilitlenmişti. Konuşanlara baktık. Düne kadar mütedeyyin insanlara ne kadar “Gerici/Yobaz” tanımlaması yapan ya da öyle değerlendiren varsa hepsi birden türbancı kesilmişti. Türban ile ilgili sorunu olanların dışında herkes bir şeyler söyledi bu dönemde.
Gazeteden çıktım. Eve gidiyorum. Yağan karın ardından yazı kıskandıracak güneşli hava doğal olarak karları eritmiş.. Erimeyenler de vıcık vıcık.
Mümkün olduğunca ıslanmama gayreti devam ederken, gözümün önüne doğudaki asker evlatlarımız geliyor.
Eksi bilmem kaç derecede insanın yüzüne adeta kurşun gibi vuran yağışlarda. Sırtında çantası, elinde bilmem kaç kiloluk tüfeği, bölgenin tüm acımasız kış şartlarına rağmen insanüstü bir azimle görevini yerine getirme cabası...
Bizim liderler AB öyle istiyor diye Vakıflarla ilgili yasalara odaklandığı sırada kendileri bu yasalarla, millet ise türbanla ilgileniyor havanda su dövülüyordu ya, bizimkilerin yapması gerekeni Rusya lideri Putin yapıyor, Kosova’nın bağımsızlığını tanımayı planlayan Batı’yı sert bir dile eleştirerek, şu soruyu soruyordu; “Kimseyi gücendirecek bir şey söylemek istemiyorum. Ancak Kuzey Kıbrıs aslında 40 yıldır bağımsız. Niye tanımıyorsunuz? Avrupalılar, çifte standart uygulamaktan utanmıyor musunuz?”
Kendi kaynağında ele alınmayan konular başka amaçların elinde oyuncak olur. Başka amaçların gerçekleşmesi yolunda basamak olur. Başka amaçlara hizmet eder, dolayısıyla başkalarının değirmenine su taşır.
Haftalardır tartışılan konudur türban. Amacının dışına sapacağı için bu oyuna gelmemek adına mini bir gönderme yaptım dilimin döndüğünce...
Ne var ki, gelinen sonuç ortada. Öylesine toza dumana katıldı ki ortam, örtünme asıl mecrasının dışına çıkarak farklı yönlere çekildi. Kimi masum bir inanç gereği örtünme olarak anlatmaya çalışırken kimi demokrasi dedi, kimi rejim dedi, kimi insan hakları dedi... Akla hayale gelmedik yönlere çekenler de oldu bununla birlikte. Doğal olarak ta türban üzerinden islam ve cumhuriyetin değerleri tartışılır hale geldi.
Bir şeyi açıklayabilmek...
Tanımlayabilmek...
O şey hakkında bir şeyler söylemek kolay... Daldan dala uçarak karşınızdakini abondone bile edebilirsiniz belki ama o şeyi ne kadar anlatmış olursunuz?
Yazmaya geldiği zaman bir o kadar zorlaşır o şeyi tanımlamak.
Tanımlamaya çalışmak o şeyin sınırlarını çizmektir aslında...
Sözler havada uçar gider, muhatabınızın algılayabildiği kadardır etkiniz. Ancak satırlara dökülenleri tekrar tekrar okur muhatabınız, ne dediğinizi daha iyi anlama şansı bulabilir...
Gündemi kaydırmak...
Farklı gündemlerle kamuoyunu meşgul ederek dikkatleri dağıtmak...
Sanal gündemlere odaklanan kamuoyundan gerçekleri kaçırmak...
Yaşamındaki acımasız ortamı bile normal bir halmiş gibi gösterebilmek...
Kabullendirebilmek...
Emekli maaşımın günü gelmiş...
Cuma günü almam gerek. Ortamın yoğunluğu nedeniyle bankaya gidemiyorum. Cumartesi Pazar bankalar kapalı. Pazartesi günü bankada yoğun bir ortam. İki günün birikimi olarak düşünüp geçiyorum. Salı günü için bankaya gitmeye karar veriyorum.
Başörtüsü polemiğinde amaç ne?
Güzelim ülkemizde hükümetlerimiz partisinin arzusu doğrultusunda bir yasa çıkaracağı zaman ne hikmetse bir kaç yasa zincirini paket yapar. Bu paket içerisindeki yasalardan biri cımbızla seçilir.
Başbakan ya da bakanlardan biri cımbızla seçilen konu üzerinde akıl almaz bir söz eder. Malum medya bu söz üzerinden öyle bir polemik başlatır ki dersiniz bir tek o madde var ve o madde meclisten geçirilecek...
Diaspora... Lobi... Lobiler... Lobicilik...
“Dispora” kelimesiyle karşılaşırız sık sık. Kendi vatanından çıkarak bir başka devlette yaşamını sürdüren bir milleti ifade eder diaspora kelimesi...
Örneğin, bir şekilde Almanya’ya göç edip orada yaşamını sürdüren yakınlarımız gibi...
“Lobi” kelimesi de diaspora ile beraber dile getirilir. Herhangi bir diaspora grubu üzerinden gayrı resmi olarak onların mensup olduğu devletin çıkarlarını takip etme eyleminin adıdır.
Sigara, birahanede yasak cami avlusunda serbest
Sigara içilecek alanlarla ilgili olarak düzenlenen yasaya hangi gözle bakacağımı şaşırdım. Buyurun bu haberi bir de siz okuyun. Bakalım siz ne anlayacaksınız çıkarılan bu yasadan.
TBMM Genel Kurulu’nda dün AKP Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün “Tütün ve Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun Teklifi” görüşüldü. Teklifin 3’üncü maddesinin görüşülmesi sırasında AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli’nin verdiği önerge ile teklifte değişiklik yapıldı. Buna göre, sigaraya yasak getirilen mekanlar şöyle belirlendi:
Pakistan’da neler oluyor?
Benazir Butto’nun öldürülmesiyle tüm dünyanın dikkatleri Pakistan’a çevrildi.
Pekiyi, neler oluyor Pakistan’da?..
Türkiye’ye muhabbet duyan ender ülkelerden biridir Pakistan...
Son dönemlerimizde şahit olduğumuz ABD-İran karşılıklı salvolarını gözümüzün önüne getirdiğimizde kuzeyde oluşacak yeni bir güç birliğine karşı okyanusun ötesinden birilerinin demokrasiyi bölgeye yayma(!) gibi ulvi(!) duygularının kabardığını gözlemleyebiliyoruz.
Aşk-ı Nebi * Nevbahar * Gelin Ey Kardeşler * Osmanlı Torunuyuz * Sultanlar Sultanı * Gönül Kuşu * Özlüyorum * İki Gözüm * İlk Işık * Dervişhan 1 * Çağrı - Soundtrack * Acem Bülbülleri * H.K. Karma İlahiler * Adı Güzel * Talaal Bedru * Yanik Gönüller * Fani Dünya * Bahar Çiçekleri * Bad-i Saba * Selam Götürün * Ben Bir Zata Aşık Oldum * İlahiler ve Kasideler * Gülbeste * Yeşil Kubbe * Imparadies
Adem Şen * Ama Kardeşler * Çocuk İlahileri * Beytullah Kuzu * Boskurtun Bülbülleri * Dervişhan * Film Müzikleri * Grup Samen * Hasan Kılıçatan * Küçük Ahmet * Kemal Fahmi * M.Emin Ay - M.Demirci * M.Kocacan & R. Kapusuz * M.Sandal & R.Kaya * Mehmet Emin Ay * Mehmet Kef * Mehmet Yetkin * Recep Kapusuz * Yakup KILIÇ