Ayıp araştırmak, Ayıbı örtmek, yayılmamasına vesile olmak

Ayıp, kusur, noksan, eksiklik, leke, fena, uygunsuz, utandıracak veya utanmaya sebep olacak haldir.

Buna istinaden,
İnsanlar, yuvalarında, özel hayatlarından ve kendilerinden emin olarak yaşamalıdırlar. İslamiyette, suçluyu bulmada bile olsa, insanların ayıplarını aramaya ruhsat verilmemiştir. Kimsenin görmediği yerde işlenen suçtan, ayıptan, zan ve tahminlere dayanarak ceza verilemez. Sadece suçlu işlediği suçu açığa vurduğu zaman yakalanır.

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir. " (Hucurat Suresi 12)

Bu ayeti kerimde, insanların noksanlarının araştırılması, hatalarından bahsedilmesi, gizliden gizliye özel hayatlarındaki sırlara vakıf olmaya çalışılması yasaklanmıştır. Çünkü zan, ihtimal üzere bir hüküm olduğundan bir kısmı hakka hiç isabet etmez, etmeyince de başkasının hakkına ait hususta o şekilde aleyhine hüküm bühtan ve iftirâ ve bundan dolayı bir vebal olur. Özellikle zannın kaynağı yalnız nefsi işler olduğu zaman hata daha büyük olur. Zannın bazısı günah ve vebal olunca da böyle bir vebal ve zarara düşmemek için tedbirli davranmak ve hangi çeşit zandan olduğunu düşünebilmek üzere onun bir çoğundan sakınmak gerekir.

Yasaklanan çirkinliklerden bir çoğu da böyle zanlardan ortaya çıkar. Gerçi zannın hepsi günah ve vebal değildir. Allah'a ve müminlere güzel zan gibi vacip olan zan da vardır. Nitekim Nur Sûresi'nde:

"Erkek ve kadın müminlerin bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile iyi zanda bulunup da..." (Nur, 12)

buyurulmuş ve Kudsi Hadis'te "Ben kulumun bana zannı yanındayımdır." diye rivayet olunmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur ki:
"Allah Teâlâ müslümandan kanını ve ırzını ve kendisine kötü zanda bulunulmasını haram kılmıştır."

Bilinmeyen bir adama iyi zan vacip olmasa bile kötü zan da caiz olmaz. Fakat fısk ve fücur ile tanınan kimselere kötü zan haram olmaz. Bununla beraber: Tecessüs de etmeyin, yani müminlerin eksikliklerini bulacağız, açık delil ve işaretler elde ederek zan ve yakîn meydana getireceğiz diye casus gibi inceden inceye yoklayıp araştırmayıp açık olanı tutmak, Allah'ın örttüğünü örtmek gerekir.

İslam'a göre, insanın kendi evinde yaptığının, evinin içinde kalması, dışarı aksetmemesi, toplum arasında yayılmamsı gerekir. Bu sebeple izinsiz bir kimsenin evine girilmesi bile yasaklanmıştır.

Peygamberimiz buyuruyor:
"Ey diliyle müslüman olup kalbiyle işlememiş olanlar gürûhu!Müslümanları üzmeyin, onları ayıplamayın ve onların kusurlarını araştırmayın. Şu bir gerçektir ki; her kim müslüman kardeşinin ayıbını araştırısa Allah da onun ayıbını meydana çıkarır ve Allah her kimin ayıbını meydana koyarsa, evinin içinde bile olsa onu kepaze eder." (Tirmizi)

"Müslüman kardeşinin ayıplarını örten, bir ölüyü diriltmiş gibidir" (Buhari)

"Bir adam bir gece fenelığı yapıp da Cenab-ı Hak onu örtmüş iken: 'Ey filanca ben dün gece şöyle böyle yaptım demesi, suçunu ilan ve teşhirdir. Halbuki o, geceyi Allah'ın örtüsüne mazhar olarak geçirmişti. Allah'ın örttüğü bu suçu sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor" (Riyazü's salihin)

Ayıp ve kusur işleyen bazı kişilerin zararını ortaya koymakla, kişi utandırılarak toplum içinde mahcup düşürülmenin yanısıra, neticede o kişi, "zaten toplum beni biliyor" diyerek açıktan o ana kadar gizli işlediklerini yapmaya başlar, zamanla bunlar normal hale gelir böylece o ayıp iş meşrulaşmış olur. Bu sebeplerden dolayı, kişilerin ayıp ve kusurlarını bulmak yerine, tatlı dille nasihat etmek, çeşitli vesilerle bu ayıbı işleyip, günaha girmeside daha faydalı olur.

O günahı işyen kişiye yapılacak en güzel ve faideli şey onun hakkında hayır dua etmektir.

Böylesi cenab-ı Hakkın, rasülünün, ve varislerinin dahada hoşuna gidecek biiznillah hayır dua edende edilende boş çevrilmeyecektir.

Kaynak:
1) Şamil İslam Ansiklopedisi
2) Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dini Kur'an Dili
3) Fazilet Takvimi
4) Riyazü's Salihin

su-izanda bulunmak

güvercin kardeşim su_i zanda bulunmak kadar kötü bir şey yok dediniz herhalde .yazıları doyurucu hepimizin bunlarla amel etmemiz farz oluyor.mev bizleri mucibiyle amel etmemizi kolaylaştırsın.amin.

Haklısnız kardeşim yorumu

Haklısnız kardeşim yorumu yazdıktan sonra okumaya frsatım olmamıştı. Şimdi okuyunca çok komik olmuş:=)) Allah tan bilinçli üyeler var ne demek istediğim anlaşılmıştır:) Teşekkürler. Kusuruma bakmayınız.

selametle

Mesele belli bir usul

Mesele belli bir usul çerçevesinde ele alındığında gayet güzel bilgiler içeriyor. Yazıyı okudum, ama dikkatimi daha çok Doğukan Bahadır kardeşimin/abimin yorumu çekti. Mesenin izahında, eksik kalan önemli bir kısmın izahını, gayet güzel bir üslup çerçevesinde ele alıp, tabiri caizse, "Yemeğin tuzunu" eklemişler. Bu yorumundan dolayı kendisini tebrik ve takdir ediyorum.

Hele ki yazısında;

Kısacası;

İnsanların ayıbını, hata ve kusurunu araştırmamak, gördüğünde ise onları belli usul çerçevesinde düzeltemeye çalışmak ayrı bir şey...

Israrla aleni-aşikâre günah işlemeyi, haksızlık ve usulsüzlük yapmayı sürdüren insanı-insanları uyarmak ayrı bir şeydir. Ki bu farzdır. Yapılmazsa vebali büyüktür.

İbareleri, yazının noksan kısmını tamamlayıp, izahında ki son noktayı koyan kısım olmuş. Allah hepimizden râzı olsun.
Selam ve duâ ile...

adıguzel kardesım elıne

adıguzel kardesım elıne saglık.güzel bilgiler paylaşmışın.

---------------------------------------------------------------------------------------------------
Gez dünyayı gör konya yı demişler.konyada da MERAM ı övmüşler..
meramınız MERAMımızdır...

İman edenler içinde kötü

İman edenler içinde kötü sözlerin yayılmasını arzu edenler muhakkak dünya ve ahirette bir azap vardır (nur süresi: 19)


Aşk'a ciğerin yakmayan, mürşide doğru bakmayan,bahr-ı muhit'e akmayan,göl iken umman olurmu... Nakşibendi (k.s)

Ahlâk-ı hamide-zemime ve irşad metodları

Evet, ayıp ve kusur aramak-araştırmak dinimizde âhlâk-ı hamideden değildir. Ancak bunun yanında; harama-helale riayet etmeyen, hakkı-hukuku kaale almayan, usûl ve adap tanımayan insanları da görmezden gelmek, onlara yanlışlarını hatırlatmamak, dini literatürümüzle ifade edecek olursak, emr-i bi'l-ma'ruf nehy-i ani'l-münker yapmamak da mes'uliyeti müstelzimdir. Lût kavminin niçin helak olduğunu iyi düşünmemiz lazım.

Meseleye bu açılardan bakmazsak yanlış değerlendirmelere gireriz; ki o da bizi yanlış neticelere götürür.

Ayrıca bu işin tedrîci tekâmül kaidesiyle de yakın alakası vardır. Yani basamak basamak ilerlenir... Birinden netice alamadığın zaman haliyle öbür basamağa atlarsın. Yoksa birden bire o noktaya gelinmez.

"Zann" ayrı şey, "aleniyet" ayrı şeydir. Zanndan kaçınacaksın; bu, Hakk'ın emri. Aleni isyan ve günahtan da şiddetle içtinap edeceksin; çünkü bunu yapana da "fasık-ı mütecahir" denilir. İşte yukarıda nakledien hadis-i şerifte, "... o, geceyi Allah'ın örtüsüne mazhar olarak geçirmişti. Allah'ın örttüğü bu suçu sabahleyin teşhir etmiş, açıklamış bulunuyor" mealiyle anlatılan durum budur.

Ancak sana hakkı-hukuku, iyiyi-güzeli, doğruyu-eğiriyi anlatmaya çalışanı da, ayıbı teşhir ediyor diye değerlendirmek fevkalade yanlış olur. Zira o insan, sana o durumu, İslami adap ve usulün bütün merdivenlerini kullanarak anlatmaya gayret etmiş, ama sen kös dinlemişsen, haliyle bir sonraki basamak farklılık arz edecektir.

Eğitim ve öğretim, telkin ve irşad metodlarının hemen hepsi gerek Kur'an-ı Kerim'de ve gerekse Sünnet'te en hurda teferruatına varıncaya kadar anlatılmıştır. Burada bunları sayıp dökecek değiliz. Buna gerek olduğunu da düşünmüyorum.

Kısacası;

İnsanların ayıbını, hata ve kusurunu araştırmamak, gördüğünde ise onları belli usul çerçevesinde düzeltemeye çalışmak ayrı bir şey...

Israrla aleni-aşikâre günah işlemeyi, haksızlık ve usulsüzlük yapmayı sürdüren insanı-insanları uyarmak ayrı bir şeydir. Ki bu farzdır. Yapılmazsa vebali büyüktür.

Allah razı olsun kardeşim.

Allah razı olsun kardeşim. Ellerinize ve emeğinize sağlık. Su-i zannda bulunmak kadar kötü birşey yok. Bizim birbirimizin açığını aramamamız lazım. Biz başkasının kusurunu örtersek Allah (C.C.) da bizim kusurumuzu örter inşallah. Tekrar teşkkürler

selametle
güvercin
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İNSANI TÜKETEN YOLLAR DEĞİL; ERİŞEMEĞİ MUTLULUKLARDIR:( sevgi ve muhabbetle güvercin

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><i><b><u><font><img><b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • You can use BBCode tags in the text.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Anket

Fitresi verilen herkesin KURBAN da kesmesi gerektiğini biliyor muydun?:

Yemek Tarifleri
Lezzet Vadisi sitemizi favorilerine ekle

Son yorumlar