* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * * | |||
| Açılış Sayfası Yap | (ctrl+D) Favorilere Ekle | ||
Hayatta Tecrübe ve Getirdikleri
Tecrübe; hayatın ilk ışıklarıyla son karartıları arasında geçen ve tüm bu zaman diliminde yaşanan küçük-büyük, gerekli-gereksiz olaylar silsilesinin daha çok “sonuçları”nı muhtevâ edinen, ömür sermayesinin biriktirdiği eşsiz hazineyi barındıran dört köşe sandık… Öyle sandık ki, yaşayan herkesin o sandığa bir şeyler atmamış olması muhal.
Modern Aşklar ve Sevgi İsrafı
Arkadaşlık vazgeçilmezi olmuş günümüz gençlerinin. Adeta olmazsa olmaz(!)…Karşı cinsle arkadaşlık ciddi bir eksiklik olarak telakkî edilirken, asıl eksikliklerin tespiti arka sıralara sarkmış.
Evlilik öncesi kız ve erkeğin Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün sunduğu imkânlardan ortaklaşa faydalanarak, beraberce deniz kenarında dolaştıkları, erkeğin denizde taş sektirirken kızında ona bakarak “Hayatımın erkeği” hülyalarına daldığı zaman içerisindeki süreç ve bu süreçte irtikâb ettikleri çeşitli haram fillerin bütünü olarak adlandırdığımız bu flörte; genç beyinler iyiden iyiye âşina olmuş ve flörtsüz evliliğin hüsran şubelerinden birinin adresi olduğu gibi bir düşüncenin etrafında pervane…
Türk olmak,
Kıbrıs'ta, Hocali'de, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak,
faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca.
Türk olmak, 'demokrat ' ve 'çağdaş' olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca.
Türk olmak,
lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır.
Üniversite Konsepti ve Kimlik Dejenerasyonu
[size=13]Bin bir düşünce fakülte binasından çıkıp, kampüs içindeki otobüs durağına doğru ilerliyorum. İçimde ne baharın gelişine dair bir sevinç, ne serinliğin terk edişine dair bir üzüntü…
Akıllar ruhları terk eden gerçek “huzur”un yasını tutmakta. “Hayatta bir gariplik var sanki” diyor her çehre, baktığınız her yüz bunu anlatmak istercesine ezgin. Her çehrenin çare arayışı, ya huzura inen darbenin parmaklıklarından bakarcasına bakıyor ya da hâlet-i ruhiyesinin mutsuzluğa namzet görüntüsünü müspetliğe çevirebilmenin savaşında. Cahit Sıtkı Tarancı’nın deyimiyle yolu yarılamış bir adamın bakışı gibi…
Sultan Aziz intihar mı etti, yoksa öldürüldü mü? Yakın tarihimizin bu ‘kanlı’ olayının tarihçilerden çok sokaktaki adamı ve siyasîleri ilgilendirmesi ve meselenin olgusal cephesinin ıskalanması eski bir sözümü hatırlattı: Geçmiş geçmemiştir.
Zaman gazetesinin gerek 5 Mart 2005 tarihli “Sultan Abdülaziz’in öldürülmeden önceki son fotoğrafı”, gerekse 16 Şubat 2007 tarihli “İşte Abdülaziz’in kanlı gömleği” başlıklı haberlerinin gördüğü yaygın alaka bunun somut bir tezahürü bence. ‘Canım taa ne zaman olmuş bir olaydan bize ne?’ diyemedi okuyucu. Öyle ya, “geçmiş” hakikaten geçmiş olsaydı dedelerimizin dedelerinin zamanına ait bu ‘kanlı’ haber bizi neden bu denli ilgilendirsindi ki?
Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz'in ölümünden birkaç gün önce çekilmiş fotoğrafı gün yüzüne çıktı.

Padişahın tahttan 'hal edildiği' 30 Mayıs ile ölüm tarihi olan 4 Haziran 1876 arasında geçen dört günlük süre içinde çekilen fotoğraf, Abdülaziz'in ölümü üzerindeki sır perdesini tam olarak kaldırmasa da bir Osmanlı sultanına reva görülen 'aşağılayıcı' tavrı gözler önüne seriyor.
Osmanlı'da Haremin Gerçek Yüzü
Bir ülkede deprem sözkonusu olursa jeologlar, hastalıklar sözkonusu olursa doktorlar, savaş sözkonusu olursa siyasiler ve askerler konuşurlar. Bu bizim ülkemizde de böyledir. Ancak bizde iki konu vardır ki bunlar üzerinde herkes konumuna, birikimine, eğitimine bakmadan üstelik de allame edasıyla konuşur. Bu konulardan bir tanesi dindir diğeri tarih.
Cine 5'te Türk Televizyonlarında yapılmamış bir program bugün yarın başlayacak ... Adı 'Saklı Kısmet...' Programda erkekler ve kadınlar sadece iç çamaşırları kalacak şekilde soyunacak.
Seray Sever'in sunacağı program,daha önce İngiltere'de 'Nothing to Hide'(Saklanacak bir şey yok) adıyla yayınlanmış ve reyting rekorları kırmıştı.
Program,bir karakol dekorunda çekilecek. 5 yarışmacı sorgu odasına alınacak ve onları tek taraflı aynadan gören karşı cinsten bir yarışmacı önce çeşitli sorular sorarak aralarında eleme yapacak.
Aşağıdaki satırlar 1552 yılında Türklere esir düşüp, üç yıl boyunca Kaptan-ı Derya Sinan Paşanın yanında kölelikten en bilgili ve gözde hekimleri arasına yükselen İspanyol Pedro’nun kaleme aldığı, “Kânunî Devrinde İstanbul” isimli kitaptan alınma...
“... Türklerin bize haklı olarak yönelttikleri tenkitlerin başlıcası, kirli oluşumuzdur. İspanya’da ömrü boyunca iki kere yıkanmış hiçbir kadın ve erkek yoktur. Türk hamamlarında çok su harcanır. Dünyada İstanbul kadar çeşmesi olan hiç bir şehir yoktur, her sokakta muhakkak bir çeşmeye rastlanır.”
aşşağıdaki videoyu izleyin ve çoook çalışın arkadaşlar çooook
başka yazacak bir şey bulamıyorum ona karşı şu şöyledir bu böyledir gibi şeyler yazmayacam çüki herşey ortada kim ne icat ettiği okullardaki tarih kitaplarında değilde gerçek tarih kitaplarında yazıyor ...
1683 yılında Viyana önlerine gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, şehri alacağından o kadar emindi ki, Viyana'yı aldıktan sonra şehirde yapacağı geçit törenini planlıyordu. Bu nedenle, bu büyük merasimde kullanılacak eşyaları Topkapı Sarayı'ndan çıkarttırmış ve yanına almıştı. Müttefik ordusunun başına Polonya Kralı Jean Sobiesky'nin geçmesiyle, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın bütün hayalleri yıkılmış oldu. Bunun üzerine herşeyini Viyana surlarının önünde bırakan Kara Mustafa Paşa, askerleriyle beraber Belgrad'a doğru çekildi. Geride kalan ne varsa Viyana'yı kurtaran Polonya Kralı Sobiesky'nin oldu. (bugün Topkapı'da bile bulunmayan bazı parçalar Polonya müzelerinde sergilenmektedir.)
Nasreddin Hoca (1208 - 1284)

NASREDDİN HOCANIN HAYATI
Türk düşünce tarihinin büyük dehası gerçek bir halk filozofu,yalnız yasadigi13. yüzyılın değil bütün zamanların en büyük nüktecisi, Türk zekasını, mizah dehasının en önemli temsilcisi Nasreddin Hoca, hicri 605, miladi 1208 yılında Sivrihisar´in Hortu köyünde doğmuştur.Bir çok doğu ve bati kaynaklarına göre babası Hortu köyünün imamı olan Abdullah efendi, annesi Silika Hatun`dur.Hocamızın doğduğu Hortu köyü bu gün "Nasreddin Hoca" olarak isim değiştirmiştir.Yapılan incelemelerde Nasreddin Hoca`nine bu köyde 23 yasına kadar yasadığı, babasının medresesinde okuduğu, sonra Sivrihisar medresesini bitirdiğini görmekteyiz.Zamanına göre, Hoca ve ailesi kışın Sivrihisar`da oturmakta yazında bir yayla özelliği taşıyan gerçekten tabiatın bütün
güzelliklerini koynunda saklayan Hortu Köyünde oturdukları görülmektedir. Hoca babasının ölümü üzerine bir müddet köyde imamelik yapmış, Sivrihisar`da da vaizlik görevini üzerine almıştır.23 yasına kadar sürsürdügü köy imamlığı ve vaizlik görevini Mehmet efendi adli halefine devretmiştir.1237 yılında Sultan 1. Alaaddin Keykubatin son saltanat devirlerinde Sivrihisar`daki yüksek öğrenimini tamamlayarak, Akşehir`e yerleşmiştir. O devirde Ömerli bir kültür merkezi olan Akşehir`de zamanın ünlü alimleri Seyyid Mahmut Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim Sultandan dersler almış ve Seyyid Mahmut Hayrani`ye intisap etmiştir.Akşehir`de uzun süre Müderrislik (Profesör) kadılık yapan o devirde Hoca Nasreddin adi ile anılan, zamanla halkın dilinde Hoca Nasreddin, Nasreddin Hoca seklinde söylenen hocamız 1284 yılında Akşehir`de vefat etmiştir.Türbesi şehir mezarlığında bulunmaktadır. Yanları acık olan ve kapısında kocaman bir kilit bulunan hocanın kabri bu günde pek çok insan tarafından ziyaret edilmekte ve dünyada "Kahkahalar Atılan" tek kabir olma özelliğini korumaktadır.Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir
söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer.
Barış Manço ve Küstah Fransız Spiker
Bariş Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur... Küstah bir spiker vardır ve Baris Manco ile dalga geçmektedir...
Sürekli,"İste Türk,yani barbar, vahşi vs..." demektedir...
Bariş Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâgit para
var mı?" diye sorar!
Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama n'olacak" der...
Sizin Dostluklarınız Hangisi Gibi
Yeryuzunde dostluklar vardir;
Günesle ayçiçeginin dostlugu, böyle bir dostluktur mesela. Ayçiçegi
sabahtan aksama kadar hiç ayirmaz yüzünü günesten...
Uzak dostluklar vardir ;
Denizlerin ortasindaki bir adayla, daglarin arasindaki bir göl ,
birbirlerinin uzak dostlardir. Dostluklarini gündüz kuslarla ,
gece yildizlarla iletirler birbirlerine...
http://www.herice.com/mail/3074/
Gerçekten ilginç oılan bu fotoğraflara bakarken çok şaşıracaksınız. (hepsi ilginç değil elbet ama bazıları enteresan:D)
sevimli bir gün dilerim
güvercin
http://www.herice.com/mail/2082/
Sezar'ın hesaplatmalarına göre Şubat ayı en kısa ay olmuştur. Ağustosun Şubata büyüklüğüde Sezardan kaynaklanmış. Verdiğim linkte zavallı olarak geçen Şubat ayı kalmış mı 2 gün eksik.....::D
selametle kalın sevgili kardeşlerim
güvercin
Eğitim alanında uzman Japon heyetinin Turgut Özal'ın huzurunda verdiği çarpıcı örnek...
Bir metrekareye bin merminin düştüğü Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı tarihî savaş alanları sizde. Çocuklarınızın ve gençlerinizin şoke olması için yeter de artar bile. Dünyanın en gelişmiş ve güçlü ordularına karşı Türkler olmazları olduruyor ve bütün dünyayı hayretler içerisinde bırakan bir zafer kazanıyorlar. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli şuur kazanmalarına yetecek örneklerle doludur. Bu sebeple gençlerinizi Çanakkale'ye götürüp gezdirmelisiniz. Bölgeyi bilerek gezmeli, atalarının ne olmazları başardığını gururla görmeli, iftiharla öğrenmelidirler.. Daha sonra onlara demelisiniz ki: Sizler de birlik beraberlik içinde çalışmazsanız, düşmanlarınız yine gelirler, Çanakkale'yi işgal etmeye kalkışırlar, yurdunuzda özgür yaşamayı size layık görmezler... Ama çalışır, teknolojiyi yakalarsanız, ülkenizi kalkındırır, ilerleyen ülke haline getirirseniz, düşmanlarınızın sizi etkileri altına alma cesaretleri yok olur. Özgürlüğünüzü korursunuz.. İki büklüm değil, başınız dimdik yaşarsınız!..
İngiliz savcı David Crombie, dünyanın en "akılalmaz" yasalarını araştırdı. Çalışması, Türkiye'de "Dünyanın En Absürd Yasaları" adıyla Yakamoz Yayınevi tarafından yayınlanan Crombie'nin araştırmasına göre bazı ilginç yasalar şöyle:
- İngiltere'de içki ruhsatı bulunan pub, bar gibi yerlerde sarhoş olmak yasak.
- Kadınların toplu taşıma araçlarında çikolata yemesi, on yaşından küçük çocukların çıplak vitrin mankenlere bakması, milletvekillerinin avam kamarasına kurşun geçirmez yelekle girmesi ve otobüste uyuyakalmak da yasak.
Filistinli Ressam
Filistinle İsrail arasındaki utanç duvarına yapılan bir filistinili ressamın yaptıgı Muhteşem resimler.. Hayal gücünede duvar öremezler ya.. Rabbim yardımcıları olsun..
YENİ DELHİ (A.A)
Hindistan'da Hindu ve Müslüman radikaller, son yıllarda "gelenek" haline getirdikleri Sevgililer Günü protestolarını bu yıl da yaptı.
Başkent Yeni Delhi'nin merkezinde toplanan radikal Hindu Shiv Sena partisi üyesi 100 kadar kişi, "Sevgililer Gününe ölüm", "Kahrolsun Batı kültürü" ve benzeri sloganlar attı.
Sevgililer Günü kutlamaları ve adetleri, özellikle son 20 yılda dünya ekonomisine daha çok açılması nedeniyle Hindistan'da giderek yaygınlaşıyor.
Aşk-ı Nebi * Nevbahar * Gelin Ey Kardeşler * Osmanlı Torunuyuz * Sultanlar Sultanı * Gönül Kuşu * Özlüyorum * İki Gözüm * İlk Işık * Dervişhan 1 * Çağrı - Soundtrack * Acem Bülbülleri * H.K. Karma İlahiler * Adı Güzel * Talaal Bedru * Yanik Gönüller * Fani Dünya * Bahar Çiçekleri * Bad-i Saba * Selam Götürün * Ben Bir Zata Aşık Oldum * İlahiler ve Kasideler * Gülbeste * Yeşil Kubbe * Imparadies
Adem Şen * Ama Kardeşler * Çocuk İlahileri * Beytullah Kuzu * Boskurtun Bülbülleri * Dervişhan * Film Müzikleri * Grup Samen * Hasan Kılıçatan * Küçük Ahmet * Kemal Fahmi * M.Emin Ay - M.Demirci * M.Kocacan & R. Kapusuz * M.Sandal & R.Kaya * Mehmet Emin Ay * Mehmet Kef * Mehmet Yetkin * Recep Kapusuz * Yakup KILIÇ