|
|
RAVZADA
Şu Ravza-i mutahhare şu makam-ı şahane
Burda huzur bulur, duranlar huzuru divane.
Ağlar çaresizler, ağlar.. burda yetimdir herkes
Selam eder, derdin döker; ol Resul-ü Zişane.
Nice bin diyardandır nice bin sevdalı yürek
Nice bin derde derman diler, nice bin acizane:
Zulüm kuşatmış her yanı, azmış küfür yeniden
Bir sahip çıkan yok, şu Ümmet-i perişane
KARA YÜZÜM SÜRE GELSEM
SANA CANIM VEREBİLSEM
NUR CEMALİN GÖRE BİLSEM
YA MUHAMMED EY CAN AHMED
SENIN RAVZAN GÜZEL KOKAR
HASRETİN BAGRIMI YAKAR
GÖZ YAŞLARIM CAĞLAR AKAR
YA MUHAMMED EY CAN AHMET
PEYGAMBERSİN AHIR ZAMAN
MAHŞER GÜNÜ EYLE AMAN
SENİ BİLEN BULUR İMAN
YA MUHAMMED EY CAN AHMED
EŞİGİNE YÜZÜM SÜRSEM
ARZU HALİM DİYEBİLSEM
NUR CEMALİN GÖRE BİLSEM
Peygamberimize (s.a.v.) bir gümüş yüzük hediye getirmişlerdi. Hazret-i Ebu Bekir'e ( r. a.) Resülüllah (s.a.v.) Efendimiz,
- Ya Atik, bu yüzüğü bir kuyumcuya götür, üzerine (La ilahe illallah) yazılsın, buyurdu. Hazret-i Ebu Bekir (r.a.) Efendimiz yüzüğü alıp kuyumcuya götürdü. Bu yüzüğün üzerine:
- La ilahe illallah Muhammedür resulullah" yaz, dedi. Resulullah (s.a.v.) böyle emretmemişti, fakat Allahü Tealanın ismi şerifi ile Resul-i Ekrem'in ismi şerifinin ayrı olmasını uygun görmemişti.
bütün yaratılmışların en güzeli idi.
Kıyafetinde aşırılık yoktu, yakışıklı idi.
Mübarek vucudu güçlü ve kuvvetli idi.
Ne zayıf, ne de semizdi; orta halde idi, etleri sıkıca idi.
Nurlu cildi ipekten yumuşaktı.
Latif cisminin kokusu çok hoş idi.
Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular alınırdı.
Pak vucudu beyazdı, nurlu idi.
Bu beyazlık içinde hoş bir pembelik parıldardı.
**İlim ezber edilen şey değil, ezber edilen şeyden temin edilen faydadır.
**İlmi kibirlenmek ve kendisini diğerlerinden büyük görmek için isteyenlerden hiç biri iflah olmamıştır. ama alimlere ve insanlara hizmet etmek için öğrenen felah bulmuştur.
***Layık olmayanlara ilmi öğretmek ilme zulmetmektir. Layık olana öğretmemekte, öğretilmeyen kimseye zulmetmektir.
**Hiçbir vakit yok ki, ilimle uğraşmak hüzün ve kederi yok etmesin. ilimle uğraşmak kalbin en ince ve en gizli noktalarını harekete geçirir.
571
Rebiülevvel ayının 12′nci gecesi (20 Nisan) Efendimiz (sas) dünyayı şereflendirdi.
575
Süt annesi Halime Hatun, Allah Resulü'nü annesi Hz. Amine'ye teslim etti.
577
Efendimiz, Mekke ile Medine arasındaki Ebva Köyü'nde annesini kaybetti. Dedesi Abdülmuttalib Efendimizi himayesi altına aldı.
579
Abdülmuttalib ahirete göç etti. Efendimiz, amcası Ebu Talib'in yanında kalmaya başladı.
Basılı ve görsel basında çıkan "Abdest suyundan tasarruf olur mu?" haberine tepki
verileceği yerde şu şöyle dedi, bu böyle dedi sözleriyle geçiştirildi. Acaba maksat neydi?
Maksat Hz. Muhammed S.A.V ve onun sünnetlerini unutturmak.
Hani bir söz vardır "İnandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanmaya başlar"
Bugün Abdest suyundan tasarruf edenler yarın abdest sadece farzlarıyla yerine getirilir
Yaratılış ve ahlâk itibariyle insanların en üstünü idi.
Bütün Peygamberlerin en güzeli o idi.
Boynu uzun ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları kalın, parmakları uzundu.
Kendisi şişman değildi.
Uzuna yakın orta boylu, güçlü ve kuvvetli idi.
Mübarek cildi ipekten yumuşaktı.
Yüzü hafifçe yuvarlak, kaşları hilâl gibi idi.
Kirpikleri uzun, gözleri kara, büyük ve son derece güzeldi.
Eğer bir gün , Peygamberimiz ziyaretimize gelse .Yalnızca bir kaç günlüğüne.
Hem de aniden gelmiş olsa .
Merak ediyorum ne yapacağımızı ? Biliyorum en güzel odamızı kendisine tahsis edeceğimizi. Böylesi şerefli bir misafiri yiyeceklerin en iyisini , içeceklerin en iyisini sunacağımızı.
Onun evimizde görmekten mutlu olacağımıza , Ona hizmet etmemizden alacağımız hazzı başka hiçbir şeyden alamayacağımıza da inanıyorum.
ÜÇ SORU
Kureysliler toplandıkları her seferde, kendilerince en büyük problem telakki ettikleri konu hakkında mutlaka konuşurlardı.Bu defa da Yesrib'deki Yahudi Alimlerine danışmaya karar verdiler."Onlara Muhammed'den bahsedin , onu tarif edin ve söylediklerini iletin ;Çünkü onlar ilk kutsal kitaba inanıyorlar ve mutlaka peygamberler hakkında bilgileri vardır, bizimse hiçbir bilgimiz yok" dediler.Yahudi alimleri su cevabi verdi "Ona bizim söyleyeceğimiz 3 soru sorun.Eğer bunlara cevap verebilirse, o Allah’ın peygamberidir, fakat cevap veremezse yalancı ve sahtekârdır .Ona eski günlerde ülkesini terk eden genç adamları, onlara ne olduğunu ve ilginç hayat hikayelerini sorun. Yeryüzünün ötesine, doğusuna ve batısına ulasan uzak yolların yolcusundan haber vermesini isteyin.Bir de Ruh'u, onun ne olduğunu sorun.Eğer size bunları söylerse ona uyun, çünkü o bir peygamberdir."
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Hamd: Alemlerin Rabbi, Canab-ı Allah Azze ve Celle’ye…
Salat ve Selam: Sana Ey Alemlere Rahmet Efendimiz Aleyhisselam…
Ya Resulullah ! 1435 yıl önce dünyayı şereflendirdin. Zaten dünya Senin hizmetine yaratılmamış mıydı ?
Biz, Seni anlamaya başladığımız andan itibaren hazanlarımız bitti. Geçip gitti köhne baharlar. Şimdi yaşamayı seviyoruz, sünnetinle yaşamak için. Ölmeyi seviyoruz Sana kavuşmak için …

Peygamberimizin kabri ve sandukası diye, aslı olmayan fotoğraflar dağıtılıyor. Bu fotoğraflar internet ortamında da hızla yayılıyor. İşte bana ulaşan resim. Resimdeki lütfen tüm bildiklerinize gönderin ibaresi dikkat çekici.
[b]Peygamber efendimizin kabri, muhafaza için kapatılmıştır, fotoğrafının çekilmesi, mümkün değildir.
Yusuf aleyhisselam, iftira yüzünden zindanda iken Mısır hükümdarı bir rüya görmüştü. Korku ile uykusundan uyanıp; Ben rüyamda 7 semiz ineğin 7 zayıf ineği yediğini ve 7 yeşil başak, 7 de kurumuş başak gördüm. Eğer rüya tabiri biliyorsanız, bu rüyamı tabir edin dedi. Onlar, Biz böyle rüyaları tabir edemeyiz dediler. Hz. Yusuf ile zindanda kalan şerbetçi, Hz. Yusuf’un rüya tabir ettiğini hatırlayarak; Ben bu rüyayı tabir ettireceğim dedi. Hz. Yusuf’un yanına gitti. Mısır hükümdarının rüyasını anlatıp tabirini istedi.
Ey taze bahar kokulu!
Senin güzelliğinle tanışınca, yeryüzünün bütün güzellikleri matemlerinden karalar giyindi. Bütün güzellikler, Senin ışığının etrafında pervane oldular .
Yeryüzünün bütün güzellikleri, bütün aydınlıkları, karanlıkların Seni sevmediği kadar sevdiler Seni. Yarasa güneşten hoşlanmıyorsa yarasanın gözüne ışık düşmez.Yarasa Güneş'in ışığını bilmiyorsa, ışığıyla yanıp tutuşmaz. Biz ışığı ve aydınlığı seviyoruz.
[size=13][b]BU AKŞAM HİNDİSTAN'DA
Hz. Süleyman'ın sarayına kuşluk vakti saf bir adam telaşla girer. Nöbetçilere, hayati bir mesele için Hz. Süleyman'la görüşeceğini söyler ve hemen huzura alınır. Hz. Süleyman (a.s) benzi sararmış, korkudan titreyen adama sorar:
"Hayrola ne var? Neden böyle korku içindesin? Derdin nedir? Söyle bana..."
Adam telaş içinde:
PEYGAMBERLER BİLE İMRENİR
Hazreti Ömer radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatıyor:
Allah'ın kulları arasında öyle kimseler vardır ki, Peygamber ve şehîd olmadıkları halde, kıyamet gününde Allah nezdindeki mevkileri sebebiyle Peygamberler ve şehîdler de onlara gıpta edeceklerdir.
Sahabîler:
— Ey Allah'ın Resulü, bunların kimler olduğunu bize bildirir misin? diye sordular.
ÜMMETİ MUHAMMED'İN AFFI
Amir bin Sa'd radıyallahü anh babasından naklen anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm ile beraber Medine'ye gitmek üzere Mekke'den yola çıktık ve Azverâ isimli mıntıkaya yaklaştığımızda, Nebiy aleyhisselâm indi ve ellerini kaldırıp bir müddet Allah'a dua ettikten sonra yere kapanıp secde etti. Secdede uzun bir süre durdu, yine ellerini kaldırıp bir müddet Allah'a duada bulunduktan sonra yere kapanarak secdeye vardı; yine Uzun bir süre durduktan sonra tekrar ellerini kaldırarak, bir süre daha Allah'a dua etti ve sonra yere kapanarak secde etti. Bundan sonra da şöyle buyurdu:
Hz.İbrahim (a.s), nemrud un mancınığından fırlamış ateşe doğru uçmaktadır.
ALLAH (C.C.) Hz. Cebrail'e emreder:
''Yetiş, dostumu kurtar da ateşe düşmesin''der..
Cebrail yetişir.
Hak dostunu tutar.Hz.İbrahim ise kaşlarını çatarak sorar:
''Benim bu halimden O'nun haberi var mı?''
''Evet''der, Cebrail..
Bu cevap üzerine İbrahim; ''Öyleyse çekil aradan''diye devam eder.
Halis ECE
H I D I R E L L E Z
Hızır ve İlyas aleyhimesselâm
Miladi takvimle 6 Mayıs günü Hıdırellez’dir. Hızır günleri yani yaz mevsiminin başlangıcı sayılan 6 Mayıs günü, Rumî senede Nisan ayının yirmi üçüncü gününe rast gelir.
Bilindiği gibi Rumî takvimde yıl, Hızır ve Kasım (yaz ve kış) günleri olarak ikiye ayrılır. Mayıs ayının 6’sında Hızır ile yaz başlar, 186 gün sürer. Kasım ayının 8'ine kadar devam eder ve bundan sonra kış başlar. 179 gün sürer. Şubat'ın 29 çektiği artık yıllarda ise 180 gün olur.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bana (bir kere) salat okursa Allah da ona on salat okur ve on günahını affeder, (mertebesini) on derece yükseltir." (Yine Nesai`de Ebu Talha (ra)`dan gelen bir rivayet şöyle: "Bir gün Resulullah (sav), yüzünde bir sevinç olduğu halde geldi. Kendisine: "Yüzünüzde bir sevinç görüyoruz!" dedik. "Bana melek geldi ve şu müjdeyi verdi: "Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: "Sana salavat okuyan herkese benim on rahmette bulunmam, selam okuyan herkese de benim on selam okumam sana (ikram olarak) yetmez mi?")
Aşk-ı Nebi * Nevbahar * Gelin Ey Kardeşler * Osmanlı Torunuyuz * Sultanlar Sultanı * Gönül Kuşu * Özlüyorum * İki Gözüm * İlk Işık * Dervişhan 1 * Çağrı - Soundtrack * Acem Bülbülleri * H.K. Karma İlahiler * Adı Güzel * Talaal Bedru * Yanik Gönüller * Fani Dünya * Bahar Çiçekleri * Bad-i Saba * Selam Götürün * Ben Bir Zata Aşık Oldum * İlahiler ve Kasideler * Gülbeste * Yeşil Kubbe * Imparadies
Adem Şen * Ama Kardeşler * Çocuk İlahileri * Beytullah Kuzu * Boskurtun Bülbülleri * Dervişhan * Film Müzikleri * Grup Samen * Hasan Kılıçatan * Küçük Ahmet * Kemal Fahmi * M.Emin Ay - M.Demirci * M.Kocacan & R. Kapusuz * M.Sandal & R.Kaya * Mehmet Emin Ay * Mehmet Kef * Mehmet Yetkin * Recep Kapusuz * Yakup KILIÇ