* * * ONLINE ILAHI DINLERKEN SITEDE DOLAS * * * | |||
| Açılış Sayfası Yap | (ctrl+D) Favorilere Ekle | ||
Halis ECE
Bir testi şebnem
Topyekün dünya Müslümanları olarak son birkaç asrı ve özellikle de 20. ve 21 asrı maalesef buruk acılarla, mağmum tebessümlerle yaşıyoruz.
Günlerimiz... aylarımız... yıllarımız... gece ve gündüzlerimiz âdeta birbirine karışmış; ruhanî ve lâhûtî atmosferden uzak, huzur ve sükûnete hasret...
Lafla peynir gemisi yürümez; ama siyaset gemisi pekâlâ yürür. (Cenap Şehabettin)
Ağaç kökünden, insan kulağından sulanır; sahâbe-i kirâm kulaktan âlim oldular. (Lâ edri)
Dökülen süte ağlamanın bir faydası yoktur. Yapacağımız şey bundan sonra dökmemektir. (Dale Carnegie)
Engellerden yılmayın! Hayat yolundaki engeller aşılmak içindir, takılmak için değil. (Lâ edrî)
Bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice şovalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş.
Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.
Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormus:
"Neden kuyruğunu kovalıyorsun?"
Yavru kedi yanıt vermiş:
"Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladıgımda mutluluğa kavuşacagım."
Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş:
"Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi yoluma gitsem hep peşimden geliyor."
Bir SENE'nin kıymetini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun.
Bir AY'ın kıymetini anlayabilmek için premature bebeği dünyaya getiren anneye sorun.
Bir HAFTA'nın kıymetini anlayabilmek için haftalık bir derginin editörüne sorun.
Bir DAKİKA'nın kıymetini anlayabilmek için treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.
Bir SANİYE'nin kıymetini anlayabilmek icin, bir kazayı kıl payı atlatmış bir kişiye sorun.
Atalarımızın her sözünde bir ders, bir öğüt vardır. Onlar, yılların tecrübeleriyle bizleri özlü sözleriyle aydınlatırlar. Hangi olaylar karşısında, hangi davranışlarımızı sergilememiz gerektiğini hatırlatırlar. Bizleri uyarırlar. Bu sözler bizler için, hayatımızı aydınlatan ışıklardır.
Atasözlerimizdeki öğütlerin kaynağı; inancımız, ondan beslenen gelenek ve göreneklerimizdir. Her atasözü, verdiği mesajı ile bizleri, inancımızı, kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi yaşamaya çağırır.
Ben Mevlid okuma usulünü öğrenmek istiyorum. Mehmet Yetkinin okuyuşunu burdan indirmiştim. -sağolsunlar site yönetimi isteğim üzere eklemişlerdi buraya- Onu dinliyorum ama tam olarak aralarda okunması gereken ilahiler fln fiksmidir değilse neler olabilir OKuyan bilen birileri biraz bana tarif ile yardım edebilirmi ltfn.. tşkrler
[b]O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.
[b]Hiçbir filiz kendi gölgesinden öte bir yerde ölümü tatmamıştır..”
Ey gözlerime bahşedilmiş mucize,
Ey yüreğime hediye edilmiş Cennet kokusu,
Ey nefesime serpiştirilmiş bir yudum taze hayat,
Kan ter içinde susuz dudaklarıyla ve semâya dönen dualarıyla “ bir avuç deryâ’yı “ dileyen bir Haziran Cumartesi vaktinden düşüyorum sen kokan bu satırları..Vaveylâ eden bir öğle saatinde bulunduğun yerin deli rüzgarlarında düşlüyorum seni..Deli esen rüzgara inat başını eğmeyen gözlerine baka baka seni sevdiğimi haykırıyorum dua dua.... Kulağımda yankılan Cennet şarkılarıyla yeniden huzuru doldururken seni çekiyorum içime.. Toprak kokan benliğimle deniz kokan türkülerin söylendiği yüreğine akıyorum.. Sen mavi bir deryâ, ben sana kavuşmayı arzulayan - ruhi haliyle- Leylâ.. Sana gelen yollarıma sunulmuş tüm engelleri teker teker aşarak sana koşuyorum. Yüreğimde toprak kokusu, yüreğimde sana bir an evvel kavuşma çoşkusu..Hadi sevgiliKapılarını, perdelerini sonuna kadar arala.. Mevcudiyetinin ve geleceğinin tek idamesi / gayesi koca yürekli “ umut “ sayfalarına bir “ Elif “ miktarı “gül”ümse olmaya geliyorum.. Heybemde yetiştirirken her nefesine bir “ Elif “ miktarı huzuru kattığım birkaç sevda gülü ve nefesimde Cennet tahayyülü ile sana koşmaktayım..Yıllarca sana sakladığım yüreğimi benden emin olana “ sana “ katmaya geliyorum.. Yollarım sana, menzilim sana..Kan ter içinde kalan Haziran ayının aksine ben “ senin gözlerinde “ yaşlanmayı diliyorum.Senin mevcudiyetine idrakim tamamdır artık.. Gayri benliğim senin varlığında sonlansın sevgilim…Çünkü biz bir mucizenin gerçeğe en yakın halinde sevdik birbirimizi.. Biz ki; dallarında bir “ Elif “ miktarı huzur, köklerindeki taze umutları taşıyan gül-i râna’nın sevdaya sunulan bir avuç mutluluğuyuz..
[b]Varlığa katılma müsaademizin parolası "Bismillahirrahmanirrahîm"in ilk söyleyicisi, ilk öğreticisisin.
Allah'ı Rahman diye bildik yüzünden; yağmurumuz oldun dünya çölünün ateşinde.
Allah'ı Rahîm diye bildik sözünden; umudumuz oldun hesap gününün telaşında
Sen ki, ezelî hitabın ete kemiğe bürünmüş hâlisin.
"Elhamdülillah" sözüyle dillenen sonsuz minnettarlığımızın en açık temsilcisisin.
[b]Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Halis ECE
"Kültür" nedir, "irfan" neye denir?
Bir mevzûda kazanılan sistemli ve geniş bilgi demek olan “kültür”ü Andre Malraux şöyle târif ve izah ediyor:
“Kültür; okuyan ve bilgi sahibi olup düşünen insanın zevkini, tenkit etme ve hükümler verme kabiliyetini inkişaf ettirmesidir. Bir milletin kültürü; onun bütün fertlerinin sahip olduğu hissiyat, hadiseleri karşılayış ve idrâk ediş tarzlariyle, topyekün tarihi içinde meydana getirdiği fikir ve sanat mahsulleri ve kıymet hükümleridir. Kültür, onu vücuda getirmiş olan milletin malıdır.”
MEHMED NİYAZİ, ZAMAN, 15 Ekim 2007 Pazartesi
T u t u n a m a y a n l a r
Postmodern romancılarımızın öncülerinden olan Oğuz Atay'ın en önemli eseri 'Tutunamayanlar'dır. Romanda tek parti dönemini ele alır; büyük bir heyecanla yapılan devrimleri hiciv üslubuyla değerlendirir.
Aydınlarımızın eski Yunan'daki bilmediği düşüncelerin ezberciliğini yaptıklarını belirterek günümüzdekilerin de aktüel Batı'dan habersiz olduklarını telmihle işe başlar.
Yaza dair söylenebileceklerin ardından..
Şimdi bahar zamanıdır... Baharı tamamlamanın zamanıdır artık..
Yarım bıraktığımız yerden..
Ki bıraktığımız yerde de değildir aslında... Bir yaz geçmiştir üstünden.. Sararta sararta...
Bir yaz daha bitti..
Başlangıçların zamanıdır artık.. Her şeyin yenisine başlanır. Bahar hariç...
Nasıl geçtiğini anlayamadan geçti işte.. Gözlerimizin önünden akıp gitti.. Ya da.. Biz onun içinden akıp gittik.
GURBET
Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez,akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!
Titrek parmağınla tutub tığını,
Alnıma işleme kırışığını;
Duvarda emerek mum ışğını,
Bir veremli rengini bağlama gurbet!
Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız annem gibi o ılık sesle,
Aşk.. Gök kubbenin altındaki en gizemli kelimelerden biri... Bilinemeyen... Belki bilindikçe daha da bilinecek renkleri, desenleri ortaya çıkan... Tanımlanamayan... Belki binlerce kez tanımı yapılmış olmasına rağmen tanımlanamayan... Aşk... Belki de bin bir başlı bir ırmak, her birinin yolculuğu ayrı, ama hepsinin ulaşmak istediği deniz bir...
Sizler de farkındasınız, son zamanlarda aşktan çok söz edilir oldu. Dünyanın her yerinde aşk üzerine konuşmalar yapıldı ve konuşulanlar öyle ulu orta, basit ve hatta bayağı idi ki âdeta kavramın içi boşaldı, kelime ucuzladı, kısmen cinselliğe indirgendi ve magazin konuları arasına girdi. Oysa aşkın gerçekliğini yitirmesi, nihayet yine insanın ve hayatın erozyona uğraması demekti ve yazık ki insanoğlu başından beri en muhtaç olduğu, en ziyade tutunması gereken duyguyu da hoyratça zedelemekten kaçınmadı. Artık aşk kelimesini "yapmak" eylemiyle birlikte kullanabiliyor, "Yeni bir aşk arıyorum" yahut "Ben her bahar aşık olurum" gibi şarkı sözlerini mırıldanarak "Yaz aşkı" , "Arkadaşımın aşkıyla" gibi bayağı ve ahlaksız cümlecikler kurabiliyoruz.
Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve aşığın bütün biyografisi, bu “ilk bakışın öncesi ve sonrası”ndan ibarettir. Kalpte ateşin yükselmesi, aklın ve sabrın ateşe düşmesi o ilk bakış ile başlar. Kılıcın kınından sıyrılması yahut okun yaydan fırlamasıdır bu. Sevgilinin yüzü kınında bir kılıç yahut sadakta bir yay gibidir; bakış onu kınından ve sadağından çıkarır.Sevgili’nin yüzümü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır.
gönül sevdana budem dos ateşi aşkını saldı
baharın şebnemi ile vusulün bahrine daldı
vema erselnake illa rahmetenlil alemiyn
ol alemiyn ziyasından rıayılutf ile kaldı
********

********
adını andığım da
yüreğime akanlara şaşıyorum
ben miyim bunları dizen
yoksa
seni seven varda ben elçi miyim
Bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış...
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.
Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
selamun aleykum...
bı kardeşimiz dınler arası dıyalog konusunda bır soru sormuş...
tamam dığer dınlerde hrıstıyanlıkta musevılıkte hak dınler fakat :
kuran-ı kerım ve islamıyet yeryuzune nazıl olduğu andan ıtıbarenn. dığer dınlerın hukmu kalkmııştır. dolayısıyla dinler dmek ıçın ıslamıyetten başka bır dını daha kabul etmenız gerekırkı çok tehlıkle..!
Aşk-ı Nebi * Nevbahar * Gelin Ey Kardeşler * Osmanlı Torunuyuz * Sultanlar Sultanı * Gönül Kuşu * Özlüyorum * İki Gözüm * İlk Işık * Dervişhan 1 * Çağrı - Soundtrack * Acem Bülbülleri * H.K. Karma İlahiler * Adı Güzel * Talaal Bedru * Yanik Gönüller * Fani Dünya * Bahar Çiçekleri * Bad-i Saba * Selam Götürün * Ben Bir Zata Aşık Oldum * İlahiler ve Kasideler * Gülbeste * Yeşil Kubbe * Imparadies
Adem Şen * Ama Kardeşler * Çocuk İlahileri * Beytullah Kuzu * Boskurtun Bülbülleri * Dervişhan * Film Müzikleri * Grup Samen * Hasan Kılıçatan * Küçük Ahmet * Kemal Fahmi * M.Emin Ay - M.Demirci * M.Kocacan & R. Kapusuz * M.Sandal & R.Kaya * Mehmet Emin Ay * Mehmet Kef * Mehmet Yetkin * Recep Kapusuz * Yakup KILIÇ